Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ATİLLA DORSAY

Hepimize iyi yıllar

10 yıl öncesini hatırlıyorum. Yalnız yeni bir yıla değil, yeni bir yüzyıla, hatta yeni bir binyıla girişimizi kutluyorduk. SABAH'ın yeni çıkmaya başlayan Pazar ekinde 'Millenium Blues' başlıklı bir yazı yazmış ve yeni bir binyıla adım atmanın tuhaf duygularını yansıtmıştım. O zamanki başyazarımız sevgili Güngör Mengi'ye yeni eki nasıl bulduğunu sorunca "İyi, ama biraz fazla entel!" gibi bir yanıt vermişti. Nitekim benim o köşem de birkaç hafta içinde kaldırıldı. Hey gidi günler! Neyse, amacım basın anılarımı yazmak değil (Onlar yakında umarım bir kitabın konusu olacak). Şunu belirtmek istiyorum; yeni yüzyılın-binyılın ilk 10 yılı akıp geçiverdi bile... İçinde ve bu hızla yaşanınca, belli olmuyor. Ama, bu 10 yılın her alanda bizlere ve dünyaya getirdiği yenilikler tartışılır mı? En azından dünyada iki önemli ekonomik kriz, büyük ülkeler arasında adeta kartların yeniden dağıtılması aşamasına gelinmesi... Siyasetten medyaya, insan haklarından azınlık kavramına, komşularımızla ilişkilerden kadının konumuna birçok alanda hem süregelen sorunlar, dramlar, haksızlıklar... Hem de bunların çözümü konusunda beliren irade... Sanatta ise sinemadan resme, mimarlıktan edebiyata birçok alandaki büyük ulusal hamlemiz. Velhasıl umutlu olmak için de çok nedenimiz var. Her şey o ünlü 'yarısı boş bardağı' tarif edişteki seçimimize bağlı. Ben tüm okurlarıma iyi bir yeni yıl dilerken, o bardağa bakıp 'yarısı dolu bir bardak' demelerini diliyorum.

***

86 YAŞINDAKİ BİR SANAT ŞÖVALYESİ
Tekin Akmansoy'u hatırlar mısınız? TRT'nin ilk günlerindeki unutulmaz Kaynanalar dizisinde Nöri Kantar kimliğiyle yıllar boyu yuvalarımıza konuk olan, sonradan bunu Kaynanalar ve Nöri Kantar Ailesi filmleriyle sinemada da sürdüren, ayrıca Sonradan Görmeler vb. TV dizileriyle de hep bizi güldüren ve mutlu eden sanatçımız? Akmansoy ileri yaşına karşın hâlâ faal. Kızı, yazaryönetmen Arzu Akmansoy'la birlikte projeler üretiyorlar. Geçtiğimiz yıl, NTV için hazırladıkları bir 'sosyal sorumluluk projesi' olarak, bir avuç en ünlü tiyatro eserini 25 dakikalık özet-filmler haline getirdiler: Hamlet'ten Cimri'ye, Tartuffe'den Romeo ve Jülyet'e, 4. Murat'tan Bizim Şehir'e... Yabancı eserleri Arzu Hanım çevirip yönetti. Ben birkaçını DVD'den izledim: Topkapı, Aya İrini, Yerebatan vb. mekanlarda çekilen, hep bir 'okuma provası' ile başlayıp, usta oyuncularla özet biçimde canlandırılan klasikler. Özellikle gençler ve küçüklerin eğitimi için ideal. Yıl boyu NTV'de gösterilen 13 bölümlük seri, pazar günleri 14.30 gibi nankör bir saatte oynadığından pek göze çarpmadı. Örneğin ben farkına bile varamadım. Gerçi varanlar olmuş. Örneğin Lions'ların geleneksel Direklerarası Tiyatro Ödülleri, 10. yılında bu girişime verilmiş. Ama Tekin Bey bunların ve bunları izleyebilecek diğer uyarlamaların özellikle TRT'de gösterilmesini arzu ediyor. Çünkü TRT hem onun yuvası hem de bu devlet kurumunun, kültürel çabaların başını çekmesi gerektiğine inanıyor. Haksız mı? Ben de TRT'yi önünde duran bu projeye ilgi göstermeye çağırıyorum.

***

TRAFİĞİMİZ NASIL DÜZELECEK?

Yanıtım hazır: Bu gidişle, düzelmeyecek. En azından daha uzun zaman... Nasıl düzelsin ki... Şu olaya bakınız. Geçen pazartesi saat 11.45'te, arabamla Barbaros bulvarından Beşiktaş'a inmiş, Akaretler yokuşundan önceki trafik ışıklarına geliyorum. En soldayım ve sarıyı görünce duruyorum. Sarı renk kırmızı oluyor, en azından bir 5-6 saniye daha geçiyor. Soldan gelen araçlar tam önümüze geldiğinde, sağımdan gelen bir araba fırlıyor, gaza basıp geçiyor. Çarpışma kılpayı önleniyor. Tam o ışık noktasında bir trafik polisi var. Tesadüfen değil, görevi zaten o geçişi denetlemek. Hemen camı açıyor, başımı çıkarıp şöyle diyorum: "Memur bey, o araç şimdi cezasız mı kalacak? Yaptığı yanına kar mı kalacak". Aynen şöyle diyor: "Evet, ama ne yapsın? Bazen durunca arkalarından gelen araç küt diye vuruyor!" Böylece o görevli polis, yapılanı savunuyor ve mazur görüyor. Şimdi, Hıncal istediği kadar yazsın, bizler feryad edip duralım. Bu kafayla bu trafik düzelir mi?

***

HOŞGELDİN ORTAÇGİL
Bülent Ortaçgil yeni albümüyle geldi. Ve elbette hoş geldi. Sen, 10 şarkı içeren hoş bir albüm. Ve şarkılar öylesine uyumlu ki, tüm albüm bir büyük fısıltı, artık olgunluğa ermiş bir adamın hayat, doğa, deniz, dostluk, aşk gibi kavramlar üzerine tek bir uzun baladı olarak da yorumlanabilir. Doğa ve denizi boşuna anmadım. Ozan-besteci Ortaçgil, bu kez onlara fazlasıyla eğilmiş. Özellikle de denize. Hiç Canım Yanmaz, Denize Doğru ve Adalar, albümün en güzel şarkıları arasında. Üçü de sanki bir gemicinin, en azından bir gemici ruhunun şarkıları. Ama Acıtır şarkısı da çok güzel. Sözleri de harika. Ama ben İstediğini Yap'tan şu satırları vermek istiyorum: Sana bir şey söyleyeyim mi?/ Büyük aşk yoktur/ Aşklarını büyütebilen insanlar var/ İstediğini yap/ Çok geç kalmadan/ Daha güç olmadan/ İstediğini yap/ Her şey bitmeden.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA