Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERHAN AFYONCU

Türk düşmanı kim varsa Fransa hep onun yanındaydı

Barış Pınarı Harekâtı sırasında PKK-PYD’ye sahip çıkan, hatta terör örgütünün sözcülüğüne soyunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron adeta ülkesinin geçmişten bugüne gelen devlet geleneğine uyuyor. Kanuni döneminde Osmanlı’nın yardımlarıyla ayakta kalan Fransa, 17’nci yüzyılda Türkler’e karşı savaşan Avusturya ve Venedik’e yardım ederek işgal planları hazırladı

Osmanlı İmparatorluğu ile Fransa arasındaki yakın temaslar Kanunî'nin saltanatının ilk yıllarında başladı. Şarlken'e esir düşen Fransa Kralı Fransuva, kendisini esaretten kurtarmaları için Türkler'den yardım istedi. Osmanlılar'ın Avrupa'daki mücadeleye karışmalarıyla siyasi denge yeniden kuruldu. Osmanlılar, Habsburglar'a karşı Fransa'yı hem askeri hem de ticari olarak desteklediler. Fransa'ya donanma bile gönderdiler. Fransızlar'a verilen kapitülasyonlar, bu ülkenin Doğu ticaretinden faydalanmasını ve zenginleşmesini sağladı. Osmanlılar'ın Orta Avrupa'daki askeri faaliyetleri Fransa'yı yok olmaktan kurtardı. Nitekim Fransuva, 1532'de Venedik elçisine Şarlken karşısında hem kendi ülkesinin hem de diğer bütün Avrupa devletlerinin varlığını garanti eden yegâne gücün Osmanlı İmparatorluğu olduğunu itiraf ediyordu.


İllüstrasyon: İbrahim SARI



'TÜRKLER'İ AVRUPA'DAN ATALIM' PLANI
16. yüzyılın sonlarında Fransa'da büyük bir taht mücadelesi yaşandı. IV. Henri, 1589'da tahta çıkmasına rağmen ülkede otoritesini tam olarak kuramayıp, uzun bir mücadeleye girdi. Zaman zaman Osmanlı yönetiminden siyasi destek ve para istedi. Osmanlı Devleti, Fransa'ya her türlü desteği verdi. Ancak Fransa birçok defa tutarsızlık gösterdi. Fransa'nın tutarsızlığı yüzünden 16. yüzyıl sonlarında Fransa Elçisi Germiny'nin kendilerine verilen kapitülasyonların, İngiltere, Venedik ve Lehistan'a tanınan ayrıcalıklardan daha geniş bir şekilde yenilenmesi isteği geri çevrildi. III. Murad, elçinin dilekçesinin kenarına yazdığı, "Şimdiye kadar size ettiğimiz iyiliklere karşılık sizin de insaniyet ve iyilik göstermeniz gerekir" sözleriyle tepkisini belli etmişti.


Fransızlar'ın Kilidülbahir çizimi.



Fransa hem para hem asker desteği istemesine rağmen her fırsatta Türk aleyhtarı politika izliyordu. IV. Henri, tahtını sağlamlaştırdıktan sonra Habsburglar'ın gücünü yıkıp, kendi müttefiki olan Türkler'i Asya'ya sürdükten sonra Rusya'nın dışarıda bırakıldığı yeni bir Avrupa'yı kurmayı tasarladı. Plana göre Osmanlı, Avrupa'dan kovulacak, inançsızlara karşı sürekli ve bütün Avrupa devletlerinin ortak gücüyle savaş sürdürülecekti. Türkler, bir yıl içinde ya Hristiyan olacaklar veya servetleriyle birlikte istedikleri ülkeye göçedeceklerdi.


14. Louis.



DÜŞMANLA KOL KOLA
Osmanlı İmparatorluğu ile Fransa arasında 16. yüzyılda kurulan ittifak 17. yüzyılın ilk yarısında da devam etti. Ancak Fransızlar, 17. yüzyılın ortalarından itibaren bir taraftan Osmanlı İmparatorluğu'nun nimetlerinden istifadeye devam ederken, diğer taraftan aleyhimize çalışmaya başladılar. Fransa, "Güneş Kral" lakaplı Fransız hükümdarı XIV. Louis zamanında Girit'te Osmanlılar'a karşı savaşan Venedikliler'e yardım gönderdiler.
XIV. Louis Venedikliler'in yanısıra bir numaralı düşmanları olmasına rağmen Avusturya'ya bile Osmanlı karşısında yardım etti. Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, 1663'te Avusturya seferinde Uyvar'ı fethetti. Viyana, surları ve tahkimatı zayıf olduğu için fethe uygun durumdaydı. Viyana'ya doğru yürüyecek Osmanlı ordusu, Sengotar'da Avusturya kuvvetleri tarafından karşılandı. Meydan muharebesinin başlarında Osmanlılar üstünlüğü ele geçirdiler. Ancak bu muharebe için Avusturya'ya hiç ummadıkları bir ülkeden yardım gelmişti. Avusturya ordusuna yardıma gelen Fransız birliklerinin muharebeye müdahalesi, Avusturya'yı bozgundan kurtardığı gibi savaşı aleyhimize çevirdi.


Fransa Elçiliği.



İSTANBUL HEDEFTİ
Alman filozof Leibniz 1672'de XIV. Louis'ye Osmanlı İmparatorluğu'nu yoketmek için bir plan sundu. XIV. Louis, bu planla Doğu Roma İmparatorluğu'nu Fransa Kralı güdümünde yeniden kurup, Türkler'i Asya'ya gönderme fantezisi içine girdi.
XIV. Louis, 1685'te, Osmanlı İmparatorluğu Viyana bozgunuyla uğraşırken Türkiye'ye Fravier d'Ortieres başkanlığında ticari bir misyon kılığında mühendislerden oluşan askeri keşif heyetleri gönderdi. Osmanlı kıyılarının, Mısır'ın, Kıbrıs'ın, Ege Adaları'nın, Çanakkale Boğazı'nın ve İstanbul'un resim ve planlarını yaptırttı.
Plana göre ya doğrudan doğruya İstanbul'u hücum edilerek başkent işgal edilecek veya Mısır işgal edilerek İstanbul iaşesiz bırakılacaktı. Ancak Avrupa'daki siyasi gelişmeler ve bu işin öyle kolay olmayacağının anlaşılması üzerine XIV. Louis'in planları fantezi olmaktan öteye gidemedi.


Osmanlı donanması Toulon'da.



FRANSIZ ELÇİSİNİN DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ
Fransa, "Güneş Kral" lakaplı hükümdarları 14. Louis zamanında Girit'te Osmanlılar'a karşı savaşan Venedikliler'e yardım gönderdi. Fransa'nın görünürde Osmanlı Devleti ile dost olmasına rağmen gizliden gizliye Venedik'e yardım ettiği Osmanlı yönetimi tarafından öğrenildi. Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa hem La Haye'in kendisine daha önce yaptığı bir saygısızlığın hem de Venedik'e gizlice gönderilen yardımların hesabını sormak için fırsat kolluyordu ve aradığı fırsat hiç beklemediği bir zamanda sadrazamın ayağına geldi. 1658'de Girit'teki savaşta Venedik hizmetinde bulunmuş Vertamont adlı Fransız asker Köprülü'ye işbirliğinin belgelerini getirdi.


Fransızlar'ın yaptığı Kal'a-i Sultanî planı.



Bu gelişme üzerine Fransız elçi ve oğlu zindana atıldı. Bu sırada Köprülü Mehmed Paşa, ordunun başında Erdel seferine çıktı ve o geri dönene kadar elçi ile oğlu zindanda bekletildiler. Sadrazam muzaffer bir şekilde Erdel seferinden Edirne'ye döndüğünde La Haye ve oğlunu serbest bırakılması için ricacılar geldiler. Sadrazam, "Hay Allah! Onlar hâlâ buradalar mı" diyerek istihzalı bir cevap verdi ve serbest bırakılmalarını emretti. Fransa'ya gönderdiği bir çavuşla her ikisini de uygunsuz hareket ettikleri gerekçesiyle şikâyet etti ve La Haye'in elçilikten alınmasını sağladı. Elçilikten alınan La Haye birkaç gün daha Yedikule zindanlarında bekletildi. Çünkü İstanbul'u terkedeceği günlerde bir Fransız gemisi yasak olmasına rağmen Türk malları ile şehirden ayrılmıştı ve bunun cezası La Haye'e kesildi. Sabık elçi Yedikule'den ancak para cezası ödeyerek kurtulabildi ve 1660'da Fransa'ya döndü.

YARIN
BATI, İSTANBUL'UN FETHİNDEN SONRA DA HAÇLI İTTİFAKI KURMAYA ÇALIŞTI

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA