Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'da Ulusal Mutabakat Hükümeti Sirte ve Cufra'yı ele geçirmek için çabalarken diplomasi hız kazanıyor. En son hamle Mısır'dan geldi. Sisi, darbeci Hafter ve Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı A. Salih ile geçen cumartesi bir toplantı yaparak Kahire bildirisini açıkladı. Bildiri ateşkes, siyasi çözüm için yol haritası, Başkanlık Konseyinin kurulması ve 18 ay sonra seçimlere gidilmesi adımlarını içeriyordu. "Ateşkes" çağrısına Rusya ve ABD'den destek açıklamaları gelse de Kahire bildirisi sadece doğu tarafını muhatap aldığı ve Hafter'i oyunda tuttuğu için Türkiye dahil diğer aktörleri uzlaştırabilecek bir zemin oluşturamadı. Bu sebeple Ankara, bildiriyi "ölü doğmuş" olarak niteledi.
Serrac Hükümetine askeri- diplomatik destek vererek, savaşın seyrini değiştiren Ankara, siyasi çözüm için kendi diplomatik inisiyatifini hızlandırdı. Başkan Erdoğan hem ABD Başkanı Trump hem de Rus lider Putin ile kritik telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Erdoğan, Trump ile "yeni bir dönemin habercisi olacak uzlaşılara" vardığını ve Hafter'in süreç dışı kalabileceğini söyledi. Putin görüşmesinin de bu açıklamanın merakı ile geçtiği düşünülebilir. Liderler görüşmesinden sonra Ankara hem Washington hem de Moskova ile komisyonlar düzeyinde çalışma yapma niyetinde.

Dört sütuna dayalı politika
Ankara'nın Libya inisiyatifi kapsamlı bir politikaya dönüşüyor. Bu politikanın dört sütunu olmalı. İlki, Ankara ve Trablus arasındaki ikili ilişkilerin güvenlik, enerji, yatırım alanlarında derinleştirilmeli. Bu, askeri üslerden kara ve denizde petrol faaliyetlerine ve Türk şirketlerinin yeni yatırımlarına kadar uzanmalı. İkincisi, Türk askeri danışmanlığı ve SİHA'ları sayesinde UMH'nin sahada Sirte ve Cufra'yı alarak petrol hilalini kontrol etmesi temin edilmeli. Üçüncüsü, meşru UMH ile çok sayıda ikili anlaşmaları olan tek ülke olarak Türkiye, Libya'nın yeniden yapılandırılmasında belirleyici bir rol üstlenmeli. Bu, güvenlik reformundan altyapının toparlanmasına ve temel kamu hizmetlerinin yürütülmesinden yeni yatırımlara kadar uzanmalı. Dördüncüsü, UMH'nin siyasi geçiş masasında güçlü olmasını sağlayacak bir çözüm önerisi oluşturulmalı.
Bu tek taraflı değil, önde gelen aktörlerin çıkarlarını uzlaştıracak bir formül olmalı. Ankara, Hafter ile değil ama Tobruk ve Bingazi'den anlamlı aktörlerle temasa geçmeli.

Güç denkleminin zorlukları
Libya'daki güç denkleminin iki katmanlı zorlukları var. Öncelikle iç siyasette her iki tarafta da değişken ittifaklar sözkonusu. Aktör çokluğu, aşiretlerin etkisi, milislerin dağınıklığı ve güce göre taraf değiştirme olgusu bulunuyor. Trablus'u defalarca bombardıman eden Hafter'in siyasi çözüm süreciyle başkente dönmesi mümkün görünmüyor. Hem halkın kabul etmemesi hem de UMH'nin selameti açısından...
Hafter'in devre dışı bırakılmasını kolaylaştıracak şey, Hafter'i destekleyen dış güçlerin çıkarlarının belli bir kısmının doğu Libya'dan yeni bir isim etrafında uzlaştırılması ile olabilir. Akila Salih ilk akla gelen isim ise de farklı şahıslar da öne çıkarılabilir. Asıl zorluk iç savaşa müdahil ülkelerin beklenti ve korkularını dengeleyecek bir formülü üretebilmekte.

Rusya ve Mısır kritik
yaptığı askeri yığınakla Suriye'den sonra Libya'da da üs elde etme yolunda. Bunun Avrupa ve NATO'nun güney kanadı için büyük bir tehdit olacağı aşikar. Avrupa hem doğudan hem güneyden Rus baskısı altına girer. Kuzey Afrika'ya adımını atan Rusya'nın sadece Libya ile sınırlı kalacağı da düşünülemez. Seçime giden Washington'ın dağınıklığına rağmen Afrika komutanlığının Rusya'nın Libya'da artan faaliyetlerinden rahatsızlığını ifade etmesi bu kaygılarla alakalı. NATO üyeleri Fransa ve Yunanistan ise Hafter'e destek vererek aslında Rusya'nın elini güçlendiriyor. Rus stratejik baskısını engelleyebilmek için Berlin'in Paris ve Atina'yı hizaya çekmesi gerekiyor. BAE-Mısır-Ürdün hattında en önemli aktör kuşkusuz komşu Mısır.
Kahire'nin güvenlik kaygılarının giderilmesi siyasi geçiş formülünün çalışabilmesi için önemli.
Ancak Kahire de Türkiye karşıtı (BAE-Fransa-Yunanistan-Güney Kıbrıs) bloğu terk etmeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA