Zor ama imkansız değil.
Amerika'da birçok gazete yöneticisi günlük mesailerinin bir bölümünü yönettikleri gazetelerin geleceğini kurtarmak için yeni stratejiler düşünerek geçiriyor. Gazetenin mutfağında çalışanlar da sürekli yöneticilerine yeni projeler getiriyorlar. Tirajlar düşüyor. Gazete çalışanları kaygılı. Şurası bir gerçek; İnternet ve mobil cihazların yaygınlaşması klasik gazeteyi klasik işleyiş ile ayakta duramaz hale getirdi.
New York Times'da çalışırken dünyanın en prestijli gazetesinin nasıl kan kaybettiğini ve çalışanlarının nasıl tedirgin olduğunu bizzat gördüm. Ayda bir kez e-mail kutumuza gazetenin CEO'su Janet Robinson ve yayın yönetmeni Bill Keller'den gazetenin performansına ilişkin bir e-mail gelirdi. Janet ve Bill bu e-maillerinde genelde çalışanlara gazetenin ekonomik gerçeklerinden bahsederek yenilik üretmelerini isterlerdi. Yaklaşık iki yıl boyunca her ay postama gelen e-mailler hep 'bu ay tirajımız düştü gazete reklam gelirimiz azaldı' diye başlardı. Sonrasında gazetenin herhangi bir departmanında o ay içinde geliştirilmiş dijital mecraya yönelik yeni bir uygulamadan bahsedilerek onun ekonomik getirisi anlatılırdı.
Yani çalışanlara, "Kağıda bastığımız gazeteden elde ettiğimiz gelir düşüyor ama dijital platformdaki yenilikçi uygulamalar yolu ile elde ettiğimiz kazanç artıyor" mesajı verilirdi.
Bu e-maillerden sonra çalıştığım "NYtimes syndicate" bölümündeki sorumlu müdürümüz tüm ekibi aylık değerlendirme toplantısına alarak hep şunu söylerdi "halihazırda elimizde bulunan işleri yapmak mesaimizin bundan sonra yüzde 60'ını alacak, mesaimizin diğer yüzde 40'lık bölümünde sürekli yeni dijital projeler tasarlamaya çalışacağız".
Syndicate departmanı olarak haftada iki ya da üç yeni proje tasarlar, onun üzerinde tartışırdık.
New York Times'ı ve pek çok Amerikan şirketini krizlere karşı güçlü kılan işte bu mantık.
İngilizcesi ile innovation Türkçesi ile yenilik.
ABD'de kimse eskiyi kurtarmaya çalışmıyor.
Yani tirajımız düştü diyerek milyonlarca dolarlık reklam kampanyasına ya da promosyon işine girmiyorlar.
Peki, ne yapıyorlar?
Tüm birimler ve tüm çalışanlar yeni düzene kendilerini uyarlamaya çalışıyorlar.
Yeni düzenin merkezinde kâğıda basılan bir gazete konsepti yok.
Bütün projeler dijital platformlar ekseninde gelişiyor.
Nytimes bünyesinde artık kimse gazete için "süper bir ek fikrim var" ya da "falanca birimin sayfa sayısını arttıralım çok ilgi çekeriz" diyerek yönetime bir proje öneremez. Bilir ki bunu yaparsa günü yakalayamayan, kendini yenileyemeyen 'demode çalışan' imajı o kişinin üzerine yapışır. Rekabette kazananların yenilikçi çalışanlar olacağını bilen hiçbir kişi demode çalışan imajının üzerine yapışmasını istemez.
Bu durum ister istemez herkesi dijital platform ilişkin fikir üretmeye zorluyor.
Dolayısıyla peşi sıra yüzlerce dijital proje oluşuyor. Bütün servisler kendilerini buna göre yeniden yapılandırıyor.
Yeni personel alımlarında kişinin dijital platformlara yatkınlığına bakılıyor.
Peki bu ne fayda sağlıyor?
Nyimes örneğinden devam edersek şirket hala merkezinde habercilik olan medyadan para kazanılabileceğini gösteriyor. Nytimes'ın toplam geliri 2011 yılında düşüş içindeyken dijital mecrada reklam ve abonelik gelirlerinde artış gözleniyor.
Hatta gazete tirajı bile yine dijital stratejiler sayesinde artmış durumda.
Şirket, Nytimes.com'u ücretli hale getirince 2011 son çeyreğinde nytimes'ın trajı %4.7 artış göstermiş.
Traj artmasına artmış ama gazeteye basılan reklam gelirleri de % 7.8 düşmüş.
Yani bütün stratejiyi "tirajımız sürekli artmalı" üzerine kuran gazete yöneticilerine burada net bir mesaj var.
Tirajınız artsa da reklam geliriniz artmayacak. Bu da daha fazla zarar demek.
Devir tiraj arttırmaya yönelik para ve enerji harcama devri değil.
Devir sadık ve sunulan içeriğe ücret ödemeye hazır internet ve mobil cihaz kullanıcıları bulma/oluşturma devri.
Nytimes.com'un yaklaşık 500 bin ücretli abonesi var. NYT'nin hedefi 2012 sonunda 1 milyon internet abonesine ulaşmak. Nytimes.com'u hem bilgisayardan hem de telefondan okumak ayda 15$. İnternet ve tablet aboneliği 20$ sınırsız her türlü cihazdan nytimes içeriğine erişmek 35$.
Nisan ayından itibaren nyimes'ta yeni bir uygulamaya daha geçiliyor, artık ayda sadece 10 haber ve makale ücretsiz okunabilecek. Daha önceden bu sayı 20 idi. Planlar artık hep dijital platformları kullanan kullanıcıyı yakalamak üzerine kuruluyor.
Nytimes.com gazetede bulamayacağınız pek çok ekstra servisi ile okuyucuya gazeteden daha fazlasını vaat ediyor. Sadece okuyucu değil aynı zamanda reklam veren de daha fazlasını nytimes.com'da buluyor.
Kişiye özel bilgilerin kayıt esnasında depolanması ile bu tarz dijital platformlar reklam veren için spesifik profillere ulaşıp ürününü tanıtma imkanı sunuyor. Ayrıca mobil uygulamalar ile okuyucu habere ve bilgiye her an ulaşırken reklam veren, sıcak bilgi ve analiz peşinde koşan tüketicinin bu davranışını kendisi için bir fırsat biliyor.
Sözün özü; Dünyada haberin merkezde olduğu medya şirketlerinde hızlı bir değişim var.
Bu değişim Amerika'da olduğu gibi Türkiye'de de hızla kendini hissettiriyor.
Gazeteciler de gazeteyi yönetenler de gidişatın farkında.
Yapılması gerekenler de çok karmaşık şeyler değil.
Amerikalılar iki konuya yoğunlaşmış durumdalar.
Bir; kaliteli içerik üretmek.
İki; üretilen kaliteli içeriği çeşitlendirilmiş dijital platformlarda sunmak
"İçerik kraldır/content is the king " Amerikalıların dillerinden düşürmedikleri bir slogan. İçeriğiniz iyiyse her zaman güçlüsünüz. Ama güçlü olmanız para kazanacaksınız anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ürettiğiniz bu kaliteli içeriği nakitte çevirecek çeşitlendirilmiş dijital dağıtım kanallarına sahip olmalısınız. Ve bu dağıtım kanallarınızı her gün geliştirmeli ve güncellemelisiniz.
Bu ikisini iyi yapanlar haber, yorum, analiz ve türevlerini üreterek önümüzdeki yıllarda para kazanmaya devam edecekler.
serdar.karagoz@sabah.com.tr
@serdarkaragoz