- New Yorklu tasarımcı Jill Stuart'ın ilham kaynağı oldunuz, kendisini tanıyor musunuz?
- Hayır hiç tanışmadık hatta işlerimi nereden gördüğünü bile bilmiyorum. Kendisi New York Moda Haftası'nda sergilediği son koleksiyonunda benim işlerimden ilham aldığını açıkladığında çok duygulandım hatta utandım. Yaptığım kolajların bir modacıya ilham vermesi ve bunlardan koca bir koleksiyon yaratılmış olması harika. Bence çok zarif bir koleksiyon olmuş, ben seve seve giyerdim.
- Londra Moda Haftası'nda göstermek için Danimarkalı alternatif moda markası Moonspoon Saloon ile işbirliği içindeymişsiniz. Ne yapacaksınız?
- Şubat ayında başlayacak Londra Moda Haftası'nda gösterilecek Moonspoon Saloon'un sonbahar-kış 2012 koleksiyonuna ben de dahil oldum. Zaten markanın tasarımcısı Sara Sachs çok eski bir arkadaşım. Sara'nın kıyafetleri her zaman sahnedeki birini hatırlatır, bu bir balerin, bir tiyatrocu ya da bir punkçı olabilir. Onun işlerinde de benim gibi cinsiyete gönderme var, o yüzden birlikte bir iş yapmaya karar verdik.
- Bir sanatçıyla modacının ortaklaşa hazırladığı bir koleksiyondan ne beklemeliyiz?
- Ne yapacağımız büyük bir sır, şimdilik söyleyemem. Ama bu yaz birlikte Prince konserine gittiğimizde ikimiz de o kadar çok etkilendik ki ben bunun üzerinden şu anda Akaretler'de gösterdiğim Mor Kafa sergisini, o da yeni koleksiyonu olan 'Mor Koleksiyon'u tasarladı. Çıkış noktalarımız aynı, şaşırtıcı bir iş olacak.
- Modanın her alanında varsınız, modayla sanatı karşılaştırmanızı istesem.
- Modada üretmek, bir sanat eseri yaratmaktan çok farklı. Sanat eseri yaratmak çok uzun ve zor bir dönem. Ben bu yüzden modaya bayıldım, çok daha rahat bir çalışma ortamı sağlıyor. Benim bir kolajımı yapmam en azından bir ayımı alıyor ama bir gömleği veya ceketi çok daha kısa bir zamanda ortaya çıkarabiliyorsunuz.