Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ara sıra Cumhuriyet Halk Partisi'ni de "eleştirirmiş gibi yapan" ama temelde ona toz kondurmayan yandaş medya, dönüp dönüp AKP'li belediye başkanlarını sarakaya almaktan özel bir zevk duyar...
Çünkü bu adamlar genellikle "ticaretle iştigal eden" yani "bezirgân takımına mensup" kişilerdir.
Eh, ticaret de memur zihniyetine göre "süfli" bir iş olduğuna göre...
(Kendi patronları mukavva kutuculuğundan tavukçuluğa, lastikçilikten tüpgazcılığa kadar her işe girmiş çıkmıştır ama gazete satın alınca onların gözünde herhalde beyefendi düzeyine yükselmiş olmalıdır!)
Dün baktık, gene birisi hakkında birisi "turşucu" demiş. İstanbul Belediye Başkanı'yla da "muhallebici" diye dalga geçerlerdi... Adam yüksek mimardı ama bunun hiç önemi yoktu.
CHP'nin niçin esnaftan oy alamadığına kimse şaşmasın!
Belediye başkanı dediğin, "kerli ferli" olmalıydı...
Tercihan "vali ve belediye reisi" olursa daha da iyi. Aynı zamanda CHP İl Başkanı da tabii... Bütün görevler tek elde toplanacak, yönetim ve sorumluluk ampul kafalı cahil halka bırakılmayacak...
Halk seçerse amenna, peki, ama "Ankara'dan gönderilirse" daha da makbul...
Hele Refik Tulga, Şefik Erensü, İsmet Hakkı Akansel, Abdullah Tırtıl gibi asker olursa, tadından yenmez... Cahil halkı öyle bir muma çevirir ki...
Canım hiç olmazsa şöyle doktor, profesör falan olmalı... Lütfi Kırdar ya da Fahrettin Kerim Gökay gibi...
Zaten "adam gibi adam" ya doktor olur, ya mühendis, ya avukat... Arslanlar arslanı Nurettin Sözen gibi...
Aday göstereceksek de "Ankara kökenli" olmasına özen gösterelim, ya emekli SSK müdürünü ya da türkücüyü öne sürelim... Ki kazanamasın!
Bu gibi arkadaşlardan küçük bir ricamız var: Belediyeciliğin anlamını bir araştırsınlar.
Bu arkadaşlar Babıali'de ayakçılık sürecinde pek öğrenememişlerdir: Batı'da bazı köylerin zamanla nasıl kasaba ve sonra şehire dönüştüklerini, feodal senyörün şatosuna bağlı zenaatkârın nasıl önce panayırlar düzenleyerek (fuar), sonra panayıra gelen komşu köylülerin kalabilmeleri için hanlar açarak (otel), zamanla bütün zenaat erbabını biraraya toplayarak şatodan koptuğunu, yavaş yavaş bir kent oluşturduğunu, kenti yani kendi kendini yönetme hakkını nasıl elde ettiğini okusunlar... Burjuva sınıfının doğuşunu araştırsınlar...
Tarihe baksınlar: Bordeaux şehrini şarapçılar, Marsilya şehrini denizciler, Lyon şehrini dokumacılar yönetirler.
Paris'ten gönderilen "jakoben" zart zurtçularla da ölümüne savaşmışlardır, şehirlerinin özerk haklarını savunmak için... Çok kan dökülmüştür.
Almanya'da "Hansastadt" nasıl oluşmuş, Hamburg ve Lübeck gemicileri nasıl şehirlerinin yönetimine kimseyi karıştırmamışlar... Direnmişler...
Bizde, Serbest Fırka'yı kapatıverirsin, olur biter. Bu partinin Aydın il başkanı Adnan Bey (sonradan Menderes) alt tarafı bir "çiftçi parçası" değil midir? Kim oluyor da Ege bölgesinde söz sahibi olmaya kalkıyor?
Ama Türkiye değişmiştir: Bir şehri, o şehrin burjuvaları yöneteceklerdir (adı üstünde, o şehrin şehirlisi)... Emekçi de söz sahibi olursa daha da iyidir.
Bürokrat kuyrukçularına da, onlarla dalga geçmek "zevki" verilir ancak. Muhallebiciye hakaret ederler, işsiz kalırlarsa gider yanında garsonluk yaparlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN