YÜKSEL AYTUĞ
YÜKSEL AYTUĞ

Panik butonu mu dediniz?

Öncelikle söyleyeyim: Birazdan kaleme dökeceklerimi, işini hakkıyla yapan şoförleri tenzih ederek paylaşıyorum. Hatta bu vesile ile geçen ay, araçlarında fenalaşan iki vatandaşı insanüstü bir gayretle hastaneye yetiştirmeye çalışan iki belediye otobüsü şoförüne şükranlarımı sunuyorum. Ancaaaak...
Özellikle halk otobüsleri benim trafikteki kabusum oldu.
İki yıl önce, Yıldız Posta Caddesi'ni Barbaros Bulvarı'na bağlayan kavşakta, kırmızı ışıkta geçen bir halk otobüsü tarafından ezilmekten kıl payı kurtulmuştum. Ardından, 4. Levent'te en sol şeritten, durağa girmeye çalışan bir halk otobüsü, eşimin kullandığı ve benim de içinde bulunduğum aracı ortadan ikiye biçmeye kalkışmış, ikimiz de gözlerimizi yumup ölümü beklerken, milimetrelik farkla hayatta kalmıştık.
Otobüslere 'panik butonu' takıldığı haberini okuyunca acı acı gülümsemem de işte bu yüzdendi. Özellikle genç kızların taciz ve tecavüzden korunmasına yönelik bu uygulamayı yerinde buldum. Ama ya bizleri, bazı otobüslerin 'tacizinden ve tecavüzünden' koruyacak panik butonları?
Ben başımdan geçen her iki olayda da uzun süre yolda trafik polisi arayıp bulamamıştım. İddia ediyorum, herhangi bir yetkiliyi aracıma alsam, İstanbul caddelerinde sadece iki saat turlasam, belediye ve halk otobüslerinin neden olduğu en az 10 ciddi trafik ihlali saptarım.
Naçizane önerim şudur:
Her durağa ya da her elektrik direğine, otobüslerin tacizine karşı vatandaş için birer 'panik butonu' konulsun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN