Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Asya Termal Tatil Köyü'nde düzenlenen 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantının açış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan, istişare ve değerlendirme toplantılarını düzenli olarak yaptıklarını belirterek, parti içi demokrasiyi en iyi şekilde çalıştırıp Türk siyasetinde çığır açtıklarını söyledi. Erdoğan şöyle devam etti:
"Bize emanet edilen bu coğrafyanın tarihidir, bize emanet edilen bu coğrafyanın namusudur, bize emanet edilen bu milletin huzuru ve emniyetidir, bu milletin refahı ve esenliğidir, bize emanet edilen bayrağımızdaki hilalin, bayrağımızdaki yıldızın hürriyeti ve istiklalidir. O bayrağı, o hilali, o yıldızı 72 milyon adına daha yükseğe çekmek için 7 yıl boyunca var gücümüzle çalıştık. O bayrağı çok daha yükseklere diktik, çok daha engin ufuklarda dalgalandırdık. Bundan sonra da bu gayreti Allah'ın izniyle, milletimizin hayır duasıyla yılmadan, yıkılmadan sürdüreceğiz.
Milletimizin ufkunu açmak, devletin gücüne güç katmak, devlet-millet bütünleşmesini daha da perçinlemek noktasında muazzam mesafeler katettik, muazzam başarılar yakaladık. Asla popülizme tevessül etmedik, asla desiseye, hileye tevessül etmedik, asla hukuksuzluğa tevessül etmedik, çetelere göz yummadık, mafyaya eyvallah demedik, kirli ilişkilere, kirli örgütlenmelere asla hoşgörü göstermedik.
Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini, hukukun konusu olduğunu görüyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz inadına demokrasi dedik. Bütün bunlara rağmen biz hukuk dedik, adalet dedik. Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına, 'cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz, bu yol ki hak yoludur, dönme bilmez yürürüz' dedik ve bu şekilde yürüdük."
TÜRKİYE'NİN KADERİNDEN AYRI DÜŞÜNMEDİK
AKP'nin demokrasi ve hukuk yolunda dimdik ayakta kalmasını, sarsılmaz bir şekilde yoluna devam etmesini ve kararlı bir duruş sergilemesini sadece bir partinin sorunu olarak değil, ülkenin ve demokrasinin sorunu olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, "AK Parti'nin kaderini Türkiye'nin kaderinden asla ayrı düşünmedik" dedi.
Erdoğan, Türk Milleti olarak, tarih boyunca elde edilen zaferler başarılar yanında çok sayıda badirelerin de atlatıldığını, ülkenin, vatanın ve toprakların tehdit altında kaldığını söyledi. Türk Milletinin birlik ve bütünlüğünün tarih boyunca defalarca sınandığını kaydeden Erdoğan, Kurtuluş Savaşı'nın öncesinde Osmanlı Devleti'nin toprak kaybederek küçüldüğünü, Misak-ı Milli sınırlarının da bir süre işgal altında kaldığını kaydederek, birçok bölgede ağır travmaların yaşandığını hatırlattı. Yaşanan acılardan ve felaketlerden ders alındığını da belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yaşanılan acıları, millet olarak yaşanan travmaları, milletimizin derin hafızasını, kolektif bilincini bir korku aracı olarak kullananlar çıkabiliyor. Atılan her adımda geçmişte yaşananları hatırlatıp bu milleti korkuya mahkum etmek, korkuya teslim etmek isteyenler çıkabiliyor. Yani bir korku toplumu oluşturma gayreti içerisinde olanlar çıkabiliyor. Tarih yeterli gelmediğinde sanal korkular, hayali tehditler üretip milleti bu şekilde dize getireceklerine hala inanlar olabiliyor.
"KORKAKLAR HİÇ BİR ZAMAN..."
7 yıl boyunca AK Parti olarak bunu defalarca yaşadık, defalarca gördük. Türkiye'nin hangi meselesine elimizi uzatsak orada önümüze engeller çıkarıldı. Avrupa Birliği dedik, 'kimliğimiz tehlike altında' dediler. Kıbrıs dedik, 'milli menfaatlerimiz tehdit altında, peşkeş çekiyorlar' dediler. Komşularla sıfır problem dedik, 'eksen kayıyor' dediler. Ermenistan dedik, 'Sevr' dediler. Çetelerle mücadele dedik, 'sakın ha dokunma' dediler. Hukuk dedik, 'yaklaşma' dediler. Demokrasi dedik, 'uzak dur, neyine lazım' dediler. Şimdi de Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci diyoruz, 'ihanet' diyorlar, 'hıyanet' diyorlar, 'müzakere, mütareke, bölünme' diyorlar. Aynı siyaset, aynı tavır, aynı tutum ve üzülerek söylüyorum, aynı korkak yaklaşımı sergiliyorlar.
Eflatun ne güzel söylemiş, "Korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikememişlerdir.' Eğer Alparslan korksaydı Malazgirt olur muydu? Kılıçarslan korksaydı işgal orduları Anadolu'da durdurulabilir miydi? Selahaddin Eyyubi korksaydı ismi tarihe yazılabilir miydi? Orhan Gazi korksa Bursa, Fatih korksa İstanbul olur muydu? Pir Sultan korksa, Dadaloğlu korksa o muhteşem dizeler dillerinden dökülür müydü? Mimar Sinan korksa muhteşem minareler Anadolu'dan Rumeli'nden göğe yükselebilir miydi? Mimar Hayrettin korksa azgın nehirlere bir gerdanlık gibi o köprüler kurulabilir miydi? Kahraman Mehmetçik korksa Çanakkale'de o destan yazılabilir miydi? Hasan Tahsin, Sütçü İmam, Nene Hatun, Şerife Bacı korksalar bu millet Kurtuluş Savaşı'nda istiklaline kavuşabilir miydi? Ve soruyorum sizlere Mustafa Kemal korksa bu cumhuriyet inşa edilebilir miydi? Merhum Menderes korksaydı bize bu demokrasi mirasını bırakabilir miydi? Merhum Özal korksaydı kendisine yapılan suikast girişimin hemen ardından 'Allah'ın verdiği ömrü O'ndan başka alacak yoktur' sözünü söyleyebilir miydi?"
"YEDİ YILDIR KORKMADIK"
Erdoğan, İstiklal Marşı'nın 'korkma' uyarısıyla başladığına dikkat çekerek, korkma ile başlayıp bugünlere gelindiğini ve daha da ilerilere gidileceğini, korkarak değil, korkmayarak geleceğe yürüyeceklerini söyledi. Korkunun aklın katili olduğunu ve insanı köleleştirdiğini ifade eden Erdoğan, "Korku üzerine ülke inşa edilemez. Korku üzerine gelecek inşa edilmez. Korku üzerine demokrasi bina edilemez. Bunun içindir yedi yıldır korkmadık. Yedi yıldır, üretilen korkulara boyun eğmedik. Yedi yıl boyunca korkanlardan, korkaklardan olmadık. Allah'ın izniyle bundan sonra da korkmadan yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.
"GÜN ÖLÜMLERE ÇARE BULMA GÜNÜDÜR"
"Demokratik açılım" çalışmaları konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, oynanan oyunları bozup, istismar zeminini kaldıracaklarını ve Türkiye'ye yeni bir ufku hep birlikte çizeceklerini anlattı. Bugünün nutuk atma günü olmadığının altını çizen Erdoğan şöyle konuştu:
"Gün süslü söylevler irat etme günü değildir, gün ölümlere çare bulma günüdür. Gün akan kanı dindirme, annelerin gözyaşını bitirme günüdür. Bundan gerisi lafı güzaftır. Hükümet olarak 7 yıl boyunca bu konuda önemli, somut adımlar attık. Bir yandan terörle mücadele ettik, bir yandan dağa çıkışları engellemek için ekonomik, sosyal, psikolojik tedbirleri kararlılıkla aldık. Çünkü biliyorduk ki sadece askeri, güvenlik tedbirleriyle bu iş çözülmüyor. İşte 25 yıldır çözülmedi. Öyleyse atmamız gereken farklı adımlar var. 'Psikolojik, sosyolojik, ekonomik, diplomatik alanda atmamız gereken adımlar var' dedik ve bu alanların hepsine yoğunlaştık. Biz, boş oturup, nutuk atıp, acizyet içinde 'akan kan dursun' demedik, demiyoruz. Biz, çalışarak, çabalayarak, yatırım yaparak, hizmet üreterek, hak ve özgürlükleri geliştirerek, aktif dış politika yürüterek, terörle etkin bir mücadele yaparak akan kan dursun diye uğraşıyoruz. Bizim çağrımız, kuru bir temenni, karşılığı olmayan iyi niyet ifadesi değildir. Biz 7 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaların neticesinde bu kritik noktaya gelindiğine inanıyoruz, yürütüğümüz etkili politikalar neticesinde tarihi adımlar atılabileceğini görüyoruz."
