Güvenlik birimlerinde çalışanların intiharı her ne kadar kendi içinde bir paradoks olarak görünse bile Türkiye açısından yeni bir olgu değil. Ancak bu güne kadar gazetelerin köşelerine sıkışıyordu, artık yeni bir nitelik kazandı. Şimdi subaylar intihar etmeye, intihar etmeyenler ise ya balkondan düşerek ya da trafik kazalarında hayatını kaybetmeye başladı. Ne hikmetse yaşamaktan vazgeçen bu subayların tamamı kritik görevlerde bulunmuş ve çok özel bilgilere sahip olabilecekleri su götürmez gerçek olan isimlerdi. 2007 yılında Emekli Albay Birol Atakan'ın bir trafik kazasında ölümüyle başlayan ölümler zincirinin son halkası Deniz Yarbay Ali Tatar'ın evinde kafasına sıktığı tek kurşunla intihar etmesi oldu. Kamuoyunda ölümlerin Ergenekonla bağlantılı olduğu, hatta aralarından birkaçının 'cinayet' olabileceği bile konuşuldu. Ama bu konuya ilişkin ne Genelkurmay Başkanlığı'ndan ne de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan henüz halkı tatmin edecek bir açıklama yapılmadı. İntihar eden yedi subaydan beşinin Deniz Kuvvetleri mensubu olmasına rağmen. Bu intiharlar Türkiye'de pek çok dengeyi sarsan Ergenekon sürecinde gündeme geliyor. Darbe girişimleri ortaya çıkarılıyor, üst düzey komutanlar kendilerini mahkeme koridorlarında ve demir parmaklıkların ardında buluyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen ve 'Sarıkız' darbesini deşifre eden günlüklerin ortaya çıkması ise sürecin önemli basamaklarından birini oluşturuyordu.
KONUŞMAMAK İÇİN Mİ?
Şayet klinik vakalar değilse, bu intiharlar ya 'satıldık' duygusuyla yapılan protesto eylemleri olarak nitelenmeli ya da 'konuşmamak' için yapılıyor. Birçok olayda olduğu gibi kamuoyu bu konuda da siyasi duruşuna paralel yaklaşımları benimsiyor. Biz de ikisi 2007 yılında, beşi de 2009 yılında yaşanan şüpheli ölümleri hatırlatmak istedik. İntiharların arasına 'trafik kazasında' ölen Birol Atakan vakasını da kattık. Ezine Jandarma Bölük Komutanı Önder Galip'in intiharını merkeze uzaklığından, Özel Harekât Dairesi eski Başkanı Behçet Oktay'ın intiharını ise Emniyet mensubu olması nedeniyle bu yazıya konu etmedik...
ÖZDEN ÖRNEK'İN EMİR SUBAYIYDI...
EMEKLİ ALBAY BİROL ATAKAN (2 Mayıs 2007'de trafik kazasında öldü)
Ankara yakınlarında şaibeli bir kazada öldü. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu'nun emir subayıydı. Yener Karahanoğlu'ndan önce de Özden Örnek'le Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda birlikte çalışan Albay Atakan'ın darbe günlüklerinin internete sızmasında ihmali ve kastı olabileceği kuşkusu, askeri çevrelerde sıkça dile getirilen iddialardan biriydi. Yasadışı örgütlenmelerle ilgili olarak uzman olduğu belirtilen Atakan'ın 2003-2004 tarihlerindeki darbe senaryoları ve Ergenekon süreci hakkında özel bilgilere sahip olduğu öne sürüldü. Komutanlıktaki Ergenekoncu yapılanma hakkında birçok bilgiye sahip olan Atakan, eski kuvvet komutanı Özden Örnek ile Karahanoğlu arasındaki köprü isim olarak biliniyordu. Kuvvet komutanlarının birbirine devrettiği bir 'hafıza defteri' olma özelliği taşıyan Atakan'ın, Özden Örnek ve Yener Karahanoğlu zamanında amiralliğe aday komutanların bilgilerine ulaşıp, haklarında olumlu-olumsuz kanaatler oluşmasını sağladığı öne sürüldü. Böylece Ergekenon örgütünün istediği-istemediği şahısların Deniz Kuvvetleri'ndeki atama, terfi işlemlerine etki ettiği iddia edildi. Eski ve yeni komutan arasındaki gizli görüşmeleri de Atakan'ın ayarladığı belirtildi. Sırlarıyla birlikte ölen Atakan'ın, Adana-Yüreğir HADEP İlçe Teşkilatı yönetiminde görevli olan Suphi Karakeçeli'yle irtibat halindeyken kardeşi Selda B.'nin DHKP-C Örgüt mensubu Nihat B. ile irtibatlı olduğu istihbarat notlarına da yansımıştı.
BİLMEMESİ GEREKEN ŞEYLERİ Mİ ÖĞRENDİ?
TABİP YARBAY NURSAL GEDİK (11 Kasım 2007'de intihar etti)
Görevli olduğu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nda tabanca ile intihar etti. Gedik'in neden intihar ettiği hâlâ anlaşılamadı. Gedik'in annesi Gülcan Sarıoğlu, kızının ölümüyle ilgili olarak kafalarındaki soru işaretlerinin hâlâ cevap bulmadığını söylüyor. Deniz Tabip Yarbay Nursal Gedik, biyokimya laboratuarında görevliydi. Son görev yeri Kasımpaşa Askeri Hastane'siydi. İstihbarat raporlarına göre, Gedik, uyuşturucu ve kadın ticareti konularında çok özel bilgilere ulaşmıştı. Cenazesine kimsenin gelmediği Gedik'in intiharına ailesi ihtimal dahi vermezken yarbayın ölümünün ardından komutanlıkta dönen uyuşturucu bağlantılı ilişkiler konusunda ulaşmaması gereken bazı bilgileri elde ettiği için öldürüldüğü ileri sürüldü. Nursal Gedik'in cenaze törenine rütbeli personelin katılmasına izin verilmemişti.
ERDİL'İN RÜTBELERİNİ SÖKTÜRMÜŞTÜ
HAKİM YARBAY TANJU ÜNAL (26 Haziran 2009'da makam odasında intihar etti)
"Ölmeden önce İzmir'deki Güney Deniz Saha Komutanlığı'nda adli müşavirdi ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil'i yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hakimdi. Batı Çalışma Grubu ve Ergenekon yapılanmasına dair çok özel bilgilere sahip olduğu düşünülüyordu. Hizbullah örgütünün kuruluş aşamalarını çok iyi bilen Ünal'ın ölümünün üstündeki sis perdesi hâlâ aralanmadı. Kamuoyuna sızan bilgilere göre Ünal'ın Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu ve kardeşi Albay Orhan Çubuklu ile yakın ilişkisi vardı. Ünal'ın İsmailağa cemaati üyesi Hüseyin Yıldırım ve kardeşi Zeliha Tanrısever ve radikal dini grup olan Haksöz üyesi Oktay D. ve Akın A. ile irtibatlı olduğu kamuoyuna sızan bilgilerden birkaçıydı.
DİNDARDI, İNTİHARINA KİMSE İNANMADI
EMEKLİ ALBAY BELGÜTAY VARIMLI (21 Kasım 2009'da balkondan düştü)
"Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Heyetleri Kurulu eski başkanıydı. İstanbul Göztepe'de dokuzuncu kattaki evinin balkonundan atlayarak öldüğü açıklandı. İlhami Erdil'in rütbelerinin sökülüp er rütbesine indirilmesine neden olan kişi olarak biliniyordu. Ayrıca Sarıkız darbe planını ihbar eden albaydı. İstanbul Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı intiharı araştırırken savcılığa gelen bir ihbar telefonunda Varımlı'nın birileri tarafından balkondan atıldığına dair şahitlerin bulunduğu öne sürüldü. Başka bir telefon ihbarında ise Varımlı'nın bazı çok önemli belgeleri CD'ye aktararak kasasına koyduğu öne sürüldü. Ölümünden sonra Varımlı'nın inanç sahibi ve namaz kılan bir insan olduğu, intihar etmesinin mümkün olmadığı konuşuldu. Arkadaşı Yarbay Tevfik Diker, Ergenekon'a dikkat çekti: "Onu Ergenekon öldürdü, TSK'da sırlara vakıftı, Özkök'e anlatıyordu."
