İstanbul'un yeni teleferik hattını gördünüz mü? Boğazın bir ucundan diğer ucuna uzanıyor, muhteşem bir manzara eşliğinde eşsiz bir seyahat... Koltuksuz metrobüsler için ne dersiniz? Yolcu kapasitesini artıracak yeni bir ulaşım projesi devreye giriyor... Türkiye'nin Kartal otomobili geri dönüyor, hem de muhteşem bir iç tasarımla...Peki ya 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde halatlara tırmanmak ister misiniz?
Sanırım saçmalamadığıma kanaat getirdiniz ama lütfen yazıyı okumayı bırakmayın, bunlar benim değil sosyal medyadan sırtınızdan para kazanan, zekasını farklı kullanan kurnazların kurguladığı içerikler, hem de gerçeğe çok yakın videolarla...

Böyle bir sürü hesap var, başarılı (!) olan banka hesabına keyifle bakıp yeni taktiklere kafa yoruyor. İnfosuna kendini kurtaracak bilgi yazmış: "Dijital içerik üreticisi / Yapay zeka içerikleri!"
İstanbul'da yaşamayan biri, ulaşım ağına yeni bir halka eklendiğini düşünerek teleferik palavrasına pek tabi inanabilir. Ya da otomobil dünyasına çok da yakın olmayan biri, Türkiye'nin bir dönemine damga vurmuş eski bir markanın üretildiğine ikna olabilir. Ama kimse Boğaz köprüsüne halatla tırmanmaya izin verileceğine inanmaz! İnanmazsınız değil mi? Bayrak asılmasının bile inanılmaz prosedürleri, güvenlik önlemleri var.
Peki bu şahısların zamanı mı bol, bu keskin mizah/kurgu zekalarıyla neden vatana millete faydalı olacak işler yapmıyorlar? Çünkü kolay para kazanmak gibisi yok! Gelelim nasıl cukkayı doldurduklarına...

Bu tarz içeriklerin yapılma nedeni oldukça net: Dikkat ekonomisi! Sosyal medya algoritmaları, özellikle Instagram tarafında, izlenme süresi ve yorum sayısını en kritik sinyallerden biri olarak kabul ediyor. Bir içerik ne kadar çok izlenir, ne kadar çok yorum alırsa, o kadar fazla kişiye gösteriliyor. Bu da içerik üreticisinin erişimini katlayarak artırıyor. Burada kritik strateji, izleyiciyi kararsız bırakmak... "Gerçek mi değil mi?" sorusu, insanları yorum yapmaya itiyor. Kimisi inanıyor, kimisi itiraz ediyor. Her iki durumda da etkileşim artıyor. İki grubun çatışmasından besleniyor. İnananlar içeriği büyütüyor, karşı çıkanlar tartışmayı körüklüyor.

YALANIN SİSİNDE GERÇEK KAYBOLUYOR
Sonuçta her yorum, her tepki içerik sahibine yarıyor. Bu tür hesaplar doğrudan video başına ödeme almasa bile yüksek erişim sayesinde para kazanıyor.
Ortalama bir hesap, düzenli viral içeriklerle aylık ciddi kazançlara ulaşabiliyor. Sene 2026 olsa da; televizyon izlemeyen, İstanbul'a ayak basmayan, teknolojik gelişmelerin korkunç hızından bihaber milyonlar var. Ama büyük bir çoğunluğun elinde akıllı (!) telefon var. Bu tarz içerikler karşı onlar savunmasızlar. Siz siz olun; okusanız da duysanız da görseniz de, bizzat deneyimlemediğiniz hiçbir şeye inanmayın.
GERÇEK SANANLAR
İstanbul'un ulaşım sorununa sonunda mantıklı bir çözüm gelmiş.
Bunu neden daha önce yapmadılar?
Gerçekse efsane olur!
Kartal döndüyse kesin alırım.
TEPKİ GÖSTERENLER
Bu tamamen kurgu, neden gerçek gibi paylaşıyorsunuz?
İnsanları kandırmayın!
Her şeye inanmayın arkadaşlar...
Etkileşim için her şey mübah olmuş

CAYDIRICI YAPTIRIMLAR OLMALI
Etkileşim üzerinden gelir elde etme modeli, yüzeyde meşru bir ekonomik faaliyet gibi görünse de, pratikte önemli etik sorunlar barındırmaktadır. Bu sistem, çoğu zaman içeriğin doğruluğundan çok dikkat çekiciliğini ödüllendirdiği için, üreticileri yanıltıcı, abartılı veya manipülatif içeriklere yönlendirebilmektedir.
Sürekli olarak abartılmış, filtrelenmiş veya tamamen kurguya dayalı içeriklere maruz kalmak, bireylerin gündelik yaşam ile dijital ortam arasındaki farkı ayırt etmesini zorlaştırabilir. Özellikle gençler açısından bu durum, gerçek hayat beklentilerinin değişmesine ve gerçek dışı standartların normalleşmesine yol açabilir.
Türkiye'de dijital içerik ve yapay zeka temelli uygulamalara yönelik bazı hukuki düzenlemeler olsa da doğrudan yapay zeka ile üretilmiş içeriklere odaklandığını söylemek güçtür. Caydırıcılığı yüksek düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu ifade edilebilir. Bir de yanıltıcı içeriklerin yayılmasını önlemek açısından, içeriğin yapay zeka tarafından üretildiğinin görünür olması önemli.