Gazete köşelerinde binbir çiçek açıyor, düşünce ufukları genişliyor. Dün Milliyet'te Çetin Altan "İslam toplumları neden ortaçağı aşamadı" sorusuna cevap ararken, şunları yazıyordu: - 622'den önceki dönemi "Cahiliye Dönemi" sayıyorlardı. Ne eski Yunan düşünür ve matematikçileriyle, ne eski Roma Hukuk ile bağlantı kurmuşlardı. Yani çok tanrılı dinler döneminin uygarlıklarını reddeden Ortaçağ Kilisesi'nin "Rönesans"la birlikte ilkçağ uygarlıklarıyla yeniden kurduğu köprüyü kuramamışlardı. Çetin Altan'ın bu bakış açısı, gerçekten tartışılmaya değerdir. Çünkü biliyoruz ki, Avrupa karanlık ortaçağı yaşarken, Bağdat'ın eğitim ve düşünce merkezlerinde, antik-Yunan klasikleri tartışılıyor, din ile felsefe arasında köprüler kuruluyordu. Bu dönem, 9'uncu yüzyıl sonunda Bab-ı İçtihat'ın kapanması ile sona erdi. İslam'ın ortaçağına girildi. Yeni dünyanın modern Müslümanları, şimdi Bab-ı İçtihat'ı açmaya çalışıyor. Dünyayı ve evreni anlamak için, Kuran- ı Kerim ve Hadisler dışında da, başka kaynaklara başvurmak geleneği, 21'inci Yüzyıl Müslümanları için artık var.