ALEVİYDİ, BİLGİ SIZDIRMAKLA SUÇLANDI
KID. YÜZBAŞI OLGUN URAL (24 Mart 2009'da intihar etti)
Alevi olduğu için fişlenen subaylardan biriydi. Yine Veli Küçük'ün belgelerinin arasında Ural'la ilgili şu bilgiler bulunmuştu: "...Tatar'ın ekibindeki kişi ve Alevi... Olgun Ural, Alevi, Sivas Gemerekli. Yüzbaşı Ali Tatar'ın personel alımında görevli olduğu zaman alınmıştır." Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığı Personel şubesinde görevliyken 24 Mart günü lojmanında ölü bulundu. Ural hakkında Ergenekon örgütüne ilişkin listeleri ihmal ya da kasıtla savcılara sızdırdığına dair iddialar gündeme gelmişti. Birçok kişi onun Ergenokan yapılanmasına dair çok şey bildiğini düşünüyordu. 1. Ergenekon iddianamesinin 45. klasöründe ismi geçiyordu. Klasördeki iddiaya göre Ergenekon'un komutanlıktaki yapılanmasında Deniz Yarbay Ali Tatar ve ve Deniz Binbaşı Ümit K. ile hareket ediyordu. Ölmeden biraz önceki dakikaları ise gazetelere şöyle yansımıştı: Ural sabah uyanır uyanmaz daha önce hiç yapmadığı halde ilk iş olarak üniformasını giyiyor, büyük kızı okula gittikten sonra küçük kızı ve eşi evdeyken yatak odasında intihar ediyor. Başucundaki mektupta şu ifadeler var: "Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim, bana inanın, Ü.K. bana inan. Sevgilim çocuklarımıza iyi bak." Bu intihar mektubu da sis perdesini aralayamadı. Olay esnasında evde bulunan Olgun'un eşi ve kızı silah sesi duymadıklarını belirtti. Otopsi raporuna göre de mermi giriş ve çıkış deliği arasında da uyumsuzluk vardı. Küçük olması gereken giriş deliği büyük, büyük olması gereken çıkış deliği ise küçüktü.
'ALEVİ' DİYE FİŞLENMİŞTİ
DENİZ YARBAY ALİ TATAR (19 Aralık 2009'da intihar etti)
'Amirallere suikast soruşturmasında' tutuklanıp serbest bırakıldı. Savcı Süleyman Pehlivan'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında 5 Aralık'ta 'terör örgütüne üye olmak' iddiasıyla tutuklanmış, 16 Aralık'ta tahliyesine karar verilmişti. Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük'e ait belgelerin birinde Albay Tatar ile ilgili notlar bulunmuştu. Notlarda Tatar'la ilgili şu bilgiler yer alıyordu: "Alevi... Sivas'ın Gürün ilçesi Yuva köyünden. Yuva köyü yörede PKK'lı yatağı ve anarşist yuvası olarak bilinmektedir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesine eğitim birimleriyle ilgili personel alımlarında bir yolunu bularak mutlaka görev almaktadır. Emir komuta zincirinin dışında mezhepsel birlikteliği esas alan bu karanlık yapının silahlı kuvvetlerimiz için çok tehlikeli olduğu inancı taşımaktayım..." Tatar'ın cenaze töreninde eşi savcı Süleyman Pehlivan'ın bu intihardan sorumlu olduğunu söylemişti.
FAİLİ MEÇHULLERLE ANILAN BİR İSİM
EMEKLİ JANDARMA ALBAY ABDULKERİM KIRCA (10 Ocak 2009'da intihar etti)
Hakkında 28 yargısız infaz iddiası vardı. Ankara Etimesgut Güvercinlik Jandarma Lojmanları'ndaki evinde silahıyla intihar etti. 1998'de girdiği bir çatışmada belden aşağısı felç olan Kırca'ya, 2004'te Devlet Övünç Madalyası verilmişti Kırca'nın adı Ergenekon davasında da geçti. İtirafçı Abdulkadir Aygan, Abdulkerim Kırca'nın bizzat katıldığı ya da emrini verdiğini infazları ve öldürülen kişilerin gömüldüğü yerleri açıkladı. Cesetler bulununca 11 sanıklı JİTEM davası açıldı. Kırca, 1994 'te kaybolan Murat Aslan'ın cesedinin bulunmasıyla, tüm gazetelere manşet oldu.