Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Bunlar bizi kandırıyor

PKK'nın bir kez daha Dağlıca'ya saldırmasına o kadar sinirlendim ki... Dünkü yazıyı sıcak olamayan başka bir konuya ayırdım.
"Madem sinirlendin, niye yazmadın" diyeceksiniz... Yazmadım çünkü ağır hakaretler edebilirdim. Soracaksınız: "Ee, ne var bunda, örgüte hakaret etmeyen mi kaldı?"
İyi de kardeşim benim kızgınlığım PKK'ya değil ki! Örgüt kendi rolünü onuyor. Onun ontolojisi de, epistemolojisi de şiddet... Yani PKK yapacağını yapıyor.

Bu komutanlarla olmaz!
Benim asıl kızdığım Türk Silahlı Kuvvetleri... Aymazlığın bu kadarına da pes yani! (Dün olsaydı aymazlık yani "durumun farkına varamama" yerine, okkalı bir başka kelime kullanırdım.)
Bu kurumu idare eden generallerde, "öğrenme bozukluğu" var galiba. Şu hale baksanıza:
Dün bütün medya, "Başbakan Erdoğan ne zaman ABD Başkanı Obama ile görüşse, PKK kan döküyor" diye bir bir saydı.
O halde... Başbakan, Obama ile görüşmeye gidiyorsa... Tedbir alacaksın! Savaşın bitmesine ilişkin bir umut belirdiyse... Yine tedbirli olacaksın!
Çünkü 20 yıldır kanıksadık: Ne zaman barış sesleri yükselse, onu bastıracak bir patlama oluyor. Adeta "2 kere 2, dört eder" kesinliğinde... Bir kere tuzağa düşersem, hasmımın zekâsıdır... İkinci kere tuzağa düşersem, benim salaklığımdır...
Peki üçüncü ve hatta dördüncü kereler de tuzağa düşüyorsam; bu ne anlama gelir? Çok net: Ya su katılmamış bir geri zekâlıyım ya da bu işin içinde bir iş var...
Bence asıl aymazlığı, tam da bu komutanlarla çalışmaya devam eden siyasetçiler yapıyor! Madem bilmem kaçıncı kez aynı saldırıya uğranıyor, aynı tuzağa düşülüyor...
Birilerinin koltukları, rütbeleri, hatta özgürlükleri gitmeden, bu kirli oyun bitmez.

Karayılan mı, karakertenkele mi?
Gelelim olayın başka bir yönüne: Biliyorsunuz, gazeteci Avni Özgürel, kısa bir süre önce Kandil'e giderek, Murat Karayılan ile görüştü.
Karayılan ilk kez... PKK'nın geçen yılki Silvan saldırısının yanlış olduğunu... O eylemin, barışı sabote ettiğini söyledi. Bence şu lafı ayrıca önemliydi: "Yerel unsurlar yaptı, kontrol edemedim."
Bir başka Obama görüşmesi sırasında yapılan saldırı, Karayılan'ın sözlerine mim koymamızı gerektiriyor:
1) TSK için söylediğim, Karayılan için de geçerli: Madem barış sesleri yükseliyor... Madem Erdoğan, Obama ile görüşmeye gitmiş... "Aman sabotaj olmasın, çözüm süreci yine kesintiye uğramasın" kaygısıyla, niye tedbir almıyorsun?
2) Bir başka TSK-Karayılan paralelliği daha: Basit, tesadüfi bir saldırı değil ki Dağlıca... PKK bin bir zahmetle ağır silahlarını (makineliler, roketler, vs.) getiriyor. Çok sayıda militanla, üç koldan hücum ediyor...
Bu tip saldırıların plan, zaman ve yığınak olarak ciddi hazırlık gerektirdiğini biliyoruz. Ama maşallah, ne TSK durumun farkında (!), ne de Karayılan...
Bir numara yine mi "yerel unsurları" kontrol edemedi? Bunlar ne biçim yerel unsurlar ki istedikleri anda, barış umutlarını dinamitleyebiliyor?
Bunlar ne biçim yerel unsurlar ki gayet dakik bir siyasi analizle, en uygun zamanda saldırıya geçebiliyor?
Özetin özeti: Karayılan ya büyük bir yalancı ya da arkasından kolayca iş çevrilen, kof bir yönetici. Ankara'da da var böyleleri, Ankara'da da...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA