Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İnsanlık tarihinde önce, varlıkları ve doğrulukları tartışılan gerçeklerin anlaşılması için beyin ve beden gücü harcanıldı. "Dünya yuvarlak mı", "Akıl ve duygunun merkezi kalp değil de beyin mi", "Okyanusların ötesinde yeni kıtalar var mı", "Dünya güneşin, güneş mi dünyanın çevresinde dönüyor" benzeri soruların cevaplanması, yüzlerce yıl sürdü.
"Aydınlanma" ile de, artık bilinen gerçekleri düzenleyen doğa kanunları bulundu. Bilinmeyenler de, bilim, araştırma ve ve akıl birlikteliği ile, keşfedildi. Virüsler, vitaminler, elementler bilindi, optik, hidrolik, elektrik, atom, ışınlar gibi olgular kuramlara bağlandı.
Şimdi de, insan beyninin yarattığı ve insan beyninden milyon kat daha hızlı çalışan, milyonlarca kat daha güçlü belleğe sahip "yapay beyinler "le "iletişim" in beraberliği, her alanda devrimler gerçekleştiriyor. Ekonomide, siyaset de, bilim de, teknoloji de, dünyanın her köşesinde, kitlesel ölçekte bu çembere girmiş durumda.
Düşünün ki, uzaya gidebilecek bilime ve teknolojiye sahip Sovyet İmparatorluğu, bunları kitlelere açamadığı için, bir savaşta yenilmeden dağılıp çöktü çağımızda.

NANO-TEKNOLOJİ

Bugün dünyanın geri kalmış bir bölgesinde elektrik enerjisi olmasa da, Negroponte'nin dinamolu bilgisayarı ile bir uydudan internete girer ve tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. Veya İntel'in Wimax'ı ile donatılmış 4'üncü kuşak cep telefonunuzla, iletişim otoyolunda son sürat seyredebilirsiniz. Nano-teknolojinin ürünü olan giysinizin kumaşı, vücudunuzu kutuplarda sıcak, ekvatorda soğuk tutabilir.
İnsanlık tarihindeki bu aşamalar, "tarih" i de kitlelere açtı. Artık tarih, bilgiye egemen güçlülerin, kendi kitlelerine sundukları ve çoğu propaganda olan bir masal anlatımı olmaktan çıktı. Demokratik ve özgür toplumların medyası, tarihin taslağının yazımını zaten çok boyutlu gerçeklere dayamıştı.
Bugün ise, mesela Google'a bir konuda soru sorunca, varlıklarını hiç duymadığınız kaynaklara ulaşıyorsunuz. "Vatandaş haberci" de denilen bloggerler, askeri cezaevlerindeki işkencelerin fotoğraflarını bile, kitlelere iletiyor. Yeni kanser ilaçlarının etkileri, internet sayesinde global ölçekteki istatistiklerle ölçülebiliyor.

KUŞKULU
YARIN
Böyle bir dünyada eğer hâlâ, "Aydınlanma öncesi" akılla tarihi ve bugünü yorumlamaya çalışırsanız, "yarın" sizin için sayısız ve çözümsüz sorunlarla dolu olacaktır.
İnterneti bilgiye ulaşmak için değil, sizden farklı düşünenlere hakaret ve tehditler yağdırmak için kullanmayı yeğ tutuyorsanız, satılan daktilolarda muhalif bildiri yazılır endişesiyle bunların harflerinin izlerini polis kayıtlarına aldıran Çavuşesku'nun nafile çabasını da hatırlamanız gerekir.
"Ezberletilmiş tarihe" takılıp, "Onlar da kim oluyor ki" benzeri yazılarla gazete köşelerinde şovenist denemeler yapmaktaysanız, gelişmişlikte, araştırmada, hukukun üstünlüğünde, teknolojide neden sürekli "Çağdaş uygarlık düzeyi " hedefiyle "onlar "a ulaşmak çabasında olduğunuzu da okurlarınıza anlatmanız gerekir.
Çünkü okurlarınızın çoğu, sizden daha ileridedir.
Mark Twain , "Bir İngiliz bir şeyi yaptığı zaman bu geçmişte de yapıldığı için böyle yapan kişidir, bir Amerikalı ise bir şeyi geçmişte hiç yapılmadığı için yapan kişidir" diyerek gelenekçi ve yenilikçi toplumları gülümseyerek değerlendirmiştir.

KARA
MURATLAR
Bizim de bu konuda bir karar vermemiz gerekmiyor mu?
Geçmişte yaptıklarımız bugüne ve geleceğe dönük tüm yargılarımızı belirleyecekse, İstanbul'u Fatih fethetti diye, bugünün İstanbul'unu "Cumhuriyet değerleri" nin dışında tutup, bir "Osmanlı kenti" olarak mı kabul edeceğiz? Dış politikamız "Uyum" değil de "Fetih" amaçlı mı olacak?
Veya yaşadığı çağda değişen iç ve dış konjonktür karşısında politikalarını da, söylemini de değiştirebilen Atatürk'ü bir zaman kesitinde dondurup, "O olsaydı Avrupa Birliği'ne karşı çıkardı" diye, ancak fıkıh ve kıyas ilimlerinde görülen türde bir arayışı, 21'inci yüzyılda mı tekrarlayacaksınız?
Türkiye Cumhuriyeti de, Türk toplumu da, bu tür bir çağdışılığa sosyo-politik kaderinin bağlanmasına müstahak değildir. Eksikli bilgi kırıntılarını bilinçsizliklerinde ve sorumsuzluklarında yakıt olarak kullananların, Tarkan veya Kara Murat filmlerine senarist olmaları daha doğru değil midir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA