Uluslararası krizlerin sertleştirdiği küresel atmosfer, bazı ülkeleri diplomatik olarak ayrıştırırken bazılarını ise ortak zeminde buluşturuyor. Gazze'de yaşanan insani trajediye yönelik benzer siyasi tepkiler ve İran merkezli gerilimlerin oluşturduğu bölgesel güvenlik kaygıları, Türkiye ile İspanya arasında dikkat çekici bir diplomatik yakınlaşma doğurdu. İki ülkenin uluslararası hukuk vurgusu, sivillerin korunmasına yönelik hassasiyetleri ve krizlerin büyümemesi yönündeki diplomatik çağrıları, Ankara ile Madrid hattında yeni ve güçlü bir diyalog zemini oluşturdu.
Ancak bugün gözlenen bu yakınlaşma, yalnızca güncel siyasi gelişmelerle açıklanamayacak kadar tarihsel bir arka plana sahip. 15. yüzyılda Engizisyon baskısından kaçan Yahudilere Osmanlı İmparatorluğu'nun kapılarını açması, tarihin en büyük insani dayanışma örneklerinden biri olarak kayda geçti. Osmanlı donanmalarının Akdeniz'de İspanyol filolarıyla giriştiği büyük mücadeleler, iki imparatorluğu aynı tarih sahnesinde karşı karşıya getirdi. İspanyol edebiyatının ölümsüz ismi Cervantes'in Osmanlı coğrafyasında geçirdiği esaret yılları ise iki toplumun hafızasını kültürel düzlemde kesiştiren çarpıcı örneklerden biri oldu. Endülüs medeniyetinin mimari ve bilimsel mirası da İslam dünyası ile İspanyol tarihini birbirine bağlayan güçlü kültürel köprüler kurdu.

Bugün diplomasi masasında kurulan yeni temaslar, işte bu tarihsel hafızanın üzerine inşa ediliyor. Devletler arası yakınlaşma, toplumlar arası etkileşimi de hızlandırıyor. Son dönemde sosyal medya platformlarında İspanyol kullanıcıların Türk kültürüne yönelik ilgisinin belirgin biçimde arttığı görülüyor. İki ülke bayraklarının ve sembollerinin birlikte kullanıldığı dostluk mesajları dijital mecralarda geniş yankı buluyor. Kültürel merakın artması, ortak Akdeniz yaşam tarzına yapılan vurgular ve karşılıklı sempati dili, diplomatik yakınlaşmanın toplumsal zeminde de karşılık bulduğunu gösteriyor.
EDEBİYATTA TEMELLERİ ATILAN DOSTLUK
Türkiye ile İspanya arasındaki ilişkiler çoğu zaman diplomatik belgelerden çok, insan hikâyeleriyle anlatılır. İşte tarih kitaplarının tozlu sayfalarında kalmış ama oldukça çarpıcı birkaç anekdot:
1580'lerde genç bir İspanyol, Akdeniz'de korsanların saldırısına uğradı. Esir alınarak Cezayir'e götürüldü. Bu kişi daha sonra dünyanın en ünlü romanlarından birini yazacak olan Miguel de Cervantes'ti. Beş yıl boyunca esaret altında kalan Cervantes, birkaç kez kaçmaya çalıştı. Osmanlı yöneticilerinin onu idam etmek yerine çoğu zaman cezalandırmakla yetindi. Sonunda ailesinin topladığı fidye ile serbest bırakıldı. Yıllar sonra yazdığı eserlerde, Osmanlı dünyasına dair ayrıntılar ve karakterler görülür. Edebiyat tarihçilerine göre Cervantes'in Akdeniz'de yaşadığı bu deneyimler romanın hayal dünyasını doğrudan etkiledi.

İSTANBUL'DA İSPANYA İZLERİ
20. yüzyılın ortalarında İspanya'dan gelen bazı akademisyenler İstanbul'u ziyaret ettiklerinde şaşırtıcı bir sesle karşılaştı. Şehrin eski mahallelerinde yaşayan bazı yaşlılar, İspanyolca'ya çok benzeyen Ladino dilinde konuşuyordu. Bir İspanyol gazeteci o anı şöyle yazdı: "İstanbul'da yürürken bir anda kendi dilimi duydum. Ama konuşan insanlar İspanyol değildi." Bu karşılaşma, iki ülke arasında yüzyıllar önce kurulmuş kültürel bağların hâlâ yaşadığını gösteren ilginç bir anı olarak anlatılır. Ladino (veya Yahudi İspanyolcası), 15. yüzyılda İspanya'dan sürülen Sefarad Yahudilerinin Orta Çağ İspanyolcasını temel alarak, İbranice, Türkçe, Yunanca ve Fransızca unsurlarla geliştirdikleri bir dildir. Akdeniz, Balkanlar ve Türkiye'de yaşayan topluluklarca konuşulur.

