Bazı şehirler nedense birkaç kartpostala sıkışıp kalıyor. Sakarya da uzun zamandır bununla mücadele ediyor bence. Adını duyunca çoğumuzun zihninde hemen Sapanca Gölü beliriyor... Göl kıyısında kahvaltı edenler, elinde kahve bardağıyla yürüyüş yapanlar ve sosyal medya için doğru açı arayanlar... Oysa Sakarya, yalnızca göl manzarasından ibaret değil. Bir yanında Karadeniz'in hırçın dalgaları, diğer yanında sisler arasında kaybolan yaylalar, biraz ilerisinde Osmanlı'dan kalma sokaklar ve sofrasında Balkanlar'dan Kafkasya'ya uzanan bir kültür hikâyesi var. Hem de bütün bunlar, İstanbul'dan birkaç saat uzaklıkta. Üstelik Sakarya bu yıl ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. 4-12 Temmuz tarihleri arasında yolunuz Sakarya'ya düşerse konserlerden tiyatrolara, sergilerden çocuk etkinliklerine kadar birçok deneyimi yaşayabilir, aynı zamanda şehri keşfedebilirsiniz. O zaman haydi keşfe başlayalım...
GÖLÜN ETRAFINDAKI HİKÂYE
Sakarya gezisinin ilk durağı elbette Sapanca. Sabahın erken saatlerinde göl kıyısında yürüyüş yapmak, suyun üzerinde süzülen ördekleri izlemek ve karşı kıyıdaki yeşil tepelerin göle düşen yansımalarına bakmak şehir hayatının hızını unutturuyor. Son yıllarda göl çevresinde açılan bungalovlar ve doğa otelleri, Sapanca'yı yalnızca günübirlik bir kaçış noktası olmaktan çıkarıp başlı başına bir konaklama destinasyonuna dönüştürdü. Günün sonunda göl kıyısında gün batımını izlemek ise ziyaretçilerin hafızasında kalan en güçlü anlardan biri. Özellikle hafta sonları yerli turist akınına uğruyor bölge.

SAKARYA'NIN YEŞİL MUCİZESİ
Çoğunluk Sapanca'da yer arayadursun, Sakarya'nın asıl sürprizleri gölün ötesinde başlıyor. 2300 civarında bitki türünü ve onlarca kuş çeşidini barındıran Karasu yakınlarındaki Acarlar Longozu, Türkiye'nin en etkileyici doğal alanlarından biri. Su basar ormanı olarak bilinen longoz, mevsime göre değişen renkleriyle adeta yaşayan bir tabloyu andırıyor. Ahşap yürüyüş yollarında ilerlerken kuş sesleri dışında neredeyse hiçbir şey duymuyorsunuz. Doğanın gücünü hissetmek isteyenler için bir diğer adres ise Maden Deresi. Şelaleler, yürüyüş parkurları ve serin atmosferiyle özellikle yaz aylarında nefes aldıran bir kaçış noktası. Biraz daha yükseklere çıkmak isteyenler ise Soğucak ve Dikmen yaylalarında bulutların arasına karışabiliyor. Özellikle sonbaharda sarı, turuncu ve kızıl tonlara bürünen yaylalar fotoğraf tutkunlarının gözdesi.

60 KM'LİK KIYI ŞERİDİ
Sakarya denildiğinde çoğu kişinin aklına deniz gelmez. Oysa şehrin Karadeniz'e uzanan yaklaşık 60 kilometrelik kıyı şeridi bulunuyor. Karasu ve Kocaali sahilleri yaz aylarında hareketli bir atmosfere sahip. Geniş kumsallar, uzun yürüyüşler ve Karadeniz'in kendine özgü manzarası, göl turizmiyle tanınan Sakarya'nın farklı yüzünü ortaya çıkarıyor. Sabah göl kenarında kahvaltı yapıp, gün boyu mavi bayraklı denizde yüzüp güneşi batırmak, şehirde mümkün olan sıra dışı deneyimlerden biri.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE YENİ ADIM
Antalya'nın turizm merkezlerinden Kundu'da kapılarını açan Voyage Kundu, 2026 sezonunun dikkat çeken yatırımları arasında yerini aldı. 440 odası bulunan tesis, modern mimarisi ve farklı konaklama seçeneklerinin yanı sıra, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla öne çıkıyor. Yaklaşık 58 bin metrekarelik alanda kurulan otel, çevresel etkileri azaltmayı hedefleyen bir anlayışla tasarlandı. Projede sürdürülebilirlik yalnızca bir sertifika hedefi olarak değil, tasarımın ve işletme modelinin temel unsurlarından biri... İnşaat sürecinden malzeme seçimine, enerji kullanımından su yönetimine kadar pek çok aşamada çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik uygulamalar hayata geçirildi.
ENERJİ VERİMLİLİĞİ YÜKSEK
Tesisin yaklaşık 95 puanlık LEED Platinum performans hedefiyle geliştirildiği belirtilirken, enerji tüketiminde yüzde 35, peyzaj sulamasında yüzde 60, iç mekân su kullanımında ise yüzde 40 oranında tasarruf sağlanması amaçlanıyor. Atıkların geri kazanım oranının ise yüzde 95 seviyesine ulaşması hedefleniyor. Turizmde çevresel duyarlılığın giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde açılan Voyage Kundu, bu yönüyle yalnızca yeni bir otel yatırımı değil, aynı zamanda geleceğin turizm anlayışına yönelik bir örnek... Uzmanlar, enerji verimliliği ve doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımların önümüzdeki dönemde turizm sektörünün temel rekabet alanlarından biri olacağına dikkat çekiyor.
AİLELERE ÖZEL ODA
Akdeniz'in doğal dokusundan ilham alan mimarisiyle tasarlanan otelde, ailelere yönelik alanların yanı sıra yetişkinlere özel bölümler de bulunuyor. Havuza doğrudan erişim sağlayan lagoon odaları ve farklı yaş gruplarına yönelik aktivite alanları tesisin öne çıkan özellikleri arasında... Gastronomide de geniş bir yelpaze sunan Voyage Kundu'da Türk ve dünya mutfaklarından örneklerin yer aldığı restoranlar hizmet veriyor.
ZAMANIN YAVAŞ AKTIĞI İLÇE: TARAKLI
Sakarya'nın en büyük sürprizlerinden biri ise Taraklı. Osmanlı mimarisini yansıtan ahşap konakları, taş döşeli sokakları ve sakin yaşam ritmiyle Taraklı, ziyaretçilerine geçmişe açılan bir pencere sunuyor. Cittaslow yani "Sakin Şehir" unvanını taşıyan ilçe, hızlı tüketilen turizm anlayışının tam karşısında duruyor. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri belirli bir plan yapmadan sokaklarda dolaşmak. Eski konakların gölgesinde yürürken zamanın yavaşladığını hissediyorsunuz. Taraklı, Sakarya'nın doğa turizmine kültürel bir derinlik katıyor.
SOFRADA BİR KÜLTÜR MOZAİĞİ
Sakarya'nın mutfağı da şehir kadar renkli. Karadeniz, Balkan, Kafkas ve Anadolu kültürlerinin buluştuğu sofralarda ilk karşılaşılan lezzet ıslama köfte oluyo.r Et suyuyla ıslatılan ekmeklerin eşlik ettiği bu köfte , şehrin gastronomik simgesi sayılıyor. Çerkes tavuğu, keşkek, Abhaz peynirleri, mısır ekmeği ve karalahana yemekleri bölgenin kültürel çeşitliliğini yansıtıyor. Tatlı severler için ise kabak tatlısı ve melengücceği mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında.