Genç kalmak... Tarih boyunca insanların peşinden koştuğu belki de en eski arzu. Bugün aynaya bakıp "biraz daha iyi görünsem" diyenlerle yüzyıllar önce ölümsüzlüğün peşine düşenler arasında aslında çok da büyük bir fark yok. Değişen şey yöntemler. Kimi eşek sütüyle banyo yapmış, kimi arı zehriyle bakım yapmış, kimi zehirli maddelerle ömrünü uzatmaya çalışmış, kimi ise çareyi maymunlarda aramış. Hatta bu arayış bazen korkunç bir noktaya kadar gitmiş. Bu örnekleri alt alta koyunca kulağa ne kadar da tuhaf geliyor değil mi?
İnsan, yaşlanmayı kabullenmek yerine hep bir yol aramış. Üstelik bu sadece sıradan insanların değil, kraliçelerin, saray çevresinin ve dönemin önde gelen isimlerinin de meselesi olmuş. Yani mesele biraz da görünüm, güç ve zamanla yarışma hali. Yöntemler değişiyor ama düşünce çok tanıdık. Dün gençliğin sırrını doğada arayanlar vardı, bugün farklı bakım ritüelleriyle aynı arayış sürüyor. Ama temel his aynı kalıyor: Zamanı biraz olsun yavaşlatma isteği. Ve bu arayış her zaman masum kalmıyor. Kimi zaman sadece garip, kimi zaman riskli, kimi zaman da gerçekten ürkütücü bir noktaya varabiliyor. Geçmişten bugüne uzanan bu hikayeler, aslında tek bir şeyi hatırlatıyor: İnsan değişse de genç kalma isteği pek değişmiyor.
Biz de Antik Mısır'dan Antik Çin'e, Orta Çağ'dan saray hayatına ve günümüz popüler kültürüne kadar uzanan en sıra dışı gençleşme yöntemlerini bir araya getirdik...

GERÇEK BİR VAHŞET
Macar aristokrat Elizabeth Báthory, genç kalma takıntısının en uç ve en ürkütücü örneklerinden biri olarak anılıyor. Anlatılanlara göre Báthory, yaşlandığını fark etmeye başladığı dönemde genç kızların kanının cildi genç tuttuğuna inanıyor. Rivayetlere göre bu inanç, zamanla kanla dolu küvetlerde yıkanmaya kadar varıyor. Bu yüzden tarihe "Kanlı Kontes" olarak geçiyor. Kan banyosu yaptığına dair anlatılara büyük ölçüde rivayet deseler de yüzlerce genç kadına işkence yaptığı ve ölümlerinden sorumlu tutulduğu, mahkeme kayıtlarında yer alıyor. Yani efsane kısmı tartışmalı olsa da vahşetin kendisi tartışma konusu değil.

ÇOCUK DERİSİ ENJEKTE ETTİRİYORUM
Genç ve güzel kalmak için sınır tanımayan bir diğer isim Sandra Bullock... Dünyaca ünlü ABD'li oyuncu Bullock, katıldığı bir TV programında gençlik sırrını paylaşarak hepimizi şaşkına uğratmıştı. Bullock, "Genç kalabilmek için çocuk derisi enjekte ettiriyorum" sözleriyle oldukça gündem olmuştu.
ÖLÜMSÜZLÜĞE ULAŞMAK UĞRUNA ÖLENLER
Antik Çin'de Han Hanedanlığı döneminde, saray çevresinde dolaşan simyacılar ve danışmanlar, insan ömrünü uzatmanın hatta ölümsüzlüğe ulaşmanın yollarını arıyordu. Bu isimlerden biri olarak anılan Li Shao Chun'un önerileri ise bugünden bakınca oldukça garip.
Dönemin Taoist simya anlayışına göre bazı maddeler "bedeni arındırıyor" ve insanı zamana karşı koruyordu. Bu maddelerin başında da cıva sülfür, yani bugün "zincifre" olarak bilinen kırmızı mineral geliyordu. Li Shao Chun'un, yemeklerin altınla temas ettirilmesi ya da bu tür maddelerin tüketilmesiyle daha uzun bir yaşam elde edilebileceğini savunduğu aktarılıyor. Ancak bu arayışın bedeli ağır oldu. Çünkü bugün biliyoruz ki cıva son derece zehirli bir element. Nitekim Çin tarihine baktığımızda, ölümsüzlük iksirleri peşinde koşarken hayatını kaybeden imparatorlara ve saray mensuplarına dair pek çok kayıt bulunuyor. Bu da genç kalma isteğinin, bazen insanı hayatta tutmak yerine tam tersine daha erken ölüme sürükleyebildiğini gösteriyor.

ENGEREK YEMENİN FAYDALARI
13. yüzyılda yaşayan İngiliz filozof ve keşiş Roger Bacon, yaşlanmayı geciktirmek üzerine kafa yoran isimlerden biri. Bacon'un The Cure of Old Age adlı eserinde, engerek yılanını yemenin faydalı olabileceği yazıyor. Bunun yanı sıra altın, inci, mercan gibi maddelerin karışımı ve hatta geyik kalbinden elde edilen bazı bileşenlerin de ömrü uzatabileceğini savunuyor. Bugün baktığımızda ise bu karışımların bir karşılığı olmadığını biliyoruz. Ama Bacon'un yazdıkları, genç kalma fikrinin sadece saraylarda ya da efsanelerde değil, dönemin "aydın" kabul edilen isimlerinin zihninde bile ne kadar yer ettiğini açıkça gösteriyor.

TAZE EŞEK SÜTÜ
Kleopatra, yalnızca siyasi gücüyle değil, güzelliğiyle de yüzyıllardır konuşulan bir figür. Onu bu kadar "zamansız" yapan şeylerden biri de genç kalmak için uyguladığı söylenen bakım ritüelleri. Bunların en bilineni ise eşek sütüyle yaptığı banyolar. Antik kaynaklara göre Kleopatra'nın cildini yumuşak, parlak tutmak ve genç görünmek için düzenli olarak süt banyosu yaptığı anlatılıyor. Hatta anlatılanlara göre bu banyolar için onlarca eşek besleniyor, taze süt günlük olarak hazırlanıyordu. İşin ilginç tarafı şu: O dönem bunun bir "lüks" olduğu açık. Görüyoruz ki insanlık değişiyor ama genç kalma arzusu pek değişmiyor.

KÖPEK VE FARE KARIŞIMI
Brown-Séquard, 1889 yılında 72 yaşındayken kendisi üzerinde bir deney yaptığını açıklıyor. Köpek ve kobay fare gibi hayvanların testislerinden elde ettiği sıvıları karıştırarak hazırladığı bir çözeltiyi kendi vücuduna enjekte ettiğini söylüyor. Bu karışımın kendisine güç, enerji ve gençlik hissi verdiğini iddia ediyor. O dönem bu açıklama büyük ses getiriyor. Hatta kısa süreliğine birçok kişi benzer yöntemleri denemeye başlıyor.

MAYMUN TESTİSİNDEN MEDET UMUYORLAR
Serge Voronoff... Ona göre yaşlanma, vücuttaki bazı bezlerin zayıflamasıyla ilgiliydi. Bu yüzden çözümü, genç ve güçlü hayvanlardan alınan dokuları insan vücuduna aktarmakta buldu. En çok ses getiren uygulaması ise maymun testisinden alınan dokuların insanlara nakledilmesi oldu. 1920'lerde bu yöntem öyle yaygınlaştı ki, Avrupa'da yüzlerce kişi bu operasyonu yaptırdı. O dönemde bazı hastalar kendilerini daha enerjik hissettiklerini söylese de yöntemin kalıcı ve gerçek bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt hiçbir zaman ortaya konmadı.

BÜLBÜL DIŞKISIYLA MASKE
Modern dönemde iş biraz daha "bakım rutini" adı altında ilerliyor ama içerik hâlâ şaşırtıcı. Victoria Beckham'ın kullandığını söylediği yöntem de bunlardan biri. Bu bakımda kurutulup steril hale getirilen bülbül dışkısı, toz haline getirilerek özel bir karışım hazırlanıyor. Ardından bu karışım yüze maske olarak uygulanıyor ve bir süre bekletiliyor. Sonrasında cilt temizleniyor.

GENÇLİK BULAŞIR MI?
Alman hekim Christoph Wilhelm Hufeland, dönemin saygın isimlerinden biri ve uzun yaşam üzerine ciddi çalışmalar yapmış. Hufeland'ın dikkat çeken görüşlerinden biri ise şu: Ona göre genç insanların taşıdığı "yaşam enerjisi", yaşlılara da olumlu etki edebilir. Bu yüzden gençlerle aynı ortamda bulunmanın, hatta onların yanında zaman geçirmenin insanı daha dinç tutabileceğini savunuyor.

SÜNNET DERİSİYLE BAKIM
Oyuncu ve şarkıcı Selen Görgüzel de tercih ettiği cilt bakımıyla gündeme gelmişti. Yeni doğan sünnet derisinden elde edilen içeriklerin kullanıldığı bir bakım yaptırdığını söylediğinde, kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu.