"2.5 yıl... Yolun yarısı eder" diyerek bu diziye başladık. Dört gündür "2002 seçimlerinden bu yana geçen sürenin" analizini yapıyoruz.
Bugün "son sözler... Son değerlendirmeler."
***
Siyasi iktidar "sürekli reaksiyon veren bir konuma" girdi.
Gündem belirlemek ve gelişmelerde ön almak yerine "arkada kalıyor."
Siyasette meşhur sözdür:
Gündemi sen belirlemezsen, başkası belirler.
***
Aradan geçen bunca zamana rağmen iktidar hala "şikayet ediyor."
Artık buna bir son vermeli.
Ayrıca iktidar "şikayet makamı" değildir... Şikayeti vatandaş yapar, iktidar da çözer.
Derin devletin 25 yıldır değişmeyen gündemi "irtica ile bölücülük" tür.
Bu iki konu, Milli Güvenlik Kurulu'nun "hemen her toplantısının" gündeminde vardır.
***
Derin devlet "irticai kadrolaşma" konusunda aşırı hassas.
Yapılacak iş "hassasiyetleri kaşımamak."
"Çağdaş muhafazakarız" diyen AK Parti, bu kavramın içini dolduramadı.
Kavramın içi söylemin yanı sıra "eylemle" dolar.
"Hükümet icraatlarıyla" dolar.
"Bürokratik atamalardaki ve siyasi postlardaki tercihlerle" dolar.
***
Ve son söz...
Seçmen "sırtını askere dayayan... Devletle bütünleşen... Statükonun bir parçası görüntüsü veren" partiden hoşlanmaz.
Örneği pek çok.
1961'de "CHP artı asker eşittir iktidar" formülü tutmadı.
1983'te "MDP artı asker eşittir iktidar" formülü de.
Ama aynı seçmen "askerle sürtüşeni, devlet organlarıyla sürekli didişeni de" istemez.
"Kale arkasındaki fanatiklerin alkışları" kimseyi yanıltmasın.