Rahmetli babam bana derdi ki, "Tecrübesizsen ata sözlerinden yararlan." Ata sözleri yüzyılların birikimini içinde barındırır. Ama rahmetli babam belki de ilk defa haksız çıktı. "Köprüyü geçerken at değiştirilmez" derler ama Futbol Federasyonu'nun 2005 yazında almış olduğu karar belki de çöküntüye uğramış Türk futbolunun kurtuluş günüydü.
Takım grupta ikinciydi ama Bıçakcı ve arkadaşları Ersun Yanal'ı gönderip kurt hoca Fatih Terim'i göreve getirdiler. Hiçbir şekilde "Ersun başaramazdı" demiyoruz. Yine hiçbir şekilde "Ersun, Fatih Terim'den kötü hocadır" da demiyoruz.
Ama milli takım ruhu, oyuncular arasındaki birlik ve beraberlik, toplumun kendi takımına güveni 4-5 ay içinde Fatih Terim'in milli takımında tepelere vurdu. Son Almanya maçı da bunun en büyük göstergesiydi. Dünya devi Almanya'yı adeta Almancılar yendi. Hem de hangi Almancılar? İçinde daha bebek statüsünde oynayan Nuri'den tutun da Altıntop kardeşler e kadar...
FEDERASYONUN EN BÜYÜK İCRAATI
Şimdi herkes umutla Tiran'dan gelecek olan playoff müjdesini bekliyor. Ve işin güzeli yine milletimiz playoff'ta da zoru başarıp Almanya'ya gideceğimize inanıyor. Halbuki bu durum geçen sene böyle değildi. Milli takım maç kazanıp ikincilik koltuğundayken bile kamuoyunun büyük bir kısmı dünya üçüncüsü takımımıza burun kıvırıyor ve beğenmiyordu. Halk ve spor medyası ikiye bölünmüş, Hakan Şükür suni gündemiyle kamplaşmış ve milli takım tartışılır hale gelmişti. Şimdi Hakan yok. "Şükür niye yok?", "Biz Hakan Şükür oynamazsa mahvoluruz" diyen de yok. Daha da önemlisi bu gece Tiran'da Hakan yok. Son haftaların büyük çıkış yapan Ümit'i yok, Fatih yok, Tuncay ve Hasan Şaş yok. Ama bütün bu yoklukların yanında koskoca bir umut var. O da Almanya umudu.
İşte benim Federasyonum! Belki de görev süreleri boyunca aldıkları en isabetli karar. Doğru yerde ve doğru zamanda alınmış en verimli tasarruf. Tebrikler federasyon!