Olimpiyatlardan sonra dünyanın en büyük spor organizasyonu olarak görülen Dünya Kupası'nın 2026 sürümüne sayılı günler kaldı. "Başkasının atlayıp hoplayıp zıplamasından banane yahu" diyen olimpiyat sevmez katı futbolseverler başta olmak üzere tüm sporseverler için dört yılda bir gelen futbolun en büyük bayramı Dünya Kupası'nda Türkiye de üçüncü kez mücadele edecek.
Dünya Kupası 1930'daki başlangıcından 2026 yılına kadar toplam 22 kez düzenlendi. Dört yılda bir düzenlenen turnuva, II. Dünya Savaşı nedeniyle 1942 ve 1946 yıllarında yapılamamış, geri kalan dönemde kesintisiz sürdü. Bu yıl ABD, Meksika ve Kanada'nın ortaklaşa ev sahipliği yapacağı 2026 Dünya Kupası 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde oynanacak. Biz de hem bu organizasyonun önemine dikkat çekmek hem de ay-yıldızlı milli takımımızın renk kattığı günleri hatırlatmak istedik.

HERKESE UMUT OLMAK
İtalyan top toplayıcı Franco'nun 'yazı' diyerek Türkiye'nin 1954'te başlattığı Dünya Kupası serüveninde Türkiye, 2026'ya İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella yönetiminde katılıyor. Ülkesi İtalya'nın Bosna Hersek'e boyun eğdiği bu kupada, İtalyanların Carlo Ancelotti'nin çalıştırdığı Brezilya'dan daha çok Montella'nın Türkiyesi'ni takip edeceğini düşünüyorum. Zira bu takımın kaptanı Hakan Çalhanoğlu kariyerini yaklaşık 10 yıldır İtalya'da sürdürüyor.
Tarihte ilk kez 48 takımla düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 15'e yakın Müslüman ülkeden kupaya en yakın ülke, 2002'de finale çok yaklaşan Türkiye desem çok abartmış olmam sanırım. 11 Haziran'da start alacak kupada Milli Takımımız, D Grubu'nda ABD, Paraguay ve Avustralya ile birlikte yer alacak.

İlk maçımız 14 Haziran Pazar günü sabah 07'de Avustralya ile Vancouver'da (Kanada)... İkinci maçımız 19 Haziran'da Paraguay grupta son karşılaşmamız ise ev sahibi ABD ile 25 Haziran'da. Bu maçta dünyanın vicdanlı tüm uluslarının ay-yıldızı destekleyeceğinden şüphem yok. Dünyayı kana bulayan bir ülkeye sahayı dar edin çocuklar. Son söz başarının mimarı Montella'nın:
"Yabancı olabilirim ama pasaport benim için formalite; ben kalben Türküm!" Daha ne denebilir, Allah utandırmasın.
EKONOMİK KRİZDEN GİDEMEDİK!
1950'de Brezilya, Dünya Kupası heyecanını Güney Amerika'ya taşıdı. Ancak uzun süren savaştan sonra dünya yaralarını saramamış olacak ki, 10 ülke parasızlık vb. sebeplerle Brezilya'ya gidemedi. Türkiye elemelerde Avusturya'nın çekilmesi sonrası yenmesi gereken Suriye'yi yedi golle geçti. Ancak dönemin hükümeti, Futbol Federasyonu'na ödenek çıkar(a)madığı için ilk kez katılım hakkını elde ettiğimiz Dünya Kupası'na gidemedik. Biz parasızlıktan gidemezken Hindistan'ın farklı bir gerekçesi vardı. Futbolu yalın ayakla oynayan Hindistanlılar, Dünya Kupası'nda da böyle mücadele etmek istedi ancak FIFA'dan onay alamadı. Kupadaki ülke sayısı da bu sebeple 13'te kaldı.

