İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yaşanan sel felaketinin ardından "Bu gibi hallerde insanoğlu çaresiz kalıyor" dedi. Doğru... Bu gibi durumlarda insan çaresiz kalıyor. Ama ya öncesi! Orada hiçbir çare yok mu? Üstelik bu acı tecrübenin bir benzerini yıllar önce yaşamışken... 1995 yılının yazında, İkitelli'deki SABAH binasında çalışırken aynı olayı yaşamıştık. TEM otoyolu sular altındaydı. SABAH'ın alt katları ise sular içindeydi. Hemen yanımızdaki Ayamama deresi taşmıştı ve bütün arşiv sular altında kalmıştı. Aylarca binadaki o pis kokuyla yaşadık. Aradan 10 yıl geçti. Aynı yerde yine aynı facia. Üstelik bu kez can kaybı var. Üstelik bu kez birilerinin canının yanmasından rant sağlamaya çalışanlar var. Yani yağmacılar var. 10 yılda oralarda ne değişti peki? O günlerde 'Bu durum bir kez daha yaşanırsa ne yaparız?'ın yanıtı verildi mi? Bilmiyorum.

YENİ ŞEHİRLER DE AYNI DURUMDA
Ama biliyoruz ki, daha çok bina yapıldı. Alışveriş merkezleri, fabrikalar inşa edildi. Şehir o tarafa doğru yayılmaya başladı. İkitelli'yi geçin, İstanbul'un yeni yaşam alanları olarak lanse edilen yeni şehirlere bir bakın. Oralarda da durum aynı. Servisimizden Özlem, geçtiğimiz kış aldığı evine daha bir ay önce taşındı ama apartmanın ilk katı sular altına gömüldüğü için evden çıkamadı ve işe gelemedi. Yürek acıtan hikayeleri iki gündür siz de televizyonlarda izlediniz. Neden sulara gömüldüğümüzü hepimiz biliyoruz. Biz de biliyoruz, yetkililer de... Nedeni hızlı, düzensiz, altyapısız yapılaşma... Ben de İstanbul'un Anadolu yakasında, yeni yerleşimlerden birinde oturuyorum. Burnumun dibinde milyon dolarlık evler satılıyor. Ama 15 gündür evime gidecek yol bulamıyorum. Evler bitti ama yollar bitmedi. (Satış ofisleri müşterileri o çamurlardan geçirip evlere nasıl götürüyorlar acaba?) Yani şehirleri yukarı doğru inşa edip geliştiğimizi zannediyoruz ama yatay durumda fena çuvallıyoruz. Bırakın böyle büyük bir afeti, en küçük bir yağmur yağdığında bile, bütün o milyon dolarlık evlere giden yolları bir görseniz. (Üstelik geçen yıl böyle bir sel felaketi yoktu ama o evlerin zemin katlarını da su bastı.) Yine oturduğum semtte, evlerini havalı ilanlarla pazarlayan firmanın inşaat alanından çıkarttığı hafriyat yolların kenarında doğal tepelere dönüştü. Yakında onların da üzerine bir şeyler inşa edilirse şaşırmam. Kadir Topbaş, bu gibi durumlarda insanoğlunun çaresiz kaldığını söylemiş. Ama bütün o yerleri imara açarken, inşaat izinleri verilirken, bataklıkların üzerine yeni şehirler kurulurken altında benim ya da sizin imzanız olmadığına göre suç kimlerde acaba? İtfaiyenin bile giremeyeceği sokaklarda rezidanslar dikilirken, siz hâlâ kimin çaresizliğinden söz ediyorsunuz sayın Başkan! Benden küçük, naçizane bir öneri... O devasa sitelere, 'yollarını bitirmeden, çevre düzenini tamamlamadan, başkasına vereceğin zararları sıfırlamadan, binanın dış cephesini boyamadan kimse oturamaz' diye bir yaptırımda bulunsanız! Bu konu şehir planlamacılığına giriyor mu acaba?

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN