YÜKSEL AYTUĞ
YÜKSEL AYTUĞ

Tecavüz ve ötesi

Mersin'de sapık bir minibüs şoförünün önce tecavüz edip sonra hunharca öldürdüğü Özgecan Aslan'ın babası bestelemişti şarkıyı, Ahmet Selçuk İlkan'ın dizelerinden...
O Ses Türkiye'de Ebru Gündeş okudu. Hepimizi vurdu şarkı, tam kalbimizin ortasından. Kanadık... Katıla katıla ağladık... Neydi şarkının sözleri? 'Yarın bu şehirden ayrılacağım...' Biz o şarkıya gözyaşı dökerken, şarkı okunduğunda bir kez daha paramparça olan Özgecan'ın annesi ile babasına yanarken, o sırada şehrin göbeğinde, bir apartman bahçesinin kuytusunda, bir başka sapığın 19 yaşındaki bir diğer genç kızın üzerine çöktüğünü nereden bilecektik...
Adam (Bunu lafın gelişi söylüyorum) servis şoförüymüş.
Ancak gasp ve uyuşturucu da dahil 19 suçtan sabıkası varmış. Be hey gafiller, böyle bir insan müsveddesine canları nasıl emanet ettiniz? Bu kaçıncı gaflet? Bu kaçıncı aymazlık?
Sabıkası bulunmasına rağmen tövbe edip ıslah olmuş, namusu ve şerefiyle çalışan şoförleri tenzih ederek söylüyorum; 'potansiyel sapıkları' daha ne kadar direksiyona oturtacaksınız?
Yok mudur bunun bir elemesi, sınavı, teşhisi, kontrolü?
Gelelim bir başka meseleye...
Daha olayın üzerinden saatler geçmeden, o şoförden daha sapık olduğuna inandığım biri, sanal âlemde 'Bu kız gecenin 03.00'ünde hangi eğlenceden geliyor olabilir?' diye anket düzenleyip altına da birbirinden rezil şıklar sıralamış. Ve gelelim işin daha vahim tarafına: Bin 500 kişi anketi oylayıp kendine 'şık' seçmiş!.. Yahu kız nereden gelirse gelsin; bu şehrin 'tecavüz serbest saati' mi var?
Kamyonların gece yarısından sonra köprüden geçme serbestliği gibi... Bu ne rezillik! Bu ne insafsızlık! Bu ne insansızlık!
Bitmedi... Bir isyanım daha var: Sapığın yüzü medyada gizleniyor. Gazetelerde mozaik, haber bültenlerinde buzlama...
İsmi ise sadece ilk harfleri ile anılıyor. Ama o bahtsız kızın her hali gazetelerde, görüntüsü açık seçik televizyonda. Sapık, suçunu itiraf etmiş.
Demiş ki, "Şeytana uydum."
Bence şeytan ona uymuş olmalı.
Çünkü böylesi bir vahşet, şeytanı bile aşar. Yani aslında sapığın suçu sabit. Ama kanun gereği hüküm giyene kadar isminin açıklanması yasak. Benim medyam da sanki her kanuna, kurala harfiyen uyarmış, insanların hak ve hukukunu sonuna kadar gözetirmiş, kişilik hak ve hürriyetlerine her daim saygı gösterirmiş gibi sapığın adını gizlemiş! Peki onun yerine ne yapmış? Genç kızı afişe etmiş!
Yani? Köpekleri salıp taşları bağlamış...
Kendimi tecavüze uğramış gibi hissediyorum.
Galiba yarın bu şehirden ayrılacağım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN