Türkiye Acil Tıp Vakfı (TÜAT) Yönetim Kurulu Üyesi ve Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Ertuğrul Altınbilek, ramazanda özellikle sahurun atlanması, iftarda aşırı yüklenme ve kronik hastalık ilaçlarının hekim önerisi olmadan kesilmesinin ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
ACİLE GELİYORLAR
Doç. Dr. Altınbilek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Ramazan, vücudun alışık olmadığı bir düzene adapte olmaya çalıştığı, tıbbi açıdan hassas bir zaman dilimidir. Hastalıkların kendisi değişmez. Değişen yemek saatleri, sıvı alımı, uyku düzeni ve ne yazık ki ilaç kullanım alışkanlıklarıdır. İşte bu değişiklikler her yıl ramazan döneminde acil servislere başvuru sayısında ciddi oranda artışa neden oluyor."

BU SAATLERDE ARTIYOR
Ramazan ayında acil servis başvurularının en dikkat çekici özelliklerinden birinin hasta başvuru saatlerinin değişmesi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Altınbilek, "Gün içinde başvurular nispeten azalırken, iftar sonrası ve gece saatlerinde yoğunluk belirgin şekilde artıyor. Bunun temel nedeni fizyolojiktir. Gün boyu süren açlık ve susuzluk vücutta farklı bir denge oluşturur. İftarla birlikte ani beslenme ve sıvı yüklenmesi ise bu dengeyi kısa sürede tersine çevirir. İftara yakın saatlerde daha çok halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşmesi, çarpıntı ve kan şekeri düşüklüğü şikayetleri ile başvurular görülüyor. İftardan sonraki saatlerde ise tansiyon yükselmeleri, mide şikayetleri, nefes darlığı ve kan şekeri yükselmeleri ön plana çıkıyor" diye konuştu.

HASTALARIN ORTAK ÖZELLİĞİ
Ramazan ayında acile başvuran hastaların önemli bir bölümünde ortak bir özelliğin dikkat çektiğini belirten Doç. Dr. Altınbilek, bu durumun nedenlerini şöyle açıkladı: "Çoğu zaman sorunun temelinde hastalığın kendisinden çok dengeyi bozan davranışlar yer alıyor. Gün boyu susuz kalıp, iftarda aşırı sıvı almak, hızlı ve ağır yemek, sahuru atlamak, ilaçları kesmek ya da düzensiz kullanmak en sık karşılaştığımız hatalardır. Vücut bu ani değişikliklere her zaman uyum sağlayamaz. Özellikle kronik hastalığı olan bireylerde bu dengesizlikler belirgin klinik tablolara dönüşebilir. Çoğu zaman hastalığın kendisinden çok bu davranışlar tabloyu ağırlaştırıyor."

ACİLE GİDİLMESİ GEREKEN ALARM DURUMLARI
DOÇ. Dr. Altınbilek, hayati risk taşıyan belirtiler konusunda şu uyarıda bulundu: "Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, şiddetli baş ağrısı, konuşma bozukluğu, bilinçte bulanıklık, kanlı kusma veya idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtiler her zaman ciddiye alınmalıdır. Bu tür şikâyetler ortaya çıktığında 'Oruçluyum, biraz daha dayanayım' düşüncesi doğru değildir. Tıbbi açıdan alarm bulgularının zamanı yoktur. Beklemek, bazı hastalıklarda geri dönüşü zor sonuçlara neden olabilir. Göğüs ağrısının mide ağrısı olduğu düşünülerek, geçiştirilmemesi gerekir. Sol kola veya çeneye yayılan, baskı tarzında, ani başlayan ve terleme ile birlikte görülen ağrılarda hızlı şekilde acil servise başvurulmalıdır. Bu hastalar acil servise geldiklerinde vital bulguları değerlendirilir, EKG çekimi yapılır ve hastanın klinik durumuna uygun laboratuvar testleri istenir. Elde edilen bulgular doğrultusunda gerekli tedavi başlanır."
İLAÇ DÜZENLEMELERİ HEKİM KONTROLÜNDE YAPILMALI
İLAÇ kullanımının ramazan ayının en kritik başlıklarından biri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Altınbilek, "Kronik hastalık ilaçlarının kesilmesi veya düzensiz kullanımı ramazanda acil başvuruların en sık nedenleri arasındadır. Oysa çoğu ilaç uygun zamanlama ile güvenle kullanılabilir. Uzun etkili formlar, doz ayarlamaları ve saat düzenlemeleri mümkündür. Ancak bu değişiklikler mutlaka hekim önerisiyle yapılmalıdır" dedi.