Tabii bizim için şizoid bir durum söz konusu. Dizinin takipçisi olarak, mesela Uğur Yücel'i içimizdeki göz Samim olarak algılıyor. Oysa o 40 yıllık Uğur Yücel işte. Ama gel bunu anlat kendine... Ama dedik ya dizi damardan etki yapıyor diye, neticede insanın kimyası bozuluveriyor! Meliha pardon Şebnem Bozoklu ile konuşacağız önce. İlk defa karşılaşıyoruz ama biz sizi tanıyoruz havasındayız. Anlıyor durumu, tebessüm ediyor. Sıkça yaşadığı bir durummuş bu. İnsanların kendisine böyle yaklaşmasını sevdiğini söylüyor. "Valla," diyor "Sekiz ay birbirimizden hiç ayrılmadık. Sonra birden üç ay ayrı kaldık. Birbirimizi özlemişiz. Ama kaldığımız yerden aynı sıcaklıkla başladık çekimlere. Burada çok kaynıyoruz ve kaynatıyoruz." Bozoklu cümlesini bitirirken bir cip sokağa dalıyor. Gözlerimiz seçemiyor, biraz bozuk da, ama o da ne
Canım Ailem dev bir transfer mi yaptı? Karşımızda Cem Yılmaz. Şaka gibi! Setin neşesi bir anda yükseliveriyor. Kucaklaşmalar, hal hatır sormalar falan derken. "Ozan burada mı bir bakıp çıkacağım," esprisiyle Cem Yılmaz yine hedefi 12'den vuruyor. Telaşa mahal yok sayın seyirciler, Yılmaz seti ziyarete gelmiş. Yuvarlak masa kuruluyor, çaylar geliyor. Şöyle tarif edelim tabloyu... Uğur Yücel, Ozan Güven, Cem Yılmaz, Şebnem Bozoklu, Sezgi Mengi, Funda Eryiğit, Cem Yılmaz, Ezgi Mola oturuyor, ayakta da İlker Aksum... Muhabbetin ana konusu Türk sineması. E herkesin filmi var ne de olsa! Önden rapor vermek bize düşüyor. Anlatıyoruz sezonun gözdelerini, setlerden gelen duyumları, filmlerin akıbetlerini... Muhabbetten çıkan sonuç şu: Hiç de aralarında vahşi bir rekabet yok, bilakis dayanışma içerisindeler.