Canım Ailem, aile, mahalle ve dayanışma meselelerinin yanı sıra bugünün gerçekleriyle çok yan yana duruyor. Bu dizideki karakterler kredi kartı borçlarıyla, kapıya gelen icralarla, ciddi geçim sıkıntısıyla uğraşıp, çaresizliğin içerisinde çare yaratmaya çabalıyor. Mesele, biraz ağır. Ama bunu güleryüzlü anlattığınız zaman, biraz da işin içine komik unsurlar girince bu ağır mesele hafifliyor. Meselenin bu kıvamının da seyirciye çok yakın geldiğini düşünüyorum. Açıkçası insanların eğlendiği, zaman zaman gözyaşı döktüğü bir işin içinde olmaktan dolayı mutluyum. Benim üzerime
Canım Ailem'den çok pozitif, güler yüzlü bir hava yayılıyor. İçeriden bir oyuncu olarak beni etkileyen bu noktalar galiba seyircide de benzer etkiler yapıyor. İyi bir kast çalışması yaptık. İnsanların yeteneklerinin dışında kişilikleriyle de ilgilendik. Beraber eğlenebileceğimiz bir ortamın oyuncularını aradık. Bir dizinin ya da filmin ruhunu oluşturmak çok başka bir iş. Bu işe prova günlerinde başladık. Galiba şimdiye kadar fazla dinlendirmişim kendimi. Tembelliğe müsait bir insanım. Senaryolarımı yazarken, yapacağım filme, rollere hazırlanırken başka bir alana geçiyorum. O alana geçince de bakıyorum ki malzeme daha fazla. Bu fazla malzemeyi artık değerlendirmek istiyorum. Dolayısıyla bir gün içerisinde farklı işlerle uğraşabiliyorum. Galiba yaratıcılığımı dinamik tutmak istediğim bir zamandayım. Televizyon dizileri sayesinde çok fazla oyuncu gün yüzüne çıkmaya başladı. Şimdi yetenek zenginliği olmamakla birlikte oyuncu zenginliği var. Yüzlerce dizi olunca bu da normal. Ama bir alanda, bir yaş grubunda araya alternatifler koyacabileceğiniz oyuncu sayısı az. Filme diziye kast yaparken sıkıntı çekiliyor. Bunun yanı sıra bizden sonraki kuşak oyunculuk üzerine daha fazla kafa yormaya başladı. Yani bir aktör kimliğine girip kendini yutturmanın çalışmadığını gördüler. Çünkü genel olarak sinemada hatta dizilerde bile bu anlama insanlar aktör aramıyor. Mesela biz neden 300 insan arasından Şebnem'i Meliha olarak çektik. Bir başka yerden baktığı, aktris gibi bakmadığı, hayatın bir damarını yakaladığını gördüğümüz bir bakış attığı için. Ben hayatı yakalamaya çalışıyorum. Yakalarken de çok sıradan insanlar olsun istemiyorum. Ağzı Adanalı'ya çalan böyle sakallı, bıyıklı adamı gerçek hayatta da görüyorum. Bunun için Samim ve diğer canlandırdığım karakterler birer tasarım ürünü değil. Esasında hayatta bir sürü böyle insanlarla karşılaşıyoruz ve onları göz ardı edip oyun karakterlerine gidiyoruz. Ben oyun karakterlerine, aktörlüğe doğru gitmem, hayata doğru giderim.