Fenerbahçe tam 178 gün önce bu topraklarda şampiyonluğu kaybetti. Böylesi son saatte kaybedilen şampiyonluklar yüzyıllık kulüp takımlarının tarihlerinde bir kereyi zor geçer. Adeta yüzlerce başarılı safari yapmış ama son defasında kolunu bir leopara kaptırmış, 50 yıllık bir avcı görüntüsü verdi Fenerbahçe. Leopar can derdinde avcı av derdindeydi. Ama avcının kolu kopuktu. Sonuçta biri safari diğeri ise futbol. Fenerbahçe bu kadar kötü oynayamaz. Yenildiği maçlarda bile fazla pozisyon verdi ama hiç değilse bir kaç tane de yakaladı. Sezon başından beri Zico'yu destekliyorum. Ama dün geceki performans Zico için hiç de iç açıcı değildi. Takım ne sağdan, ne soldan kanatları kullanamıyor ve sen hala Ümit Özat ile Yozgatlı'nın yüzüne bakmıyorsun. Alex aksıyor, Tümer aksıyor. Ne ofansif ne defansif faydaları var ama sen değişiklikleri çok geç yapıyorsun. Önder eski Önder değil. Denizlispor'un yakaladığı tüm pozisyonlarda Önder'in hem yer tutma, hem de bireysel hatası var. Son olarak şunu söyleyelim. Rüştü eli ayağı tuttuğu müddetçe bu takımın kalecisidir. Amaç UEFA ve 100. Yıl şampiyonluğu mu yoksa Beşiktaş'a kaçabilirim söylentileri çıkan Volkan'ın gazını almak mı! Artık son dakikalara gelinmiş. Deivid'i oyundan alıyorsun. Deivid kötü değildi ki! Sonuçta lig her takım için devam ediyor. Denizlispor da asla yabana atılacak bir takım değil. Şöyle 22 futbolcuya baktığımız vakit Yusuf'tan etkili olanını da pek görmedik. Gelelim hakem Yıldırım'a. Son ayların bana göre Türkiye'deki en formda ismi. Ama hakemler için bu durumu hissetmek ve sindirememek tehlikelidir. Buna hakemlikte "Ben artık oldum" virüsü denir. Her hakem bu dönemi geçirir. Bir kısmı bu enfeksiyonu bağışıklık sistemini güçlendirerek çıkarır. Bir kısmı ise hakemliğinin sonuna kadar bu virüsü hep taşır. Yıldırım gördüğüm kadarı ile zeki bir çocuk. Ne demek istediğimi anlamıştır. Az düdük çalınca az kart gösterince sana kimse 'Niye bunları yapmadın' demez. Bazen acele edip, bariz avantajı kesince yine fazla bir şey demezler. Ama yediğin hep sermayen olur.