Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ATİLLA DORSAY

Hamamlarımız hayata dönüyor

Bir kent, bir bütündür. Onu planlarken, sayısız faktörü kâle almanız gerekir. Bir uygarlık da öyledir. Onu oluşturan öylesine çok katman vardır ki kimilerini çıkarsanız sanki bütünün dengesi bozulur.
Örneğin hamamlarımız. Hem hamam ve de onun temsil ettiği toplu temizlik ve arınma kavramı, ait olduğumuz Türk-Müslüman kültürün olmazsa olmaz öğelerinden biridir. Hem de hamam mimarisi, Sinan ve başkalarının ellerinde ulusal mimarimizin en güzel örneklerine yol açan bir yapı biçimi olagelmiştir.
Mimarimizin tüm örnekleri gibi onlara da ilgiyle, sevgiyle eğilmeli ve asıl fonksiyonları çerçevesinde özenle korumalıyız.
Bunları daha önce de yazdım. Ve kaybolup giden hamamlarımızı rahmetle andım! Hatırladıklarımdan, hepsi kapanan Mahmutpaşa Hamamı, Çemberlitaş Hamamı, Kuruçeşme Hamamı, Ortaköy'deki Sinan Hamamı, Tophane'deki Kılıç Ali Paşa Hamamı gibi çok göz önünde örnekler vardı. Ve kıyıda köşede kalan kimbilir kaçı daha...
Ama bir mucize oluverdi. Saydıklarım değil, ama hamam niteliğini çok daha önce yitirdiği için benim adını bile anmadığım gösterişli bir yapı, hayata dönüverdi. Ayasofya ile Sultanahmet'in arasında, onlara hiç boyun eğmeden duran o nefis Sinan Hamamı. Ki yıllardır atölye veya halıcı olarak bitkisel hayata girmiş duruyordu.
O meğerse Hürrem Sultan Hamamı'ymış. İyi ki Muhteşem Yüzyıl dizisi tuttu da tarihimizi hatırladık! Belki onarımı da ona borçluyuz. Geçen akşam, açılıştan hemen önce rehberlere bir ziyaret düzenlenmişti, çok istediğim halde gidemedim. Ama ziyanı yok, nasılsa giderim. Üstelik belki bir yıkanırım da... Umalım ki bu güzel olay örnek olsun ve diğerleri de canlansın. Ortaköy'deki Sinan Hamamı'ndan başlamaya ne dersiniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.