Sporda başarı artık yalnızca kondisyon, teknik ve taktikle açıklanmıyor. Zihinsel hazırlık ve psikolojik dayanıklılık, performansın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Eyüpspor'un spor psikoloğu Rojin Tasmimi, sporcularla saha içinde ve saha dışında yürüttüğü çalışmaları, Türkiye'de spor psikolojisine bakışı ve özellikle genç sporcuların yaşadığı mental baskıları anlattı.
- Kendinizden bahseder misiniz? Sporla ilişkiniz nasıl başladı?
- Sporun içinden geliyorum. Voleybol oynuyordum bir sakatlıktan sonra aktif sporu bıraktım. O süreçte mental durumumu yönetmenin ne kadar zor ama bir o kadar da önemli olduğunu fark ettim. Bu farkındalık beni akademik alana yönlendirdi. Sporcunun sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da desteklenmesi gerektiğini çok net gördüm.
- Sporcuyla psikolojik olarak çalışma fikri nasıl ortaya çıktı?
- Beden-ruh ilişkisini her zaman çok önemsedim. Özellikle Covid dönemi ve ardından yaşanan deprem sürecinde sporcuların saha içi ve saha dışını yönetmekte ciddi zorluklar yaşadığını gözlemledim. Amacım sahada aktif olarak yer almak ve sporcuya doğrudan dokunabilmekti.

- İdmandan geldiniz. Sahada tam olarak ne yapıyorsunuz? Psikolog neden sahada olur?
- Bir odada oturarak sporcuyu anlayamazsınız. Antrenman gözlemleri yapıyorum. Sahaya gelirken mutlu mu? Takım arkadaşlarıyla iletişimi nasıl, hocanın eleştirisine veya motivasyonuna nasıl tepki veriyor, yedek kaldığında ne hissediyor... Antrenmandan çıkarken yüz ifadesi bile çok şey anlatır.
Oyuncu, psikoloğun her yerde yanında olduğunu hissettiğinde kendini daha güvende hissediyor.
Bazen küçük bir "Bugün seni biraz dalgın gördüm, her şey yolunda mı?" sorusu büyük bir dokunuş oluyor.
- Her sporcunun psikoloğu olmalı mı?
- Bir sporcunun fizyoterapisti, beslenme uzmanı, doktoru, bireysel antrenörü varsa psikolog da bu dallardan bir tanesi. Türkiye'de bazen önyargı olabiliyor ancak Avrupa'ya gittiğinizde her büyük takımın, bir sürü psikoloğu var.

DESTEK ALMAK ÖNEMLİ
- Kaleciler için psikolojik destek daha mı önemli?
- Kalecilerin zihinsel dayanıklılığı çok daha kritik. Oyunun her anında aktif değiller ama bir anda çok büyük kararlar vermek zorundalar. Hata yaptıktan sonra oyuna dönebilme hızı, baskı altında odaklanabilme becerisi kaleciler için hayati. Bu yüzden kalecilerle konsantrasyon, odaklanma ve stres yönetimi üzerine daha yoğun çalışıyoruz.
- Psikolojik destek almak sporcuyu güçlü mü, kırılgan mı gösterir?
- Psikolojik destek almak sizi sorunlu biri olarak göstermez.
Aksine sporcuyu daha güçlü gösterir. Duygularına yapılan yatırım, performansa doğrudan yansıyor. Ailelerde çok önemli, aile desteği çok önemli, eş desteği çok önemli. Bunların hepsi tamamen bir bütün. O yüzden ben buna zihinsel hazırlık çantası derim. Bu çantanın içindeki her türlü donelerin çok güzel desteklenmesi lazım.

GÜNAY'A DENK GELMİŞTİR
- Galatasaray'ın Monaco maçında yedek kaleci Günay oyuna girerken rakip hocayla tartıştı. Oyuna girdiğinde aynı dakikada gol yedi. Bu tarz anları sporcu nasıl yönetmeli?
- Günay bazlı değil, ondan bağımsız konuşmak istiyorum. Maçı izledim. Ama maçın içinde değildim. Hoca dikkatini dağıtmak için yaptı. Çünkü maçtan sonra açıklaması o yöndeydi. Ama belki tam tersi olsaydı aynı açıklamayı hoca yapabilecek miydi mesela merak ediyorum. Yani Günay o topu çıkarsaydı hoca aynı şeyi mi diyecekti? 'Benim sayemde, ben onu kışkırttım. Bu ona çok iyi geldi mi diyecekti. Sonuca göre konuştuğunu düşünüyorum. Ama tabii ki o sahaya girdiğinde oyuncuya ben her zaman şunu söylüyorum. Çimlere bastığın an, kramponunu giydiğin an artık tamamen saha içindesin. Full konsantre olmalısın. Monaco'nun hocası bir taktik yaptı. Herkese bunu yapıyordur. Günay'a denk gelmiştir. Zihnin senin en güzel anahtarın. Bunları güzel yönetip kaba tabiriyle şarteli kapatacaksın.