"OHAL'İ BİZ KALDIRDIK"
Türkiye'de bir dönem Olağan Üstü Hal (OHAL) uygulaması bulunduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan ekmeğin karneyle, çayın gramla alınabildiğini hatırlattı. Erdoğan şunları söyledi:
"1940'ların CHP yönetimi altındaki Türkiye'sinden bahsetmiyorum. 1990'ların, 2000'li yılların CHP'li yönetimlerinden, MHP'li yönetimlerinden bahsediyorum. Şehirler arasında ancak konvoylarla seyahat edilebiliyordu. Dikkat ediniz Elazığ'dan Tunceli'ye gitmek istediğinizde, özgür bir ülkenin, özgür bir vatandaşı gibi özgürce seyahat edemiyordunuz. Ancak haftanın 2 gününde yolculuk yapabiliyordunuz. Aydın-İzmir arasında böyle şey olduğunu tahayyül edebiliyor musunuz? Kocaeli-İstanbul arasında böyle bir şey olduğunu tahayyül edebiliyor musunuz ama Türkiye bunları yaşadı ve bu manzarayı, bu tabloyu ortadan kaldıran da yine biz olduk. Bir şeylere rağmen bunu kaldırdık. Bunun devamını isteyenler vardı bu ülkede ama bölge insanı artık buraya gelmişti. 'Yeter ki bizi OHAL'den kurtarın başka bir şey istemiyoruz' diyorlardı. Biz bunu gerçekleştirdik, bunu kaldırdık. Bunu kaldıran kim? AK Parti iktidarı. Birileri laf yapar, birileri icraat. Biz icraat sahibiyiz.
Muhalefet partilerinin tahrikleri ve istismarları, vatandaşlarımız arasında maalesef soru işaretleri oluşturuyor. Böylesine hayırlı, böylesine samimi ve kararlı bir girişim karşısında bile ülkenin, milletin hassas değerleri istismar ediliyor. Oy avcılığına kurban edilmek isteniyor. Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara ne kadar nahoşsa, ne kadar istismarsa, ne kadar tahrikse açık söylüyorum bir şehit annesini elinden tutarak Meclis'e taşımak, ona orada slogan attırmak, onun üzerinden şehitlerimizi ve şehit ailelerimizi istismar etmek de o kadar nahoştur, o kadar istismardır, o kadar provokasyondur. Hiç kimse vatandaşlarımın hissiyatıyla oynamaya kalkmasın, hiç kimse milletin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapmaya yeltenmesin. Hiç kimse bizim aziz şehitlerimizi kendi çarpık siyasi görüşlerine malzeme yapma gafletine düşmesin. Bu şehitlerimizin aziz hatırasına yapılacak en büyük haksızlık olur."
ERDOĞAN: DİNLEMELERİN HÜKÜMETLE BAĞLANTISI YOK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dinleme konusunu hükümetle bağlantılı gösterenlerin art niyetli olduklarını, kamuoyunu etkilemeye, zihinleri bulandırmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Dinlenme meselesinin hükümetle yakından, uzaktan bağlantısı yoktur, zaten olamaz da. Her şey hukuki süreç içinde gelişiyor, sorunun çözümü de yine hukuk içinde olacaktır" diye konuştu.
Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Asya Termal Tatil Köyü'nde düzenlenen 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantının açış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin son yedi yılda çok farklı bir yere geldiğini anlattı ve daha da iyi noktalara geleceğini vurguladı.
"TÜRKİYE HIZLA BÜYÜYOR"
OECD'nin Ekonomik Görünüm Raporunda, ABD ekonomisinin 2010'da yüzde 2.5, Avrupa Birliğine üye ülkeler bölgesinin binde 9 ve Türkiye'nin ise yüzde 3.7 oranında büyüyeceğinin öngörüldüğünü anlatan Erdoğan, 2011'de ABD'nin yüzde 2.8, avro bölgesinin yüzde 1.7 büyüyeceği tahmin edilirken, Türkiye için beklentinin yüzde 4.6 oranında olduğuna işaret etti.
Erdoğan, işsizlik konusuna ilişkin kriz süresince köklü tedbirler alındığını, bu nedenle Türkiye'nin İspanya ve Ukrayna gibi büyük rakamlar görmediğini belirterek, "Pozitif büyüme ile birlikte işsizlikte önemli düşüşler yaşanacağını biliyoruz. İstikrarı, güveni, huzuru pekiştirme noktasında attığımız adımlar ekonomiyi son derece olumlu şekilde etkileyecek. Turizm, ihracat ve uluslararası yatırımlar konusunda Türkiye yeni rekorlara doğru emin adımlarla ilerleyecek" dedi.
"BEN DE DİNLEME MAĞDURUYUM"
"Dinlenme" konusuna değinen Başbakan Erdoğan, hükümetin insafsız ve haksız yere eleştirildiğini, bu konuda ilgili kurumların ve bakanların net açıklamalar yaptığını kaydetti. Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
"Ulaştırma ve Adalet bakanımın yaptığı çok açık, net açıklamalar var. Meseleyi hükümetle bağlantılı gösterenler art niyetli davranıyorlar, kamuoyunu etkilemeye, zihinleri bulandırmaya çalışıyorlar. Dinlenme meselesinin hükümetle yakından, uzaktan bağlantısı yoktur, zaten olamaz da. Her şey hukuki süreç içinde gelişiyor, sorunun çözümü de yine hukuk içinde olacaktır. Hükümet olarak istismarları, suistimalleri önleyecek adımları elbette atacağız, atıyoruz. Karşınızda dinleme mağduru olarak, usulsüz şekilde dinlenen başbakan olarak. Hakkında herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın dinlenen bir başbakan var karşınızda. Bazı senaryolar hazırlayanlara sormak lazım, "Bu senaryoları hazırlıyorsunuz da acaba dergilerinde, şurada, burada Başbakanın açıkça dinlendiğini yazanlara, çizenlere bu hesabı niye sormuyorsunuz' diye. Acaba bunu soranlar var mı? Yazılı ve görsel medyaya sesleniyorum. Bunun hesabını yapıyor musunuz?
Dinleme konusunda teknoloji o kadar ileri ki art niyetli olsam, bana ait olan dinlemeleri ortadan kaldırırım. Bununla ilgili attığımız yasal adımlar var, aldığımız tedbirler var. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz, atabileceğimiz en ileri adım neyse bu adımı atıyoruz, atacağız. Teknolojik olarak alabileceğimiz en ileri tedbirler neyse bunu da alacağız. Biz, kim olursa olsun insanların dinlenilmesini, haklarında bir mahkeme kararı olmaksızın dinlenilmesini bir defa insana saygısızlık olarak görüyoruz. Gereği neyse bunu yapmak için yasal düzenlemeler yapmayı görev terakki ediyoruz."
"AÇILIŞLARA KATILIN"
Erdoğan, Türkiye'ye 7 yıldır kazandırılan büyük eserlerin, hizmetlerin milletin desteğiyle Türkiye için üretilmeye devam edeceğini ve önümüzdeki günlerde barajlardan duble yollara, bölünmüş yollardan alt yapı çalışmalarına varıncaya kadar bir dizi açılış programları olduğunu söyledi.
Erdoğan, vatandaşların açılış programlarına katılmasını isteyerek, "Açılış programlarını yazılı ve görsel medyaya göremeyeceksiniz, izleyemeyeceksiniz. Onun için teşkilattan bunları takip edin ve heyecanımızı paylaşın" diye konuştu. Ankara-Kırıkkale arasındaki Elmadağ virajlarına yapılan yol ile Mekece-Sakarya arasındaki yolun bittiğini ve önümüzdeki günlerde açılışının yapılacağına işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Elmadağ'ın ölüm virajları bitti. Bugüne kadar gelenlerin hiç akıllarından geçmez miydi? 'Niçin bu yapılmaz. Arkadaş, bu dar yollardan, ölüm virajlarından uçuruma uçanlar, ölenler var' diye. Biz yaptık ve bitti. MHP, ANAP, DSP iktidar olmadınız mı? İktidardaydınız, niçin bir kazma çakmadınız? CHP, sen bugüne kadar ortaklıklarda bulundun, niçin bir kazma çakmadın? Var mı böyle bir şey? Yok, biz varız, biz. Birçok barajın da açılışını yapacağız. İçme suyu ve enerji temininde birçok barajı açacağız. Doğalgaz, enerji noktasında ciddi adımlar attık, atıyoruz. Ülkemiz bir enerji üssü haline geliyor."
Başbakan Erdoğan, yedi yılda Türkiye'ye tarihi başarılar kazandırdıklarını belirterek, "Hep birlikte bir kez daha tarih yazmaktan öte yeniden tarih yapacağız" dedi. Milletin her bir derdiyle tek tek ilgileneceklerini ve gönüller yapmaya, kazanmaya devam edeceklerini sözlerine ekleyen Erdoğan, konuşmasını Şeyh Edebali'nin "Öfke onlara uysallık bize, güceniklik onlara gönül almak bize, suçlamak onlara katlanmak bize, acizlik onlara hoş görmek bize, anlaşmazlık onlara adalet bize, haksızlık onlara bağışlamak bize. Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma insanı yaşat ki devlet yaşasın" dizeleriyle bitirdi.