Türkiye'nin en iyi haber sitesi

REFİK DURBAŞ

Kültürel ve siyasal kimlik...

Siyasal ve toplumsal gündemin, ABD'nin Irak'ı işgali ve Türk ordusunun Irak'a gönderilip gönderilmeyeceği konusuna odaklandığı son aylarda, Güneydoğu Anadolu'da etnik kökenli kültürel gelişmeler oluyordu. Özellikle Diyarbakır'da kitapçıların vitrinleri çok sayıda Kürtçe basılmış kitaplarla doldurulmuş; Kürtçe şarkı kasetleri satılmaya başlanmış; Kürtçe öğreten kursların açılması girişimleri olmuş; kendini Kürt hissedenlerin bir kısmı, isimlerinin Kürt isimleriyle değiştirilmesi için mahkemelere başvurmuştur. Avrupa Birliği Genişleme Strateji Belgesi'nin (İlerleme Raporu), açıklanması öncesinde hükümetin, bu gelişmeleri bilinçli bir şekilde gözden kaçırmış olduğu ve bir kısım medyanın da kendi stratejileri doğrultusunda hükümetin bu tavrına uydukları söylenebilir. Bu raporun Türkiye ile ilgili bölümünün en çarpıcı yanlarından biri de Kürtçe ile eğitimin yapılması yanında Kürtçe isimlerin yazılabilmesi için Q, W ve X harflerinin, bir şekilde alfabeye dahil edilmesi isteğidir. Bütün bunlar, dil ve kültür aracılığı ile bölge halkında ulusal bir kimlik oluşturma gayretleridir. Başlangıçta muhayyel olarak görülen "Kürt kimliği" bugün toplumumuzun büyük bir kısmı, hatta ülkemizin en üst düzeydeki yönetici ve bürokratları tarafından bile bir "realite" olarak kabul edilmiştir. "Anayasal vatandaşlık" ya da "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" kavramı ile bu realite, bir "alt kültür" varlığı olarak toplumsal ve kültürel yapımız içinde yavaş yavaş yerini almıştır. Ancak, insanın temel hak ve özgürlüklerine dayanan ve tamamen demokratik bir istek olan "kimlik seçimi" ya da "hissedilen kimlik"; "kültürel çeşitlilik" boyutunu aşarak toplumun bütününden kopup yabancılaşmaya ve ayrılmaya yol açmamalı; hukuksal bir temele oturtulup siyasal sınırların tartışıldığı bir durum yaratılmamalıdır. Kısaca, "kültürel kimlik", "siyasal kimlik" e dönüştürülmemelidir. Ne yazık ki, geçmişte, bazı demokratik hak ve özgürlükler amacından saptırılarak, "kültürel özerklik" siyasal alana aktarılmış, hatta "Türk-Kürt Federasyonu"nun bile tartışılması gerektiği söylenmiştir. Bu nedenle, devlet ve hükümet yöneticileri; aydınlar, yazarlar; etnik kökeni ne olursa olsun tüm ülke halkı, şimdiye kadar yapılan yanlışlardan ders almalı; birlik ve beraberlik içinde Türkiye'nin güçlü geleceğinin koşullarını aramalıdırlar.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.