Budapeşte'ye adım attığınız anda, iki bin yıllık derin geçmişin kapıları aralanır; sanki zamanın içinde yolculuk ettiği bir masal diyarına gelmişsinizdir. Tuna Nehri'nin iki yakasını kucaklayan bu şehir, Kelt ve Roma izlerini taşıyan mütevazı köklerinden günümüze adeta yeniden doğmuştur. Yeşil tepeleri, görkemli sarıları ve şehrin kalbine kadar işleyen sanat dolu dokularıyla Budapeşte, adeta bir efsanenin sayfalarında gezinirken karşınıza çıkan büyülü bir yer gibidir.
BUDA VE PEST'IN BÜYÜLÜ DANSI
Tuna Nehri'nin iki kıyısına konumlanmış olan şehir, kendi içinde bir masal sahnesi yaratır: Tuna'nın batısındaki Buda, hafifçe yükselen tepeleri, eski taş sokakları ve huzur veren parklarıyla sakin bir şehrin ruhunu taşır. Doğu yakada, düz arazilerde kurulu olan Pest ise Viyana'yı andıran geniş bulvarları, hareketli caddeleri ve modern kalbiyle canlı bir günce gibi atar. Bu iki yakayı birbirine dokuyan köprülerse, adeta birer köprüden çok zamana açılan sihirli kapılar gibidir.
BUDA'NIN SESSİZ FISILTILARI
Buda tarafına ayak basarken, kendinizi tarihin derin katmanlarına bırakırsınız. İlk adımınızı attığınızda, Castel Hill'in (Buda Kalesi) gölgesinde yükselen başkanlık sarayı, gözlerinizi kamaştıran bir peri sarayını andırır. Matthias Kilisesi, 11. yüzyıldan bu yana ayakta duran bir zaman tanığı gibi büyür karşınızda. Osmanlı döneminde camiye dönüşmüş, sonrasında yeniden orijinal yapısına donüştürülmüş kutsal yapı; taş işlemeleri, renkli çatılarındaki mozaikler ve kubbesine tırmandığınızda önünüze serilen Budapeşte manzarasıyla sizi mest eder. Balıkçı Tabya'sı şehrin en etkileyici seyir terasıdır; çizgi filimlerden çıkmış kale kulelerini andıran kemerleri ve beyaz sütunları, tüm kenti parmaklarınızın ucuna serer. Akşamüstü gün batımında, güneşin Tuna'yı altın rengine boyamasını seyretmek tarifsiz bir deneyimdir. Tuna Nehri'nin öte kıyısına geçerken, Pest'in ritmine kapılırsınız. İlk durağınız Büyük Pazar Hali'dir. 1897'den beri ayakta duran bu görkemli yapı, kemerli tavanıyla adeta dev bir gemi güvertesini andırır. İkinci kattaki langos tezgahlarından yükselen kızarmış hamur kokusu, tatlı reçelli lekvaros bukta (çörek) kadar cezbedicidir. İçerideki rengârenk baharatlar ve taze ürünler, eşsiz bir görsel ziyafet sunar.
DİNİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİKLER
Aziz Stefan Bazilikası'nın heybeti, şehrin kalbini titreten bir çan gibi yükselir sokaklara. Macaristan'ın ilk kralı Aziz Stefan onuruna yapılan bu basilika, zarif sütunları ve detaylı taş işçiliğiyle ziyaretçisini büyüler. 364 basamaklı merdivenini tırmandığınızda kubbesinden Budapeşte'yi 360 derece kuşbakışı izlemek, sanki bir ressamın fırçasından çıkmış dev bir tabloyu inceliyormuşsunuz hissi verir. Mavi göğe uzanan kubbelerin altında geçmişin huzurunda kaybedersiniz. Macaristan Devlet Operası, Neo Rönesans mimarisiyle göz alıcıdır. Budapeşte, tarihin büyük imparatorluklarının rekabetine tanıklık etmiştir. Habsburgların görkemli saraylarıyla Osmanlıların zarif hamamları, sokaklara siluetlerini bırakmıştır. Şehrin her semti, farklı bir dönemden kalma tarihi izler taşır.
MACAR MUTFAĞINI DENEMELİSİNİZ
Budapeşte'ye gelmişken tadına bakmanız gereken lezzetler, öykünün karakterleri gibidir. Güne, içi meyve reçeliyle dolu, sıcacık lekváros buktalarla başlayabilirsiniz. Bu çörek, dışı çıtır, içi yumuşacık bir rüya gibi damağınızda erirken, maceranızın ilk tadı olur. Öğle vakti geldiğinde, Paloc çorbasının serinletici ve hafif lezzetiyle kendinizi bir tablo gibi rengarenk bir hikâyenin içinde bulursunuz yoğurt, patates, fasulye ve daha nicenin uyumuyla yaz günlerine selam çakan bir kase. Akşam ise tabaklarınızı mutlaka gulaş ile taçlandırın. Yumuşacık dana eti, bol paprika ve kök sebzelerin aşkıyla kaynayan bu yahni, Macar mutfağının kalbini temsil eder. Her kaşıkta, tarihin bir dokunuşunu tatmak mümkün.
NASIL GİDERİM?
İstanbul'dan kalkan uçaklarla, sadece 1 saat 50 dakikalık bir gökyüzü yolculuğundan sonra Budapeşte Havalimanı'na inersiniz. Havaalanından şehir merkezine ulaşmak, trafiğe bağlı olarak 30–45 dakika arasında sürer. 100E numaralı otobüsle yaklaşık 5 euro karşılığında doğrudan şehir merkezine gidebilir veya taksiyle yaklaşık 35 euroya otelinize varabilirsiniz. Bütçenize ve zamanınıza göre, otobüs sizi hızlı bir başlangıca davet ederken, taksi şehrin kapısından konforlu bir araba yolculuğu sunar.
İLKER TOPDEMİR