KALECİLERİN YALNIZ OLDUĞUNA KATILMIYORUM
- Kaleciler hep yalnız insanlar mıdır?
- Ben çok yalnızlaştırıldığını düşünmüyorum ama tabi ki kendi mevkisine bakıldığında en çok tribüne yakın olan taraf kaleci. Gol sevincinde bir tık dışta kalabiliyor. Bu açıdan söyleniyor. Ama benim katıldığım bir şey değil. Çünkü bir takım oyunu oynuyorlar. Kalecilik tabii ki zor. Ancak bu bir takım sporu, bunu unutmamak lazım. Kalecinin yaşadığı her şey sahadadır ve o da bizim bir parçamızdır.

BİZDE EN ÖNEMLİ ŞEY GİZLİLİK
"Bazen futbolcu konuştuklarının hiç kimsenin bilmesini istemeyebilir. Bir psikolog zaten geçip de çalıştığı bir oyuncuyla sürekli seans içinden bir şey paylaşmaz. O yüzden saklanacak ya da gizlenecek, ayıp denilecek bir şey yok. Daha çok A takım seviyesine geldiğimiz zaman ilk başta yaptığım şey her zaman gözlemdir. Çünkü bazısı sana güvendikten sonra konuşmak ister, bazısı senin ona destek vermeni ister. Bazısı kendiliğinden gelir. Açılması zaman alabilir. Ben yemekhanede de, saha içinde de onlarla beraberim. Maçtan bir gün önce telefonla bile aramak konuşmak çok daha güzel bir güven bağı sağlıyor. Tabii ki psikoloğun en önemli yanı güven ve gizliliktir. Hiçbir zaman gizliliği ihlal edecek şekilde çalışmadım. Ve kimse de bizim koyduğumuz sınırlara gerçekten müdahil olmadı.

ONUN SÖZÜ PUSULAM OLDU
- Genç kalecilerle çalışırken en sık karşılaştığınız sorunlar neler oluyor? "Hata yapma korkusu" psikolojisi nasıl aşılabilir?
- Hata yapma korkusu sadece futbolda değil her branşta var. Bunun cesaretle bir bağı olduğunu düşünüyorum. Ben sınavlara girerken hiçbir zaman yanlış yaptığım soruyu unutmazdım. Ama doğru yaptığım her soruyu unuturdum. Çünkü yanlış yaptığım soru ya da hata bana çok güzel şeyler öğretirdi. Burada Arda Turan Hoca'ya da değinmek istiyorum. Biz burada çalışırken bana çok güzel bir cümlesi vardı. Ve ben o cümle üzerine oyunculara o şekilde yönelmeye başladım. 'Rojin dedi: "Oyuncunun hata yapma lüksünü elinden alırsak bir daha biz o oyuncuyu kazanamayız!" Ve ben çok düşündüm. Arda Hoca burada gerçekten ne demek istiyor diye. Hata yapma özgürlüğünü verdiğiniz zaman oyuncu şunu görüyor. 'Bu hatayı yaptım bir sonraki hamlede bunu yapmamam lazım' diye tecrübe ediyor. O yüzden Arda Turan'ın bu cümlesi benim oyunculara dokunmamda çok güzel bir pusula oldu açıkçası. Özellikle genç oyuncu grubuyla çalışan antrenörlerin, her zaman şunu söylemeleri lazım: Hata yapsan da bunun bir çözümü var.
- Onunla çalışmak nasıl? Futbolculara davranışını, sizle diyaloğunu anlatır mısınız?
- Gerçekten çok güzel bir süreçti. Kendi adıma da, oyuncular adına da. Bilime saygısı var. Aynı şekilde ekibinin de. Arda Hoca'nın ve teknik ekibin sınırlarını bilerek çalıştım. Arda Hoca da aynı şekilde. Ve her zaman şunu öğretti bana da. Futbolcular birer insan ve onların mutluluğu benim için çok değerli. Belki de en güzel anahtar buydu. Oyuncularla bire bir diyaloğu çok da güzel olurdu. Her zaman oyuncuya dokunurdu. Mizahi anlamda da. Zaten neşeli biri. Arda Hoca ve teknik ekibiyle çalıştığımda o dönem yüksek lisans yapmama rağmen kendimi profesör gibi üst seviyede bir eğitim almış gibi hissederdim.
AL DÜDÜĞÜ BAŞLA DERDİ
Arda Hoca da bana çok güzel bir alan sağladı. Sağladığı alanda gelişmeme ve oyuncuyla temas etmeme çok izin verdi. O da, ben de gizlilik esasını asla ihlal etmeden çalıştık. O bana sadece 'Bilmem gereken bir şey var mı?' derdi. Hiçbir zamanda gelip 'Rojin, sen futbolcuyla ne konuştun?' diye sormazdı.
Analiz toplantılarına giriyorum.
Analizde yapılan eleştiriden sonra çocuğun suratına bakıyorum. Yani oyuncunun. Acaba yanlış anladı mı anlamadı mı? Ondan sonra benim müdahalem çok daha rahat oluyor. Ama sunu kulüpteki ortama borçluyum.
O iş benim alanım değil. Arda hoca daha önce hep espri ile 'Al düdüğü başla' derdi.