Türkiye, son 10 yılda enerjide dışa bağımlılığın zincirlerini kırmak için tarihinin en kritik hamlelerini birbiri ardına devreye aldı. Özellikle Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde şekillenen "Milli Enerji ve Maden Politikası", Türkiye'yi ithalatçı bir ülkeden sahada kendi gücünü ortaya koyan bir aktöre dönüştürdü. Bu süreçte Türkiye, kiralık ve yabancı kontrollü sondaj düzenini terk ederek kendi filosunu kurdu; Fatih Sondaj Gemisi, Yavuz Sondaj Gemisi, Kanuni Sondaj Gemisi ve Abdülhamid Han Sondaj Gemisi gibi derin deniz sondaj gemileri envantere katıldı. Bu gemilerle birlikte Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemisi ve Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi sahaya indi, Türkiye kendi denizlerinde kendi kaderini yazmaya başladı.
TÜRKİYE KRİZE HAZIR GİRDİ
Küresel enerji dengeleri savaşın gölgesinde yeniden şekillenirken, yıllarca dışa bağımlılığın yükünü taşıyan Türkiye, bu kez oyunun dışında değil, tam merkezinde yer alıyor. Orta Doğu'da tırmanan gerilim petrol ve gaz hatlarını tehdit ederken, arz güvenliği birçok ülke için kırılgan hale geldi. Ancak Türkiye, son 10 yılda attığı kararlı adımlarla bu kırılganlığa karşı kendi kalkanını oluşturdu. Denizlerde kurulan milli filo, Karadeniz'de keşfedilen dev rezervler ve Gabar'da yükselen üretim, bugün yaşanan küresel krizin ortasında Türkiye'nin elini güçlendiren en kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.

STRATEJİK HAMLELER SONUÇ VERDİ
Küresel kırılmanın ortasında Türkiye'nin son 10 yılda attığı adımların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Milli Enerji ve Maden Politikası ile birlikte hedefler sistematik şekilde hayata geçirildi. Bugün gelinen noktada Türkiye, kriz dönemlerinde dahi enerji akışını yönetebilen sayılı ülkeler arasında girmeyi başardı.
Dışa bağımlılık azaldı
Yerli üretimi arttı
Enerji arz güvenliğini sağlandı
MİLLİ ENERJİ DOKTRİNİ
2017 yılında ilan edilen Milli Enerji ve Maden Politikası, Türkiye'nin enerji kaderini değiştiren en kritik eşiklerden biri oldu. Bu stratejiyle birlikte Türkiye; hedeflerini sahaya indirdi. Bu süreç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Enerjide bağımsız Türkiye" hedefinin somutlaşması olarak kayıtlara geçti.
Kendi gemileriyle arama yapma
Kendi mühendisliğiyle üretim gerçekleştirme

DENİZLERDE ENERJİ HAKİMİYETİ
Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı dönenminde ilk olarak alınmaya başlayan sondaj gemileri, enerjideki dışa bağımlılığımızın da seyrini değiştirdi. İlk sondaj gemimiz 2017 yılında alındı. Gemiye Fatih ismi verildi. Daha sonra sırasıyla; Yavuz (sondaj), Kanuni (sondaj), Abdülhamid Han (sondaj), Barbaros Hayreddin Paşa (sismik) Oruç Reis (sismik) gemileri filoya katıldı. Türkiye, bu yatırımlarla dünyada derin deniz sondaj filosuna sahip sayılı ülkeler arasına girdi. Bugün, Karadeniz'de aktif üretim, Akdeniz'de stratejik aramalar ve sürekli yeni rezerv keşfi hedefi bu dev filoyla yürütülüyor.
DEV DEPOLAMA ALANLARI
Türkiye yalnızca üretimi değil, arz güvenliğini de güçlendirdi. Türkiye, enerji arz güvenliğini artırmak amacıyla 3 aktif FSRU (Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi) terminaliyle hizmet veriyor. Bunlar; İzmir Etki Liman, Hatay Dörtyol ve Saros FSRU terminalleri. Bu tesisler, LNG gemilerinden gelen sıvılaştırılmış doğalgazı gazlaştırarak ulusal sisteme aktarıyor. Türkiye'nin günlük gazlaştırma kapasitesini 150 milyon metreküpün üzerine çıkarıyor.

KARADENİZ'DE TARİHİ KEŞİF
2020 yılında Karadeniz'de keşfedilen Sakarya Gaz Sahası, Türkiye'nin enerji tarihinde bir dönüm noktası oldu. Yaklaşık rezerv 320 milyar m³ civarında. İlk gaz akışı 2023 yılında gerçekleşti. Günlük 9 milyon metreküp gaz çıkartılıyor. Zonguldak Filyos'ta kurulan tesisle birlikte gazın doğrudan sisteme verilmesi sağlandı. Bu keşif, Türkiye'nin "ithal eden değil üreten ülke" hedefinde en kritik adım olarak kayıtlara geçti.
GÜÇLÜ LNG ALTYAPISI
Türkiye'nin arz güven- güvenliğinde kritik rol oynayan liğinde temel kara LNG terminal-terminalleri, BOTAŞ'a ait Marmara leri, Ereğlisi LNG Terminali ve İzmir'deki EgeGaz LNG Ter- Terminali'dir. Bu terminaller, minali'dir. sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) depolayıp tekrar gazlaştırarak sisteme veriyor. 3 FSRU ünitesiyle birlikte Türkiye'nin yüksek kapasiteli gazlaştırma alt-altyapısını oluşturuyor.

GABAR'DA PETROL DEVRİMİ
Enerjide bağımsızlık hamleleri denizlerle de sınırlı kalmadı. Şırnak'taki petrol keşifleri de milletin hanesine artı olarak yazıldı. Türkiye'nin en büyük kara keşiflerinden biri olan Gabar'daki petrol üssünden günlük 100 bin varile yakın petrol çıkartılıyor. Yıllarca terörle anılan bölge bugün enerji üssü olarak gösteriliyor.
AVRUPA'NIN EN BÜYÜK GAZ DEPOLAMA TESİSİ
Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlayan en önemli altyapılar olan Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesisleri oldukça stratejik bir öneme sahip. Tesisler kış aylarında Türkiye'nin günlük doğalgaz ihtiyacının dörtte birini karşılayabiliyor. Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi Avrupa'nın deniz üstündeki en büyük doğal gaz depolama tesisi olması hasebiyle önem taşıyor. Tesis, 4.6 milyar metreküp depolama, 75 milyon metreküp günlük geri üretim kapasitesine sahip. Bu yatırımlar sayesinde Türkiye, küresel enerji krizlerinde arz kesintisi yaşamayan nadir ülkelerden biri oldu.

ŞEBEKE HATTI GENİŞLEDİ
Türkiye genelinde doğal gaz altyapısı hızla genişledi. Şebeke uzunluğu 255 bin kilometreyi buldu. Gaz ulaştırılan bölgelerin sayısı bini geçti.
İLK YÜZER PLATFORM
Türkiye'nin ilk yüzer doğal gaz üretim platformu (FPU) Osman Gazi,Sakarya Gaz Sahası'nda doğal gaz üretimini 2 katına çıkaracak. 2 026'nın ortasında görev yapmaya başlayacak olan yüzer üretim platformu ile Karadeniz'deki mevcut doğal gaz üretimi günlük 20 milyon metreküpe çıkacak. Böylece Türkiye'deki yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı Karadeniz'den karşılanmış olacak. Platform, belirlenen lokasyonda 20 yıl boyunca görev yapacak.