Gazze'de ramazan artık takvimde bir ayın adı değil; sabrın, yokluğun ve direnişin başka bir adı. Bir zamanlar iftar saatine doğru sokakları sevinç kaplardı. Fırınların önünde kuyruk olur, çocuklar ellerinde küçük poşetlerle ama büyük neşelerle evlerine ekmek taşırdı. Şimdi o sokakların büyük bölümü siyonist saldırılar nedeniyle yok oldu. Enkaz dolu sokaklar ince bir bez parçasının gölgesinde hayatta kalmaya çalışan insanların sığınağı.

ATEŞKESE UYMUYORLAR
Ateşkese siyonist İsrail uymuyor. Gazze'de geceler hâlâ tehlikeye gebe. Çünkü elektrik yok. İftar sofraları çoğu zaman tamamen karanlıkta kuruluyor. Bir annenin en büyük duası artık çocuğunun tok yatması değil, sabaha sağ çıkması. Sahur vakti alarm çalmıyor; patlama sesleri uyandırıyor insanları. Yağmur yağdığında çadırların içine su doluyor. Rüzgar estiğinde bez parçaları savruluyor. Terör devleti İsrail, göz göre göre bir halkı en kutsal ayda yokluğa mahkum ediyor. Rahmet ayı siyonist caniler nedeniyle Gazzeli bebeklerin çığlıklarıyla yankılanıyor. Çamurun içindeki bir çocuğun çıplak ayakları, bu ayın en ağır manşeti... Suya erişim en büyük problem. Ekmek var ama herkese yetmiyor. Pazar tezgâhlarında görünen birkaç ürün, çoğu aile için ulaşılmaz. Çünkü iş yok, gelir yok, hayat yok. Ramazan sofraları artık kalabalık değil; eksik. Teravih için camiye gitmek bile bir cesaret işi. Çünkü hangi sokağın güvenli olduğu bilinmiyor. Çocuklar artık mahyaları değil, bombaların düşüşünü izliyor. Ve o gökyüzü, onlar için yıldız değil, tehlike demek. Zira siyonist uçaklar tepelerinde geziyor. Oruç burada sadece aç kalmak değil; korkuyla, belirsizlikle, yoksullukla birlikte sabretmek demek.

SABIRLA KARŞILANAN BİR AY
Her iftar vakti, sadece bir günün daha bittiği anlamına gelmiyor. Bu topraklarda ramazan artık sessiz bir çığlık. Çadırların arasından yükselen dualar, dünyanın geri kalanına ulaşır mı bilinmez. Ama bilinen bir şey var: Gazze, bir ayı daha sabırla idrak ediyor. Ve bu sabır, açlığın, yıkımın ve belirsizliğin tam ortasında göğüsleniyor.

İNSAN ONURUNA YAKIŞMAYAN BİR DURUM
Gazze Belediye Başkanı Dr. Yahya Al-Sarraj, ateşkesin neden sahada işlemediğini, Gazze'de ramazanın nasıl karşılandığını ve uluslararası topluma yönelik çağrılarını net ifadelerle anlattı: "Gazze Şeridi, bir hafta önce ramazan ayını üçüncü kez karşıladı; ancak hâlâ İsrail işgalinin aralıksız süren saldırıları altında. Ocak 2026'da ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen, insani kriz büyük ölçüde devam ediyor. Gazze halkının neredeyse tamamı yerinden edilmiş durumda ve insan onuruna yakışmayan, gerekli imkânlardan yoksun kamplarda yaşıyor."

GAZZE SENELERDİR ORUÇ TUTUYOR
"Çadırlar eski, yıpranmış ve yaşama elverişli değil. Yağmurlu ve fırtınalı havaya uygun olmadığı gibi yaz sıcağından da korumuyor. En fazla acıyı çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar çekiyor. Elektrik kaynağından tamamen kesilmiş durumda; tek elektrik santralinin çalışmasına izin verilmiyor. Vatandaşlara ulaşan su miktarı sınırlı ve yetersiz; üstelik büyük bir kısmı içilemeyecek kadar tuzlu. İnsanlar yıkık binaların ortasında iftar açıyor. Gazze zaten senelerdir oruç tutuyor. Allah'a her zamankinden daha derin bağlıyız. Çocuklar ramazan neşesi yerine, İsraillilerin saldırılarının sesini duyuyor."

DERİN BİR HÜZÜN YAŞIYORUZ
"İşgal, pazarlara lüks ürünlerin girişine yüksek fiyatlarla izin verirken; gıda, ilaç, tıbbi ekipman, tarım makineleri ve gübre gibi temel ihtiyaçların girişini büyük ölçüde kısıtlıyor. Filistin halkı sabrı ve dayanıklılığıyla bilinse de, derin bir öfke, hüzün ve hayal kırıklığı yaşanıyor. Ateşkes maddeleri uygulanmadı; öldürme, yıkım ve kısıtlamalar durmadı.

Sınır kapıları açılmadı, yaralıların seyahatine sadece sınırlı ve son derece zor şartlarda izin verildi. Gazze'nin bugünü bombalanırken, geleceği de yok ediliyor. Sahur sevinci, iftar heyecanı yok. Derin bir yokluğun içinde varlık mücadelesi veriyoruz. Refah Sınır Kapısı'ndan dönüşler çok sınırlı tutuldu ve dönenlere kabul edilemez bir sertlik ve aşağılamayla davranıldı. İhtiyaçlar hâlâ çok büyük. Tüm sınır kapılarının açılması, gıda, ilaç, ekipman, inşaat malzemeleri ve geçici barınakların girişine izin verilmesi gerekiyor. Öldürmenin ve yıkımın tamamen durdurulmasını istiyoruz. Arabulucular ve garantörlerden, işgali imzalanan anlaşmalara uymaya zorlamalarını talep ediyoruz."