YAZI-TURA İLE DEĞİŞEN KADERİMİZ
1954'te Türkiye'nin ilk Dünya Kupası macerası oldukça sıra dışı bir şekilde başladı. Elemelerde iki maçta taraflar birer galibiyet alınca tarafsız saha Roma'da son bir maç oynandı. 2-2 biten maçın uzatmalarında da skor değişmeyince para atışı yapıldı. Kaptan Turgay Şeren'in fikrini sorduğu İtalyan top toplayıcı Franco'nun işaret ettiği 'yazı' Türkiye'ye İsviçre bileti oldu. Bu, Dünya Kupası tarihinin en ilginç eleme hikayelerinden biri olarak kayda geçti. Türkiye kupada üç maç yaptı. En dikkat çeken karşılaşma Batı Almanya'ya 7-2 kaybettiğimiz maç oldu. Suat Mamat, Türkiye'nin Dünya Kupası tarihindeki ilk golünü attı. Bu turnuva, sonuçtan çok 'nasıl gidildiğiyle' hafızalara kazındı.
İSRAİL YİNE ORTALIĞI KARIŞTIRDI!
1958 Dünya Kupası öncesi Türk futbol tarihinin en ilginç boykot hikayelerinden biri yaşandı. FIFA, Türkiye'yi Avrupa yerine Orta Doğu/Asya grubuna dahil etti. Bir Avrupa ülkesi olarak görülmeyen Türkiye, Asya grubunda oynamayı reddetti ve Dünya Kupası'ndan daha eleme aşamasında çekildi. Türkiye'nin bu resti, sonraki yıllarda kalıcı olarak UEFA (Avrupa) çatısı altında yer almasında etkili olan dönüm noktalarından biri sayılır.

KUPA BELGESELİNİ DE BİR TÜRK ÇEKTİ
Türk milleti öylesine iddialı ki, milli takımıyla Dünya Kupası'nda olamasa da illa kupada kendine bir yer bulabiliyor. Ünlü ressam Abidin Dino (1913-1993), kendisine verilen görev gereği aslında pek de istemeden, kendi deyimiyle bir zorunluluk olarak 1966 Dünya Kupası'nın belgeselini çekmek için İngiltere'ye gitti. 16 ülkenin katıldığı ve ev sahibi İngiltere'nin şampiyonluğuyla sonuçlanan (Bir daha da alamadılar) 1966 Dünya Kupası'nın başarılı belgeseli tüm dünyada gösterildi.

Belgesel dalında dünyanın en önemli ödülü olan Flaherty Ödülü'nü alıp bir spor filmi klasiği olarak tarihe geçti. Abidin Dino'nun belgeseli 1967 yılında İstanbul'da sinemalarda gösterildi. Yıllar sonra, 2002 Dünya Kupası öncesi, Ali Ece'nin editörlüğünde Abidin, Londra'da Dünya Kupası'nı Filme Alırken kitabı çıktı.

1974'te Batı Almanya'daki Dünya Kupası'nda Doğan Babacan, kupa tarihindeki ilk kırmızı kartı gösterip tarihe geçti.

ŞAMPİYON BREZİLYA AMA DÜNYA BİZİ ALKIŞLADI
İlk defa Asya kıtasına taşınan ve yine ilk defa iki ülkenin ortaklaşa düzenlediği kupada Türkiye ikinci kez yer aldı. 48 yıl aradan sonra, hem de ciddi iddiası olan bir ülke olarak... C Grubu'nda Brezilya, Kosta Rika ve Çin ile eşleştik. Turnuvaya Brezilya karşısında Hasan Şaş'ın golü ile öne geçtiğimiz maçla başladık. Ama yaptığı sahtekarlıkla defterden sildiğimiz Rivaldo'lu Brezilya maçı 2-1 kazandı. Ancak kendimize güvenimiz gelmişti.

Kosta Rika ile berabere kalıp riske attığımız ikinci tura Çin'i 3-0 yenip çıktık. Bu kez rakip ev sahibi oldu. Onları da 1-0 ile eledikten sonra zorlanacağımız bir rakibimiz oldu. Ünü yoktu ama turnuvaya girişi olaylı olmuştu Senegal'in... Önce kendilerini yıllarca sömüren son şampiyon Fransa'yı mağlup edip evlerine yolladılar. Sonra Danimarka ve Uruguay gibi iki futbol markası ülke ile berabere kalıp 2.tura kaldılar. Ardından da İsveç'i uzatmalarda eleyip çeyrek finalde rakibimiz oldular.

Yarı finale kalmak için Senegal'i 104. uzatma dakikasında İlhan Mansız'ın altından da öte bir golü ile yenecek, kupada son dörde kalacaktık. Yarı finaldeki rakibimiz Brezilya'yı ilk maçtaki zorladık ama yıkamadık. Son maçımızda bir diğer ev sahibi Güney Kore'yi 3-2 yenip 38 yıl sonra ikinci kez katıldığımız kupada üçüncü olmayı başardık. İlhan Mansız ve Ümit Davala'nın zihinlere kazınan saç stillerinin dışında, Hasan Şaş'ın Brezilya'ya attığı gol sonrası dünyayı iplemeyen o çok cool sevinci ya da sevinmeyişi...