Denir ki; ölecek olan insana son anında her şey gösterilir. Cennetlikse cennetteki yeri, cehennemlikse cehennemdeki yeri gösterilir. Hz Ali; "Ölecek kişi ahiretteki yerini görmeden can vermeyecektir" der. Bazen nura benzer bir ışık demeti yaklaşır. Bazen kapkaranlık bir görüntü insanı sarar. Son nefesini veren bir sahabi, Hz Peygamber'e (sav) şöyle dedi: "Ya Resulullah, üstüme siyah bir ışık geliyor" efendimiz dua ettiler, siyah ışık kayboldu. Son nefese gelinceye kadar tevbenin yararı vardır. Elbette ki daha önce kişinin imanı varsa. Ama hiçbir şeye iman etmemişse, son nefeste daha doğrusu can boğaza dayanınca imanın ve tevbenin faydası olmaz. Biz buna, Firavun tevbesi deriz. (Yunus Suresi 90, Nisa 18) Çünkü Firavun bütün hayatı boyunca ilahlık iddiasında bulundu ama son anda, "Musa'nın Rabbine iman ettim" diyecekken imanı geri çevrildi, kabul görmedi.
ÖLÜM MELEĞİ
Ölecek kişi ölüm meleğini görür. Müminin ruhu şöyle alınır: Bir koyunun derisi nasıl rahatça çekip çıkarılıyorsa veya bir yün yumağına giren iğne nasıl kolay alınıyorsa, işte ruhu öyle alınır. Elbette ölüm anının bir sancısı sekarat vardır. Nitekim son anında Peygamberimiz (sav), "Ölümün sekaratı vardır" buyurarak, bunu fiilen bize haber vermiştir. Hatta Hz Aişe (ra), Resulullahın son anında alnının terlemesi ve sekarattaki duasını görünce, "Ölürken zorlanan hiç kimseyi artık küçümsemem" diyecektir. Peki, neden güzel insanların sekaratı, son anı bazen zor olur ? Şundan dolayı; Allah, ufak tefek günahı da olsa müminin huzuruna temiz gelmesini ister. Bundan ötürü son nefeste ona biraz sıkıntı tattırır ki, tertemiz Rabbe varsın veya manevi derecesi artsın diye. Hz. Ömer der ki; "Kişinin tevbesi yetmemişse, sekeratı zor olur ki, ruhu cennete uzansın" Elbette ki Peygamberin son anı bu yorumlarla anlatılamaz. Onların Allah'la ilgi ve ilişkileri tamamen farklıdır, naz makamında değerlendirilmelidir. Bazen kötü ve zalim insanın son anı kolay olur. Bu dış görüntü bizi aldatmamalıdır. Ahiretteki sıkıntısı hafiflemesin diye, dünyada kolay bir ölüm nasip edilmiş olabilir. Bazı İslam alimleri ise bunu şöyle yorumlamışlardır: Böyle insanların iyi işleri olmuşsa, bedelini dünyada alsın diye, ölümü kolaylaştırılır. Ömer Bin Abdülaziz'in şöyle dediği aktarılır; "Sekaratımın hafif olmasını istemem. Zira o günahlarıma kefarettir." Kişi son anında öleceğini anlar. Dışarıdaki hadiseleri göremez ama duyar. Zira kişinin son kaybolan duyu organı kulağıdır. Bundan ötürüdür ki Peygamberimiz (sav) ölmek üzere olan bir kişiye Kelime-i Tevhidi, "La ilahe illallah Muhammedur Resulullah" (Allah'tan başka yaratıcı yok, Muhammed (Sav) O'nun Resulüdür.) kelimesini hatırlatın buyurur. Elbette ki bu hatırlatma uygun bir ses tonuyla ve zorlayarak değil, uygun sesle ve ortaya söylenmiş gibi söylemelidir.