Batı'nın kendisini 'medeniyetin merkezi' olarak tanıttığı yüzyıllar boyunca, karanlıkta kalan bir başka gerçek daha vardı: Çocukların, savaşların ve sistematik istismarların en sessiz kurbanları oluşu. Kilise skandallarından sömürge savaşlarına, modern askeri operasyonlardan 'insan hakları' söylemiyle yürütülen müdahalelere kadar uzanan bu tablo, Batı dünyasının ahlaki iddialarıyla sahadaki pratikleri arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.
Son yıllarda ortaya saçılan kilise merkezli çocuk istismarı dosyaları, yalnızca bireysel suçların değil, kurumsal örtbas mekanizmalarının da varlığını kanıtladı. Aynı Batı, uluslararası arenada çocuk haklarının en yüksek sesli savunucusu olurken; savaş sahalarında, ambargolarda ve askeri operasyonlarda çocuk ölümlerinin kaçınılmaz yan etki olarak görülmesine göz yumdu.
Ortaya çıkan büyük resim şu: Batı'nın çocuk hakları söylemi ile sahadaki uygulamaları arasında ciddi bir tutarsızlık bulunuyor. Bir yanda kürsülerde verilen dersler, diğer yanda enkaz altından çıkarılan çocuk bedenleri... Bu ikili yapı, artık sadece eleştirilerin değil, küresel bir sorgulamanın da merkezinde yer alıyor.

ARŞİVDEKİ KARANLIK GERÇEKLER
Batı dünyası, yüzyıllardır kendisini insan hakları, özgürlük ve medeniyet kavramlarının taşıyıcısı olarak konumlandırıyor. Uluslararası hukuk metinlerinden akademik kürsülere, diplomatik söylemlerden medya diline kadar uzanan geniş bir alanda bu iddia sürekli yeniden üretiliyor.
Ancak tarihsel kayıtlar, arşiv belgeleri ve güncel gelişmeler birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo, bu söylemin sahadaki karşılığının son derece tartışmalı olduğunu gösteriyor. Özellikle söz konusu çocuklar olduğunda, Batı'nın hem geçmişte hem de bugün sergilediği pratikler ile savunduğu değerler arasındaki mesafe daha da görünür hale geliyor.
Yakın dönemde kamuoyuna yansıyan kilise merkezli istismar dosyaları, yalnızca bireysel sapkınlıkların değil, bu suçların uzun yıllar boyunca sistematik biçimde gizlenebildiği kurumsal yapıların varlığını da açığa çıkardı. Farklı ülkelerde yürütülen soruşturmalar, on yıllar boyunca çocukların korunamadığını, aksine çoğu zaman susmaya zorlandığını ortaya koydu. Bu durum, Batı'nın kendi içindeki denetim mekanizmalarının ne ölçüde işlediği sorusunu beraberinde getirirken, 'ahlaki üstünlük' iddiasının da ciddi şekilde sorgulanmasına neden oldu.
Öte yandan mesele yalnızca kurum içi skandallarla sınırlı değil. Savaşlar ve askeri müdahaleler söz konusu olduğunda, çocukların maruz kaldığı yıkım çok daha geniş bir boyut kazanıyor. Modern savaş doktrinleri her ne kadar 'sivillerin korunması' ilkesini merkeze aldığını iddia etse de, sahadaki gerçeklik bunun her zaman karşılık bulmadığını gösteriyor.

SİSTEMATİK ÇOCUK TACİZİ
TAZMİNATLA SUSTURDULAR
ABD Katolik Başpiskoposlar Konferansına bağlı John Jay College tarafından yapılan araştırmaya göre, 4 binden fazla Katolik rahip, 10 bin 667 çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlandı. Hollanda'da bir kilise tarafından kiliselerdeki cinsel istismarı araştırmak için komisyon kuruldu. Komisyonun geçen yıl sunduğu raporda, 8 yılda 3 bin 712 cinsel istismar bilgisi geldiği belirtildi. Ardından, bin 599 kişi şikayette bulundu ve mağdur olan 941 kişiye tazminat ödendi. Bunun 381'i ağır istismara maruz kalanlardan oluşması dikkat çekti.

330 BİN ÇOCUK CİNSEL İSTİSMAR MAĞDURU
Fransa'da Kliselerde Cinsel İstismar Bağımsız Komisyonu'nun hazırladığı rapor ise Batı'yı sarstı. Rapor 2.5 yılda hazırlandı. Rapora göre Katolik kiliseye bağlı özel okullarda ve kurumlarda 1950 yılından bugüne kadar 330 bin çocuk ağır cinsel istismara maruz kaldı.
DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLAR KAYIP
İngiltere'de sosyal hizmetlerin bakımında bulunan 2.400'den fazla çocuğun geçen yıl kaybolduğu ortaya çıktı. SafeCall programı, çocukların insan tacirlerinin eline düşmüş olabileceğine dikkat çekti.

473 MİLYON ÇOCUK ÇATIŞMA BÖLGESİNDE
BM Çocuklara Yardım Fonu'na (UNICEF) göre dünyada her beş çocuktan biri yani 473 milyondan fazla çocuk çatışma bölgelerinde yaşıyor.
VATİKAN RAHİPLERİ ALEYHİNDE DAVA
Avustralya'da, Kraliyet Komisyonu 4 bin kilise bağlantılı kurumda on binlerce çocuğun cinsel istismara uğradığını belirledi. Vatikan'a bağlı rahipler açılan 2 bin cinsel istismar davası ise halen devam ediyor.

EPSTEIN REZALETİ
Bu tarihsel örnekler, çocuklara yönelik sistematik istismarın yalnızca geçmişe ait olmadığını da gösteriyor. Nitekim modern dönemde patlak veren Jeffrey Epstein skandalı, güçlü ve zengin çevrelerle bağlantılı bir ağ içinde çocukların yıllarca istismar edildiğine dair ciddi iddiaları ve mahkeme kayıtlarını gündeme taşıdı. Jeffrey Epstein ve onunla bağlantılı isimler hakkında ortaya çıkan belgeler, çocuklara yönelik sömürünün farklı biçimlerde ve farklı dönemlerde devam edebildiğini ortaya koyarken, geçmişteki sistematik ihlallerle günümüz arasındaki rahatsız edici sürekliliğe dikkat çekiyor.

ÇOCUKLARIN ORGANLARI SATILDI
2003 yılında ABD tarafından işgal edilen Irak'ta büyük insani dramlar yaşandı. Özellikle sahipsiz çocukların organlarının Batı ülkelerinde zengin ailelere satıldığı iddiaları hep gündem oldu. İşgal sırasında 162 bin insan ölürken, bunun 60 binden fazlasıının çocuklar olduğuna vurgu yapılıyor.

GAZZE'DE 20 BİN ÇOCUK ÖLDÜ
ABD başta olmak üzere Batı bloğunun desteğini alan İsrail, Gazze'de dünyada eşi benzeri görülmemiş bir çocuk katliamına imza attı. 7 Ekim 2023 tarihinden ateşkesin imzalandığı güne kadar 20 bin 179 çocuk siyonist rejmin saldırılarında can verdi. Batı destekli siyonistler 154 çocuğu ise açlık ablukasıyla hayattan kopardı.

ABD, KIZ OKULUNA SALDIRDI
ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik düzenlediği saldırıda, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir kız ilkokulu hedef alındı. Saldırıda 153 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybetti.