DEVİR Hamiyet Yüceses'in sahneden Türkiye'yi ayaklandırdığı devir. Gelmiş geçmiş en büyük üç kadın sesinden biri sayılan Hamiyet Yüceses cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, komutanlara ve elbette halka verdiği konserlerde herkesin gönlüne taht kurmuş.
Dalmış gitmiş
Aynı zamanda radyo sanatçısı olan Yüceses'in oturduğu mahallede bir hallaç çırağı var. O delikanlı ufak yaşta geçirdiği kaza sonucu tek gözünü kaybetmesine rağmen müthiş sevimli ve hayata bağlı biri. Üstelik yatağa yorgana harika dikişler işlemek dışında çok da güzel kemençe çalıyor. Bir gün yoldan geçerken dükkana uğruyor büyük sanatçı Yüceses. Bakıyor ki oğlan dalmış gitmiş kemençesine. Ne zaman ki çalmayı bitirip ardına dönüyor, o zaman görüyor Hamiyet Hanım'ı:
Şehirden yaylaya kaçtım
- Uyy. Buraya misunuz aplacuğum. Özür dilerum görmedim.
- Canın sağ olsun Hasan. Çok güzel çalıyorsun. Nereden öğrendin?
- Kendi kendime öğrendim aplacuğum. 7 kardeşiduk piz. Fakirlik işte bilirsun. Yaylaya çıktum hep. Kaçtım şehrin itti kaktısından. Bizim orada mısır fidanı olgunlaşınca kastel olur. Ondan saplar kestim çalgı ettim. İlk öyle başladum. Sonra da kendim yaptım, çaldım ilk kemençemi.
- Ustan yok mu senin Hasan. Öğretmenin, tahsilin filan?
- Yok be aplacuğum. Tahsil nere biz nere. İlkokulu okudum üçe kadar. Sonra yaş büyüdü kalktım geldim İstanbul'a. Maçkalılar çoğunluk yorgancı olur ya. Ben de oldum.
Hatır gönül ama
Hamiyet Yüceses bu saf Karadeniz evladını elinden tuttuğu gibi radyoya götürüp müdürlere şeflere tanıştırır. Biraz da hatır gönül takviyesi yapıp aldırtır onu radyoya. Bu memleketin yetiştirdiği harika kemençecilerin başında gelen Maçkalı Hasan böylelikle profesyonel olur işte.