Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Bunlar mı memlekete huzur getirecekti?

CHP'de olan bitenleri takip ediyor musunuz? Kavganın, hakaretin bini bir para. Hemen her il kongresi meydan muharebesi şeklinde geçiyor. Çevik Kuvvet onların yüzünden fazla mesai yapıyor.
Zirvede de herkesin eli, yanındakinin boğazında. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı bayrak açtı. Ama ilk toplantıda partili gençler tarafından yuhalandı. Seçim döneminde Kılıçdaroğlu'nun koltuk değneği gibi yanında duran Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş bir anda "Dur bakalım ne olacak?" deyip olan biteni tribünden izlemeye koyuldular. Canan Kaftancıoğlu ile Mustafa Sarıgül de kendilerini Kılıçdaroğlu'nun bodyguardı ilan ettiler.



Altılı masanın mensupları ise neredeyse masanın ayaklarını kırıp birbirlerinin kafasına vuracak hale geldiler. Meral Akşener'in sonu gelmez zikzakları, İmamoğlu'nun yalpalamaları, havadan 39 milletvekili kapan küsurat partilerinin CHP'yi tanımazdan gelmeleri sinirleri bir hayli bozmuş olmalı ki, CHP "kavganın partisi" haline geldi.
Düşünsenize, kömürün siyah olduğu konusunda bile uzlaşamayan bu güruh, Türkiye'yi yönetmeye talipti.
Özetle: 28 Mayıs'ta milleti Allah korudu.

10 korumalı Özcan Deniz
Özcan Deniz'in 10 korumayla Alaçatı sokaklarında gezdiği görüntüleri izlediniz mi? İzlemediyseniz hemen bir arama motorundan yardım alıp seyredin.
Sanırsınız bir devlet başkanı Alaçatı'ya uğramış. Ya da uluslararası mafyanın hedefindeki Rus oligark, süper yatından karaya çıkmış.



Doğrusu, Özcan'ın neden 10 korumaya ihtiyaç duyduğunu merak ettim. Kan davası mı var, ölüm tehditleri mi alıyor? İnşallah kadın hayranlarının ilgisinden korunmak için bu "minyatür Wagner ordusunu" kurmamıştır. Zira kadınlara karşı saygısı ve hoşgörüsüyle tanınan sanatçımız, son olarak kendisini kapı önünde tokatlayan, tişörtünü yırtan eski eşinin karşısında mum gibi durarak bir kez daha karşı cinsin takdirini ve hayranlığını kazanmıştı.
Bu arada aklıma Mahsun Kırmızıgül'ün Bodrum'da tek başına bindiği hatlı minibüste vatandaşlara verdiği sürpriz konser geldi. Hani ikisi yıllardır büyük bir rekabetin içindeler ya, o yüzden...

Şu Yılmaz Güney meselesi
Son günlerde giderek alevlenen Yılmaz Güney tartışması için benim de söyleyecek birkaç sözüm var:
Yalanım yok, Yılmaz Güney'i sevmedim, sevemedim. Ne kendisini, ne filmlerini... Hele filmlerinin cezaevi sahnelerindeki duvarda yazılı "Yaşasın PKK" ibaresini hiç mi hiç sevmedim.



Bir hakim çocuğu olarak Yumurtalık'ta hakim Sefa Mutlu'yu eşinin yanında tek kurşunla öldürmesini, 11 yaşında bir çocuğu ezmesini, kadınlara uyguladığı şiddeti, bir filminde "kahpe" diye nitelediği kadının orasına iki şarjör boşaltmasını da hiç sevemedim... Ve... Paris'teki son konuşmasında "Ne mutlu özgür Kürdistan için ölene, öldürene" demesini de...
Neymiş efendim, sanatçıyı hatalarıyla değil, eserleriyle değerlendirmek gerekirmiş... Hitler de çok iyi resim yapardı. Bunun için Hitler'i sevip, saymam gerekir mi?

Şeref kürsüsü
Malatya'daki hastanede temizlik görevlisi olarak çalışan Melisa Metin, aynı hastanenin tıp fakültesini kazanarak herkese azim dersi verdi.

Zap'tiye
Ya Çok Seversen dizisi, yeterli reytingi alamadığı için 13'üncü bölümde final yapacak. Son sözü yine seyirci söyledi: "Ya çok sevmezsem?"

Ne demiş?
Oyuncu Farah Zeynep Abdullah, kendisini mahkemeye vereceğini açıklayan Yılmaz Güney'in ailesine sosyal medyadan cevap verdi: "OK, hakimi öldürmek yok ama..." (Yılmaz Güney 1974'de Adana'nın Yumurtalık ilçesinde Sefa Mutlu adlı hakimi tabancayla vurarak öldürmüştü)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA