Bir İngiliz üniversitesindeki (University of East Anglia) pedagoglar çeşitli yetişkin sanatçılarla söyleşiler yaptıktan sonra çarpıcı bir sonuca ulaşmışlar.
Bu sanatçıların çoğu küçüklüklerinde "Canları sıkılan çocuklar"mış.
Bunların anne ve babaları çoğunluğun yaptığını yapıp "Evladımın can sıkıntısını nasıl giderebilirim" uğraşına kendilerini kaptırmamışlar.
Canı sıkılan çocuklar da düşünce dünyasında yoğunlaşmışlar. Kendilerini, doğayı, çevreyi daha fazla anlamaya yönel- mişler.
Böylece içlerinden yazarlar, ressamlar müzisyenler çıkmış.
Yani pedagoglara göre çocuklarının canlarının sıkılması, olumlu sonuçlara sebep oluyormuş. Canı sıkılan çocuğa yeni oyuncaklar almak, onu gezdirip can sıkıntısını dağıtmaya çalışmak, çok doğru bir davranış değilmiş.
Bu tür araştırmalarda her zaman ne kadar doğru sonuçlara varılır bilemiyorum?

Şaheserleri dinlerken
Bir pirenin bütün bacaklarını koparttıktan sonra ona "Sıçra" diyen ve pire sıçramayınca da "Bacakları kopartılmış bir pire sağır olur" sonucuna varan bilim adamları da yok mudur?
"Barış"ın bile bazılarının öfkelenmesine neden olduğunu gördüğüm için, bugünlerde benim canımın da fazlaca sıkıldığını hissedince, bu can sıkıntısından kaçışı her zaman olduğu gibi Türk müziğinde buldum.
Dinlemeye doyamadığım o kadar güzel çalışmalar var ki zaten.
Mesela TRT "Arşiv Serisi"nden çıkan Çiğdem Yarkın'ın solo albümü, bu değerli yorumcunun ustaca seslendirdiği Hacı Arif Bey'in şaheserleri ile dolu...
Bir diğer değerli TRT sanatçısı olan Koray Safkan da, yorumladığı değişik bestecilerin farklı makamlardaki 580 şarkısını dijital diske doldurup bana hediye etmişti.

Beyaz sayfa
O şarkıların arasında dolaşırken can sıkıntısı hissetmek zaten mümkün değil. Her şarkıda sade bestenin ve güftenin güzelliğinden değil Koray Safkan'ın yorumundan da etkileniyorsunuz.
Ankara Radyosu'nun solisti ve koro şefi Hasan Eylen'in "Hüzün" ve "Özlediğim Şarkısın" albümleri de, dünden bugüne uzanan bir şarkılar alemini sunuyor bana.
Bir de Bekir Ünlüataer ile Fatih Ahıskalı'nın birlikte çalışmalarının ürünü olan "Beyaz Sayfa" albümü var ki, hem müziği sevmek hem de bu albümü gözden kaçırmak mümkün değil.
Bekir Ünlüataer Sezen Aksu'nun "Ahbap Çavuşlar"ını o kadar güzel söylemiş ki...
Güncel ve siyasal kaynaklı can sıkıntımdan kaçıp müziğe sığınırken, ben de gözden kaçırdığım bir gerçeğin farkına vardım.

Müziğe kaçış
Şöyle ki... Osmanlı'nın en zor ve en felaketli dönemi 1700'lerin ortasından başlayıp, 20'inci yüzyılın başında sona eriyor. Yenilgiler, darbeler, bölünme bu dönemde fazlasıyla var.
Ve Türk müziğinin büyük bestecilerle zirveye çıktığı yıllar da hep bu dönemde. Dede Efendi de, Hacı Arif Bey de, pek çok büyük besteci gibi bu dönemin insanları.
Acaba onlar da sosyo-politik can sıkıntısını müzikle mi aştılar?
Neyse... Ben şimdi Hacı Arif Bey'le birlikteyim... Kürdilihicazkar'dan mırıldanıyoruz.
"Kırma lütfet hatır-ı mestaneyi/ Süslenip tak zülfün üzre şaneyi/ Eyle ihya semt-i Kağıthane'yi/ İnce yaşmakla bu cuma seyre çık".


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN