Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Uçmayın

Fransa'da, daha doğrusu esas olarak Paris'te ve diğer bazı şehirlerde bir "Türkiye mevsimi" düzenlendi.
Parayı bastıran düzenler, üç sene evvel Ermenistan yılıydı, bu yıl Rusya, seneye de Meksika...
Nitekim bu "mevsim" için 23.5 milyon Euro harcanmış (kusura bakmayın, şu Avro kelimesi dilimize hiç oturmadı ve yerleşemedi), bunun 11 buçuğunu biz ödemişiz, 12'sini de Fransa karşılamış.
Gazeteci için çok büyük, rüyasında bile göremeyeceği kadar büyük, devletler için küçük bir para.
Bu "mevsim" dolayısıyla Paris'e gidip gelen arkadaşlar, olayı öve öve göklere çıkardılar.
"Fransızlar dokuz ay boyunca bizi konuşmuşlar", öyle diyorlar.
Bu zaman aralığında Paris'e üç kere gittim geldim (avantadan değil, kendi cebimden), birçok kişiyle görüştüm, kimsenin bizi konuştuğunu duymadım.
Nitekim, en iyimser gazetecimiz bile "bu etkinliklerin Türkiye algısını değiştirdiğini söylemek zor" demek zorunda kalıyor.
Çünkü oraya "götürülmek" ve Eiffel kulesinin ışıklarına övgüler düzmek marifet değildir, gerçeği yazmak büzük ister.
Örneğin "İstanbul kültür başkenti seçildi" diye sevindirik olmayacaksın, İstanbul'la birlikte Almanya'nın sevimsiz sanayi şehri Essen'in ve Macaristan'ın Pecs şehirlerinin de seçildiğini okuyucuna bildireceksin!
Türkiye, Fransa'nın çeşitli kesimlerinde farklı algılanıyor. Bu da doğaldır.
"Entellektüeller", özellikle de sanatçılar bizi tanıyorlar ve önemsiyorlar. Bizim sanatçılar da kendi dar çevrelerinde "kabul gördük" diye mutlu oluyorlar.
"Ortalama Fransız" (Français moyen), tanımıyor, çekiniyor, hatta sevmiyor.
Mesele bundan ibarettir.
Yoksa siz, Fransız alt tabakasının harıl harıl Türk edebiyatı okuduğunu, Türk filmi seyrettiğini ve Türk sergisi gezdiğini mi sanıyordunuz?
Gene de küçümsemeyelim, Grand Palais'deki sergiyi 260 bin kişi gezmiş, Louvre sergisini de 1 milyon kişi... (Bunların içindeki Japon oranını da artık bir zahmet hesaplarsınız.)
Fena mı olmuş? Hayır, çok iyi olmuş.
Ama "Fransızlar bizi konuştular" diye havalanmadan...
Ben size başka bir şey söyleyeyim: İmparatorluk halklarının bize bakışında belirgin bir düzelme var...
Bir Bulgar, bir Romen bizimle karşılaşınca seviniyor, kendine yakın görüyor ve hemen sohbete koyuluyor...
Benim edindiğim izlenim bu.
Hotel de Crillon'da beleşe kalmadım, sokaklarda dolaştım.
Efendim? Cem Uzan mı? Hayır, hiç görmedim ve konuşmadım. Beş yıldır.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA