Rejans lokantasından bir veda mektubu geldi. Özetle şöyle diyor: "...Bizi hiç yalnız bırakmadınız. Rejans, birçok İstanbul çınarı gibi, tarihin derinliklerinde yerini alacak. O gün belki de çok yakın. En azından özdeşleştiği mekanda olmaması ihtimali giderek yükseliyor. Onu yaşatmak için verdiğimiz çabanın en önemli tanıklarından ve destekçilerinden oldunuz. Farelerin dolaştığı mekandan pırıl pırıl bir salona, Karski bile bulamadığımız günlerden özüne uygun, ama çağdaşlaşmış bir mönüye nasıl geldiğimizi gördünüz. Belki başka yerde, yine en iyiyi yapmak için baş koyarız. Yeni dostluklar, yeni anılar biriktirmeye başlarız. Ama eski dostlarımızı da belleğimizin bir köşesinde hep taşırız. Dostluğunuzu unutmak mümkün mü?" Mektubu neredeyse gözyaşlarıyla okuduğumu söylemeye gerek var mı? Giden yalnızca efsanevi mekan Rejans değil. Giden, tüm eski yapıları ve onlara sinmiş binbir anısıyla tüm Beyoğlu. Bakalım yarın, artık Emek, Alkazar, Taksim veya Yeni Melek sinemaları, Karaca Tiyatrosu, Hacı Salih veya Ağa lokantaları, İnci Pastanesi olmayan bir Beyoğlu'na uyandığımızda, bu işlerin sorumluları tarihin yüzüne nasıl bakacak?