Yanlış kişiyle olmak, dışarıdan bakıldığında hiç de yalnızlık gibi görünmez. Komşular "Ne güzel, uyumlu çift" der, akrabalar "Allah tamamına erdirsin" diye dua eder, fotoğraflarda gülücükler eksik olmaz. Ama içeride işler farklıdır. Sabah uyanırsın, yanındaki varlığın seni huzurlandırmak yerine içini daraltır. "Günaydın" kelimesi bile zor çıkar ağızdan. Konuşmalar zamanla "Ne yedin, ne yaptın, fatura ödendi mi?" seviyesine iner. Derin bir bakış, "Senin derdini anlıyorum" hissi, ortak bir heyecan kalmaz.
Bu yalnızlık en sinsi olanıdır. Fiziksel yalnızlıkta en azından kapıyı kapatır, kendi kendine ağlarsın, umut beslersin: "Bir gün biri gelecek, her şey değişecek."
Ama yanlış kişiyle birlikteyken o umut da yavaş yavaş erir. Her geçen gün "Acaba bu mu kaderim?" sorusu zihnine çöreklenir. Alışkanlık devreye girer. Korku devreye girer. "Ya ayrılırsam, daha kötüsü olursa!" düşüncesi insanı esir alır. Böylece yıllar akar, ömür geçer, insan kendi hayatının seyircisi haline gelir. Toplumumuzda bu durum oldukça yaygındır. Aile yapımız güçlü olduğu için "Ne olursa olsun devam etsin" anlayışı hakimdir.
Evlilik kutsal görülür, boşanma ise son çare olarak kabul edilir. Bu yaklaşım birçok kişiyi mutsuz bir birlikteliğe mahkum eder. Özellikleuzun yıllar süren ilişkilerde, alışkanlık sevginin yerini alır. İnsanlar "Sevgi bu kadar mıydı?" diye sormaya başlar ama sormaktan da korkar. Çünkü cevap korkutucudur. Yanlış kişi, seni olduğun gibi kabul etmeyendir. Hobilerini küçümser, hayallerini 'gerçekçi değil' diye ezer, ailenle görüşmeni sorun yapar, suskunluğunu "Bana küstün mü!" diye baskıya çevirir. Zamanla ev yuva olmaktan çıkar, bir cezaevine döner. Kapılar kapanır, perdeler iner, dışarıdaki hayat devam ederken içeride sessiz bir savaş sürer. Bu savaşta en çok kaybeden kalptir. Kalp yorulur, güvensizleşir, kapanır.

DIŞARIDAN NORMAL, İÇERİDE FIRTINALAR...
Düşünün bir kere: Aynı yatakta yatıyorsunuz ama kilometrelerce uzaktasınız. Dokunmak bile soğuk gelir. Birlikte televizyon izlerken akıllar başka yerlerde dolaşır. Tatiller planlanır ama heyecan yaşanmaz. Bu durum uzun sürdükçe insan kendine yabancılaşır. "Ben kimim, ne istiyorum, bu hayatı neden yaşıyorum?" soruları çoğalır. En büyük yalnızlık tam da budur: Yanında biri varken, aslında tamamen yalnız olmak. Toplumsal baskılar da cabası. Özellikle kadınlarda "aile dağılmasın" beklentisi ağırdır. Çocuklar için katlanmak, mahalle dedikodusu, "Ne derler?" korkusu birçok kişiyi yerinde saydırır. Erkeklerde ise "Erkek adam evini geçindirir, boşanmaz" anlayışı vardır. Bu baskılar altında insanlar içten içe kurur, solar. Dışarıda normal görünürler ama içeride fırtınalar kopar.
Gerçek sevgi, filmlerdeki gibi anlık bir patlama değildir. İlk bakışta çarpılmak, kelebeklerin uçuşması, heyecan dalgaları güzel başlangıçlardır ama bunlar sevgi değildir. Bunlar kapıyı aralayan duygulardır. Gerçek sevgi, o kapıdan girildikten sonra, günlük hayatın içinde, zorlukların arasında kendini gösterir.
Kelebekler uçup gittikten sonra başlar. Heyecan azaldığında, rutin başladığında, "Her şey mükemmel değil"gerçeği ortaya çıktığında başlar. İşte o zaman "Ben seni olduğun gibi kabul ediyorum" diyebilmek, sevginin temelidir. Eksiklerine rağmen, hatalarına rağmen, zor günlerinde yanında olabilmek... Sevgi sadece sözde kalmaz. Davranışla, tutumla, küçük jestlerle beslenir sevgi... Sabah kalktığında suratı asık olan eşine kahvesini hazırlamak, yorgun geldiğinde "Otur, dinlen" demek, tartışırken "Ben haklıyım" yerine "Nasıl çözelim?" diye sorabilmek... Bunlar sevginin günlük halleridir. Gerçek sevgi saygıyla başlar. Karşısındakini dinlemek, fikirlerine değer vermek, sınırlarını kabul etmek gerçek sevginin en temel göstergeleridir... Sevgi özgür bırakır, boğmaz. Geliştirir, küçültmez. Birlikte büyümeyi hedefler. Ortak hedefler, ortak mutluluklar, hatta ortak üzüntüler paylaşılır.

SEVGİ NEREDE BİTER?
Sevgi aslında kolay kolay bitmez. Ama insanlar onu öldürebilir. Sürekli yalan, ihanet, küçümseme, şiddet, saygısızlık... Bunlar sevgiyi değil, güveni, umudu, bağlanmayı öldürür. "Artık sevmiyorum" demek kolaydır. Asıl zor olan "Seviyorum ama bu şekilde devam edemiyorum" diyebilmektir. Çünkü zehirli bir ilişkiyi sürdürmek, hem kendine hem karşındakine ihanettir. Gerçek sevgi sabır ister. Evet sabır ama elbette sonsuz sabır değil. Fedakarlık ister ama tek taraflı değil. İki taraf da vermeli, iki taraf da almalıdır. Dengesizlik başladığında sevgi zora girer. Bir taraf sürekli verir, diğer taraf sürekli alırsa o ilişki sevgiden uzaklaşır, bağımlılığa döner.
SOSYAL MEDYA, YALAN DÜNYA!
Sosyal medya platformları 'mükemmel ilişki' illüzyonu yaratır. Herkes en mutlu anlarını paylaşır, tartışmaları, gözyaşlarını, yalnızlıkları gizler. Bu yüzden de kişiler "Herhalde böyle oluyor" diye düşünerek yanlış ilişkilerde kalır. Oysa gerçek hayatta sevgi, ekranlardaki gibi değildir. Gerçek sevgi emek ister, çaba ister, zaman ister.
Evli çiftler arasında da benzer sorunlar görülür. Yıllar geçtikçe rutin ağır basar. İş, ev, çocuk, fatura... Sevgi ikinci plana düşer. Konuşmalar azalır, dokunuşlar azalır, anlayış azalır. İnsanlar aynı evde yaşarken ayrı dünyalarda yaşar hale gelir. Bu da en sinsi yalnızlıktır.
Para sıkıntıları, hastalıklar, işsizlik gibi zor dönemler ilişkileri test eder. Gerçek sevgi bu dönemlerde belli olur. Destek olmak, el ele tutmak, "birlikte aşarız" diyebilmek... Bunlar sevginin gücünü gösterir. Ama yanlış kişiyle birlikteysen bu dönemler dayanılmaz olur. Yalnızlık hissi katlanır. En önemli noktalardan biri budur: Yanlış kişiyle olmanın en büyük sebebi, önce kendinle barışık olmamaktır. Kendini tanımadan, değerini bilmeden, sınırlarını çizmeden girilen ilişkiler genellikle yanlış çıkar.

ALARM ZİLLLERİ
❚İç sesini dinle. Mutlu olmadığını hissediyorsan bunu görmezden gelme.
❚Saygı ve güven kaybolduysa ilişkiyi yeniden değerlendir.
❚"Değişir" diye uzun yıllar bekleme.
Gerçek değişim istendiğinde ve çaba gösterildiğinde olur.
❚Yalnızlıktan korkma. Kısa süreli yalnızlık, uzun süreli mutsuzluktan daha iyidir.
❚Gerçek sevgiyi ara. Seni güldüren, geliştiren, özgür bırakan, saygı duyan, zor zamanda yanında olanı.
❚Çocuklar için katlanmak yerine, çocukların da mutlu olacağı bir ortam yaratmayı hedefle.
❚Gerektiğinde uzman desteği al. Bu bir zayıflık değil, güçlü bir adımdır.
EN DERİN YALNIZLIK
Yanlış kişiyle olmak gerçekten en derin yalnızlıklardan biridir.
Umudu, kendine güveni, geleceği yavaş yavaş aşındırır. Ama bu yalnızlık aynı zamanda bir uyanış fırsatıdır. "Ben daha iyisini hak ediyorum" diyen bir uyanış... Gerçek sevgi bitmez, tükenmez.
Her gün yeniden seçilir, yeniden inşa edilir.
Eksiklere rağmen "biz devam edelim" diyebilmektir.
Birlikte gülmek, birlikte susmak, birlikte zorlanmak ve birlikte büyümektir.
Hayat çok kısa. Kalbinin sesini iyi dinle. O ses genellikle doğru yolu gösterir. Yanlış yerde uzun süre durursan doğru yere varman zorlaşır. Kendine, mutluluğuna, kalbine biraz cesaret göster. Gerçek sevgi, belki de tam o cesaretten sonra yoluna çıkacaktır.
GERÇEK SEVGİ KORUNMASI GEREKEN BİR BAHÇEDİR
Kendini seven, kendine saygı duyan insan uzun süre zehirli bir ilişkiye katlanmaz. "Bunu hak etmiyorum" der ve adımlarını atar.
Ama kendini sevmeyen, değersiz hisseden kişi mutsuzluğu normal görür. "Bana kimse layık değil zaten" diye düşünerek yerinde sayar.
Bu yüzden tek başına kalmayı öğrenmek önemlidir. Tek başına kahve içmek, yürüyüş yapmak, hobilerle uğraşmak, kendi düşüncelerinle baş başa kalmak...
Bunlar insanı güçlendirir. Kendini tanıdıkça ne istediğini de daha net görürsün. Gerçek sevgi, tamamlanmak için değil, zaten tamam olan iki insanın yan yana, özgürce durmasıdır.
Gerçek sevgi korunması gereken bir bahçedir.
Her gün sulanması, bakılması, yabani otlardan temizlenmesi gerekir. Rutinleşmeyi önlemek için küçük sürprizler, ortak aktiviteler, yeni deneyimler şarttır. Tartışmalar kaçınılmazdır ama nasıl tartışıldığı önemlidir. Hakaret etmeden, aşağılamadan, "sen şöyle yaptın" yerine "ben böyle hissettim" diyebilmek... Bu iletişim tarzı sevgiyi korur. Zor zamanlarda destek olmak, iyi zamanlarda da minnettar olmak...
Bunlar sevginin temel taşlarıdır. Unutmamak gerekir ki sevgi bir duygu değil, bir seçimdir. Her sabah "Bu ilişkiyi devam ettirmek istiyorum" diyebilmektir.