Sanatın toplumlar arasındaki "birleştirici" özelliğine en fazla ihtiyaç duyduğumuz günleri yaşıyoruz. Demokratikleşme hamlesi için sanatçıların desteği gerekiyor. Ancak bu destek; kuş kanadına yazılan mektuplarla, ya da Başbakan'ı aramakla sınırlı kalmamalı diye düşünüyorum. Geçenlerde haberlerde izledim. Bir tiyatro grubu tüm kısıtlı olanaklara rağmen gidip, Şemdinli'de oyun sahnelemiş ve büyük ilgi görmüş. Tiyatro grubunun kurucusuyla sohbet etme olanağı da buldum. Yöre halkının bu etkinliği nasıl bağrına bastığını uzun uzun anlattı. Ordakilerin en büyük ihtiyacı "insan olduklarının, vatandaş olduklarının" onlara hissettirilmesi. Güneydoğu gezilerim sırasında yöre insanının kendine hizmet sunanların ellerini nasıl minnet ve saygıyla sıktığına, bir küçük çocuğun kendine hediye edilen okul çantasını nasıl bir bebek taşırmış gibi bağrına bastığına bizzat şahit oldum. Başını okşadığım, yanağına öpücük kondurduğum her çocuğun yüzünün nasıl ışıdığını gördüm. Yöreye hizmet; sadece yol, su, elektrik, iş ile sınırlı kalmamalı. Sanatın ve sanatçının kadife parmakları da o üşüyen yüreklere dokunmalı. Lafı dolandırmadan söyleyeyim: Sezen Aksu, Şırnak'ta, Çukurca'da, Silopi'de niye konser vermez? Yılmaz Erdoğan, "Çok Güzel Hareketler Bunlar" ekibiyle neden Güneydoğu turnesine çıkmaz? Mustafa Erdoğan, "Anadolu Ateşi"ni kış sezonunda neden Antalya'dan Hakkari'ye taşımaz? Haydi, artık sözün bittiği yerdeyiz. Şimdi "icraat" zamanı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN