Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'nin yeniden yapılandırılması için vaat edilen yardımların yapılmadığını belirterek, "ABD'de bana Museviler, 'terör örgütüne ev mi yapalım' dediler. Anlayış bu, yaklaşım bu. Elbette buna karşı sesimizi yükselteceğiz, elbette tavrımızı ortaya koyacağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, Galip Demirel Vilayetler Evi'nde 2. Büyükelçiler Konferansı'na katılan büyükelçilere öğle yemeği verdi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye dış politikasındaki değişimin asla ve asla bir eksen kayması, yön değiştirmesi olmadığını vurgulayarak, "Türk dış politikası aslında genişlemiştir. Vizyonunu, ufkunu genişletmiştir. Normalleşmektedir ve gayet tabii olarak dünyanın tümüyle iletişim kuran bir zemin üzerinde ilerlemeye başlamıştır. Yani, dere yatağında akmaya başlamıştır. Bizim başta bölgesel olmak üzere küresel ölçekte barıştan, huzurdan, demokrasi, güvenlik ve istikrardan başka hiçbir gayemiz yoktur, olamaz" dedi. Erdoğan, hiç kimsenin kendilerinden tek boyutlu bir bakış açısı ve dış politika anlayışı beklememesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti: "Türkiye içine kapanan, dünyaya sırt çeviren, enerjisini içeride heba eden bir ülke olamaz. Bu Türkiye'ye yakışmaz. Çünkü Türkiye sıradan bir ülke değildir, ülkelerden bir ülke değildir. Türkiye vizyonsuz, hukuksuz anlayışlarla böyle bir konuma oturtulmaya çalışılsa dahi bunu başaramaz. Çünkü Türkiye çevresindeki tüm bölgelerle ilişkilidir, bağlantılıdır, irtibatlıdır. Türkiye'nin tarihinin medeniyet mirası, stratejik derinliği buna izin vermez. Türkiye mümkün olan her yerde kendisini temsil edecektir.
Türkiye dünyanın her köşesinde, ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi işbirliklerini tesis etme gayreti içerisinde olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye her platformda, her zeminde, tezlerini barışa, istikrara, demokrasiye katkı vermek suretiyle devam ettirmektedir".
'ORTADOĞU İLE İLİŞKİLERDEN RAHATSIZ OLANLAR VAR'
Başbakan Erdoğan, Irak, İran, Gürcistan, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin geliştirilmesi noktasında rahatsız olanların bulunduğunu belirterek, "Bundan daha doğal, daha tabii ne olabilir? Tüm bu ülkeler ve bunun gibi birçok ülke Türkiye'nin kültürel bağlarının olduğu hatta akrabalık ilişkilerinin bulunduğu ülkeler. Dünyanın bir numaralı ülkesi ABD, Rusya, Çin, Avrupa'nın İngiltere'si, Fransa'sı, Almanya'sı bunlarla ilişki kurarken hiçbir şey olmuyor da, Türkiye kurarken niçin rahatsız oluyoruz.
Neden? Bunu kendi kendimize sormamız gerekiyor. Anormal olan, yanlış olan yıllar yılı komşularımıza, bölgemize sırtımızı dönmüş olmamızdır" diye konuştu. "Türkiye, uluslararası gelişmelerin, dünya siyasetinin artık bir nesnesi değil, altını çizerek ifade ediyorum; bir öznesi haline gelmiştir" diyen Erdoğan, Filistin'in Gazze kentinde yaşanan olaylara dikkat çekti. Erdoğan, Gazze'de yaşananlarla ilgili tavırlarının bir eksen kayması değil, insani olanın, samimi olanın, vicdani olanın tezahür etmesi olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Türkiye'nin yaptığı sadece ve sadece hukuku, adaleti, hakkaniyeti. insaniyeti korumaya çalışmaktır" dedi. Gazze'ye yönelik saldırıların ardından Gazze'nin yeniden yapılandırılması için vaat edilen yardımların yapılmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Şarmel Şeyh'de biliyorsunuz nerdeyse bir yıl oldu toplanıldı. Vaatler. Ne gitti şimdi oraya, hiç. Gazze'ye yardım ulaştırılmasına izin verilmiyor. Bir açık hava hastanesinde Gazze'de insanlar yaşıyor. İnşaat malzemeleri buraya sokulmuyor. ABD'de bana Museviler, 'terör örgütüne ev mi yapalım' dediler. Anlayış bu, yaklaşım bu. Elbette buna karşı sesimizi yükselteceğiz, elbette tavrımızı ortaya koyacağız. Ortada gayriinsani bir durum var. Ortada çok ciddi bir adaletsizlik var. Gözümüzün önünde sadece Gazzeli çocuklar değil, dünyanın insani duyguları öldürülüyor. İşte biz bu vicdanın sesi olmanın gayretindeyiz. Bu hassasiyeti sadece Gazze için sergilemiyoruz, Gürcistan'da, Bosna'da ve Darfur'da da aynı hassasiyeti ortaya koyduk. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insana zulüm ediliyorsa, biz tarihimizden aldığımız terbiyeyle oraya elimizi uzatmak durumundayız" şeklinde konuştu. Erdoğan, bu konulardaki hassasiyeti her zaman dile getirmek durumunda olduğunu belirterek, büyükelçilerden de aynı hassasiyeti aktarmalarını istedi.
"BİZİM MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİNDEKİ NİYETİMİZ SON DERECE NET VE ŞEFFAF"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'milli birlik ve kardeşlik projesi'nin içeriğinin son derece net ve belirgin olduğunu ifade ederek, "Biz daha fazla demokrasi diyoruz, daha fazla hak ve özgürlük diyoruz, birlik ve bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi daha da geliştirelim diyoruz. Terörün minimize edilmesi, ülkemizin güven ve istikrar içinde gelişmesi, kalkınması, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkması; kastımız, niyetimiz budur" dedi. Başbakan Erdoğan, Vali Galip Demirel Vilayetler Evi'nde 2. Büyükelçiler Konferansı'na katılan büyükelçilere öğle yemeği verdi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 2. Büyükelçiler Konferansı'nın son derece anlamlı ve isabetli şekilde, 'demokrasi, güvenlik ve istikrar' başlıklarını taşıdığını belirterek, "İçinden geçtiğimiz küresel şartlar nedeniyle bu üç kavramın 2010 yılında çok yoğun olarak gündemde olacağına inanıyorum. Esasen bu üç kavram uzun yıllardır olduğu gibi 2010 yılında da ülkemizin ve iç politikamızın ana ekseninin oluşturacaktır. Son yedi yılda bu üç kavram üzerinde hükümet olarak yoğunlaştık ve hem ekonomimiz hem de dış politikamız bu kavramlarla tam bir etkileşim içinde gelişti. Ben bu etkileşimi son derece önemli buluyorum. Türkiye, demokraside, güven ve güvenlikte, istikrarda elde ettiği başarı sayesinde dış politikasını farklı bir kulvara taşımıştır" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin bu kavramların içini doldurduğu ölçüde ekonomide başarıdan başarıya koştuğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Dış politikada elde ettiğimiz, ekonomide elde ettiğimiz başarı öyle bir gelişme ortaya koymuş ki demokrasinin, güven ve güvenliğin istikrarın gelişmesine, standartlarının yükselmesine hizmet etmiştir. Türkiye bu denklemi kurabildiği ölçüde başarılı olmuştur. Bu denklemi muhafaza ettiği ölçüde de inanıyorum ki başarısını sürdürecektir. Üzülerek ifade ediyorum; Türkiye'de bazı çevreler zihninde bu denklemi kuramadığı için, bu vizyonu göremediği için biz yedi yıl boyunca dış politika çalışmalarıyla ilişkili olarak yoğun eleştiri altında kaldık. Bırakınız Edirne'nin ötesini, Ankara'nın dışına çıkma zahmetine dahi katlanamayan bir siyasi tavır var. Dış politikayı uçakla seyahat etmekten ibaret gören bir siyasi anlayış var. Türkiye bu tavırlara bu engellemelere rağmen bugün dış politikada bu seviyelere ulaşmıştır. Bir kez daha ifade ediyorum; iç politikamız, ekonomimiz, demokratikleşme çabalarımız dış politikamızın oluşumunda birinci derecede, doğrudan doğruya etkilidir. Aynı şekilde dış politikadaki başarımız da ekonomide, iç politikada, demokratikleşmede elde edeceğimiz başarıların garantisidir."
DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİ
Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır Kuzey Irak'tan yönelen bir terör sorunuyla mücadele ettiğini belirten Erdoğan, terörle mücadelenin sadece bir güvenlik sorunu olarak algılandığı için süreç içinde farklı boyutlar kazandığını, kendisine farklı destekler edindiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, terörün uluslararası desteğini yok etmek konusunda önemli başarılar elde ettiklerini de belirterek, özellikle Avrupa ülkelerinde terör örgütünün mensuplarına gösterilen destek ve müsamahayı büyük ölçüde azalttıklarını kaydetti. Terörün minimize edilmesi ve terörü doğuran nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik olarak yeni bir süreç başlattıklarını hatırlatan Erdoğan, bu süreci diplomasi ile desteklediklerini anlattı. 2010 yılında bu süreçten çok daha somut neticeler alma niyetinde olduklarını belirten Erdoğan, bu noktada büyükelçilere de çok çok önemli görevler düştüğünü vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi: "Terörle mücadele konusunda diplomasi boyutuyla büyükelçilerimiz bugüne kadar zaten büyük gayretler sarf ettiler ama yeni dönemde 2010 yılında bu gayretlerin artmasını, yoğunlaşmasını sizlerden bilhassa rica ediyorum. Bu gayretlerinizi bizim burada başlattığımız milli birlik ve kardeşlik projesi ile desteklemeniz de büyük önem arz ediyor. Demokratik açılımı yurt dışında ne kadar anlatabilirseniz Türkiye'nin haklılığını anlatmada işinizin de o kadar kolaylaşacağına inanıyorum. Bizim milli birlik ve kardeşlik projesindeki niyetimiz son derece net ve şeffaf. Ülkedeki tüm sorun alanlarını, başta terör sorunu olmak üzere, etnik unsurların sorunlarından tutunuz, inanç gruplarının sorunlarına varıncaya kadar, ekonomik sorunlara varıncaya kadar. Kısacası sorun alanlarını minimize etmek üzere bu kararlılığımızı, yolculuğumuzu devam ettirmeliyiz. Etnik aidiyet üzerinden siyaset yapan partiler bu süreci engellemek ya da istismar etmek için yoğun gayret içindeler. Ancak biz sürecin her açıdan Türkiye'nin lehine olduğunu biliyoruz ve demokrasi, özgürlükleri huzuru emniyeti ve istikrarı sağlamak noktasında sürecin mutlaka ve mutlaka başarıya ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Projenin içeriği de son derece net ve belirgin. Biz daha fazla demokrasi diyoruz, daha fazla hak ve özgürlük diyoruz, birlik ve bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi daha da geliştirelim diyoruz. Terörün minimize edilmesi, ülkemizin güven ve istikrar içinde gelişmesi, kalkınması, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkması. Kastımız, niyetimiz budur. AB'ye katılımı hedeflemiş, dünya ile entegre olmuş, önüne yüksek hedefler koymuş bir Türkiye'nin ne yapması gerekiyorsa, hangi açılımları gerçekleştirmesi gerekiyorsa biz onu yapıyoruz." Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bu açılımda başarı sağladığı ölçüde dış politikada ağırlığını artıracağını, enerjisini ve mesaisini çok daha fazla dış politikaya yoğunlaştıracağını ve tezlerini çok daha güçlü şekilde savunur hale geleceğini de söyledi.
ERDOĞAN, BÜYÜKELÇİLERE SESLENDİ
Başbakan Erdoğan, AB konusunda sadece Avrupa ülkelerindeki büyükelçilerin değil, Türkiye'nin tüm büyükelçilerinin daha fazla gayret göstermesini beklediğini söyledi. Terörle mücadele ve demokratik açılım konusunda da büyükelçilerin daha aktif çaba göstermesini isteyen Erdoğan, "Hele hele soydaşlarımızı , vatandaşlarımızın yoğun olduğu yerlerde onları örgütlemek, onları bu noktada çalışmaya sevk etmek inanıyorum ki sizlerin gayretleriyle çok daha anlam kazanacaktır" dedi. Kıbrıs konusunda 2010 yılının önemli gelişmelere zemin olacağına inandığını, büyükelçilerin bu noktadaki çabalarını artıracaklarını bildiğini belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Ermenistan aynı şekilde. Haklı olduğumuz mevzularda kendimizi çok cesur, aktif bir şekilde anlatmamız büyük ehemmiyet arz ediyor. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman çözümsüzlüğü bir çözüm olarak kabul etmedik ve o geçmişteki eskimiş politikaları geride bıraktık. Mesafe alarak, çözerek, çözüme zorlayarak ilerlememiz gerekiyor. Çözüme zorlayan tarafın, tutarlı tarafın, samimi tarafın biz olduğumuzu her yerde göstermeliyiz. Kilitleyen değil, biz çözen olacağız. Sizler güçlü bir ülkenin, büyük bir ülkenin, tarihiyle ve milletiyle derin kökleri olan bir ülkenin temsilcilerisiniz. Türkiye'nin son dönemde kazandığı öz güven sizin sayenizde dünyada karşılığını bulacaktır. Açık söylüyorum bu millet, 72 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı size güveniyor, size inanıyor ve sizin kendilerini en iyi şekilde temsil ettiğinizi, edeceğinizi biliyor. Yarının Türkiye'sinin inşasında omuzlarınızda büyük sorumluluk bulunuyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu sorumluluğu hakkıyla taşıyacağınızı, ülkemizin ve milletimizin gururu olacağınızı biliyorum. Dışişlerimizin gücü, şunu bilmemiz lazım ki Türkiye'de değil, dünyada Türkiye'nin gücüdür. Türkiye bütün kurumlarıyla birlikte güçlüdür, dinamiktir. Ülkemizin çağdaş, demokratik standartlarda bir ülke konumuna yükselmesi tüm kurumlarımızın müşterek arzusudur."