ENDÜLÜS İSLAM MEDENİYETİ
İspanya'nın büyük bölümünde kurulan Endülüs medeniyeti, Córdoba, Granada ve Sevilla gibi şehirlerde gelişti. Özellikle Mezquita-Catedral de Córdoba çevresinde kurulan eğitim merkezleri Avrupa'nın en önemlilerinden biri haline geldi. O dönemde Avrupa'nın birçok yerinde kütüphane bile yokken, Córdoba'da yüz binlerce kitabın bulunduğu kütüphaneler vardı.
İslam düşünce tarihinin en parlak zihinlerinden biri olan İbni Rüşd, 1126 yılında bugünkü İspanya sınırları içerisinde yer alan, dönemin bilim ve kültür merkezi Kurtuba (Córdoba) şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Hukukçu bir aileden gelen ve Batı dünyasında "Averroes" adıyla tanınan büyük bilgin, doğduğu bu topraklarda aldığı eğitimle felsefe, tıp ve astronomi alanında devrim yaratacak bir kariyere imza attı.
ASTRONOMİNİN EN PARLAK İSMİ
Orta Çağ astronomisinin en parlak isimlerinden biri kabul edilen Al-Zarqali, usturlap yapımındaki teknik becerisini astronomiyle birleştirerek gökbilim tarihinde iz bırakan çalışmalara imza attı. Toledo'da geliştirdiği astronomik aletler ve hazırladığı gözlem tabloları kısa sürede Avrupa'ya yayıldı; Latinceye çevrilen çalışmaları yüzyıllar boyunca Batı astronomisinin temel kaynakları arasında yer aldı ve Zerkali'yi Endülüs'ten doğup dünyaya yayılan bilim mirasının en güçlü temsilcilerinden biri haline getirdi.

PAYLAŞIMLAR DAMGA VURDU
ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları karşısında diğer batılı ülkelerden farklı olarak İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in açıklamaları büyük beğeni topladı. Türkiye İspanya arasında esen diplomatik dostluk rüzgarları sosyal medyada Türk ve İslam kültürüne olan ilgiyi artırdı. Birçok İspanyol sosyal medya kullanıcısı Türklere özgü motifleri paylaşarak adeta kültür elçiliği yaptı. Bu durum Türkiye'nin insan odaklı ve Ankara merkezli yürüttüğü dış politika ekseninin ne kadar stratejik hamleler olduğunu da gözler önüne serdi. İşte bir kaç örnek:
SİMGELER AYNI MASADA
İspanya ile Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağlar, sosyal medyada paylaşılan dikkat çekici bir görselle yeniden gündeme geldi. İki ülkenin bayraklarının yan yana yer aldığı görselde, İspanya'nın simgesi sayılan paella ile Türkiye'nin dünyaca ünlü döner kebabı aynı sofrada buluştu. Paylaşım kısa sürede ilgi görürken, Akdeniz kültürünün iki önemli temsilcisi arasındaki dostluk ve benzerlikler bir kez daha hatırlandı.

FENOMEN HESAPLARDAN TÜRKİYE PAYLAŞIMI
17 milyon takipçili İspanyol fenomen de Türkiyeye ait sembollerin olduğu bir video paylaşımı yaptı. Paylaşım 2.1 milyon görüntüleme aldı.
4 MART DOSTLUK GÜNÜ
Paylaşımlar o denli bir seviyeye ulaştı ki artık 4 Mart sembolik olarak dostluk günü ilan edildi.
BEDAVA KEBAB!
Yine bir başka dijital platformda da Türk yemekleri övülüyor. Paylaşımda, "Bizi kurtardığınız için teşekkürler. Yaşasın ispanya. Yaşasın Türkiye, ömür boyu hepinize bedava kebap" ifadelerini yer alıyor.
TÜRKİYE BAŞIMIZA GELEN EN İYİ ŞEY
El Barbas isimli sanal medya kullanıcısı ise "Türkiyer başımıza gelen en iyi şey." paylaşımıyla ülkemize olan sempatiyi gözler önüne serdi.