Temmuz'un huzur ve sükun dolu
akşamında, iner bir karanlık her
yana;
Ve hemen bir ses yükselir semaya:
İslam alemini ibadete davet eden
müezzinin sesidir o,
Ak bir minarenin tepesinden
seslenir, ilahi bir aşk havasıyla
dopdolu.
Kumsalın esintisine karışıp, birlikte
yol alır,
Ve içe işleyen o ses, yükselir
yavaşça ve perde, perde,
Çok geçmez hafifler ve sonsuzluk
aleminde kaybolup gider,
İnsanı tatlı tatlı okşayan o Sabâ
yelinin pek hoş esintisiyle.
Ah; o müezzinin sesi! Kaybolmuş ta
uzaklarda...
Gittikçe hafifleyen ve fakat, insanın
içine işleyen o duası,
Evet, öyle bir dua ki, hüzün ve esrar
dolu her yanı,
Yükselir zaman zaman ve sonra da,
hüzünle dopdolu söner-gider...
Hüzünlü ve solgun bir kalbin
itirafıdır bu dua,
Zaman zaman gözyaşı döken iç
sesim gibi gelir bana,
Evet, öyle birses ki, bırakmaktır
emeli bütün hüznünü o esen
rüzgarın kucağına!...
Ve sonunda olan olur; ve işte tam
bu zamanda her şey yavaş yavaş
gelişir,
Evet huzur ve sükun gelip
kalbimde yerine oturur,
İçime bir ferahlık, bir sükûn dolar
ve kaplar bütün varlığımı,
Çünkü o, bu akşam, gözyaşı
döküp, ağladı, benim hüznüm ve
kederim için....
ARMEN DORIAN