Dağların arkasına saklanan hazineler vardır, Bursa işte tam da öyle bir şehir. Tabiatın en cömert renkleriyle boyadığı, tarihin ağır ama vakur yükünü omuzlarında taşıyan bir zaman sandığı... Şehre ilk adım attığınızda sizi iki "ulu" karşılar. Biri heybetiyle göğe uzanan Uludağ'dır. Bazen başı dumanlıdır sanki yüzyılların yükünü sessizce sırtlanmış bir muhafız gibi... Rüzgârıyla selam verir, "hoş geldin" dercesine. Diğeri ise kalbinize seslenen Ulu Cami'dir.
ZAMANIN İÇİNDE BİR SIR
Ulu Cami'nin avlusuna adım attığınız an, suyun sesiyle başka bir zamana geçersiniz. Şadırvandan yükselen o şakırtı, Bursa'nın ruhudur adeta. Yıldırım Bayezid'in Niğbolu zaferi sonrası verdiği sözün 20 kubbede hayat bulmuş hâli olan bu mabed, sadece bir ibadet yeri değil aynı zamanda bir sırlar kitabıdır. Minberine gizlenmiş geometrik motifler, Samanyolu'nu ve güneş sistemini andıran şekillerle insanı hayrete düşürür. Duvarlarını süsleyen kırk hattatın 192 levhası ise sessiz bir estetik fısıltı gibi sarar etrafınızı.

ÇARŞILAR VE KAYBOLAN ZAMAN
Ulu Cami'nin arka sokaklarından Kapalıçarşı'ya uzandığınızda zaman çözülür. Emir Hanı'ndan İpek Hanı'na, Geyve Han'dan Fidan Hanı'na kadar uzanan bu kadim ticaret yolu, geçmiş ile bugünü birbirine karıştırır. Kahve kokusu tarçına karışır, karanfil safrana... Sanki deve kervanlarının çıngırak sesleri hâlâ yankılanır kulaklarınızda. Tam da o anda Ahmet Hamdi Tanpınar'ın dizeleri düşer aklınıza: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında..."
KOZA HAN'DA İPEK BİR HAYAT
Kapalıçarşı'nın kalbinde Koza Han, ilk bakışta sakin ama içine girince yaşayan bir organizma gibi... Renk renk ipekler, bir podyum zarafetiyle dizilir dükkânlarda. İpeğin gerçek hissi, dokunmadan anlaşılmaz. Esnafın davetiyle içilen bir çay ya da kahve, sizi bu zarif dünyanın bir parçası yapar. Burada her şey biraz daha yumuşak, biraz daha naif...
MURADİYE: HÜZNÜN VE HUZURUN BAHÇESİ
Muradiye Külliyesi, Bursa'nın en sessiz ama en derin anlatılarından biridir. Ölüm ile hayatın yan yana yürüdüğü bir bahçe... II. Murat'ın emaneti olan bu külliye, yalnızca mimari bir yapı değil Osmanlı'nın iç çekişmelerinin, kaybedilmiş hayatların ve suskun tarihinin evidir. Şehzade Mustafa, Cem Sultan... Hepsi burada, gürültülü dünyadan uzak bir sükûnet içinde. Muradiye'den Tophane'ye uzanan yol, Osmanlı'nın doğuşuna açılır. Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin türbeleri, Bursa'yı hâlâ yukarıdan izler. Yanlarında yükselen saat kulesi, zamanı tutmaya çalışan bir hatıra gibi...

ÇEKİRGE'DE SUYUN ŞİFASI
BURSA'NIN bir diğer yüzü ise Çekirge'nin kaplıcalarıdır. Buharın içinde zaman erir, beden hafifler. Kaplıcadan çıktığınızda Karagöz ve Hacivat'ın anıt mezarı sizi karşılar. Yanındaki müzede izlediğiniz bir gölge oyunu, çocukluğunuzu geri getirir.
YEŞİLİN HER TONU
BURSA'YA yeşil demek sadece bir sıfat değil, bir kimlik. Uludağ'ın eteklerinden sokak aralarına kadar uzanan çınarlar, bu şehrin doğayla kurduğu kadim dostluğun kanıtı... Ama bu yeşil bazen bir türbenin, bazen bir caminin adı olur. Yeşil Türbe'nin çinilerinde saklı olan estetik, gözünüzü zümrütten de yakuttan da alıkoyar
MODERN ZAMANIN İPEK ŞEHRİ
BURSA, geçmişte takılı kalmaz. Sanayisi, üniversiteleri, modern yüzüyle bugünü de zarifçe taşır. AVM'lerde dolaşırken, bir çay bahçesinde soluklanırken ya da gençlerle sohbet ederken hissedersiniz bunu... Geçmiş ve gelecek burada kavga etmez, birbirine saygı duyar.
LEZZETİN EN GÜZEL BAHANESİ
VE elbette Bursa'nın vazgeçilmez bahanesi: İskender kebabı... Tadı başka yerde asla aynı değildir. Üzerine bir de kestane şekeri eklendi mi bu şehirden kopmanız iyice zorlaşır.