'Veda'nın vasat bir film olmasından çok, Zülfü Livaneli'nin eleştirilere hoşgörüyle yaklaşma erdemi göstermemesi beni daha çok hayal kırıklığına uğrattı. Onun şarkılarıyla büyümüş, güzel yarınlar için hayaller kurmuş biri olarak, Livaneli'nin "Sayın Selahattin Duman'a açık mektup" başlıklı yazısında "...Atilla Dorsay, Mehmet Açar gibi ciddi sinema eleştirmenleri ne güzel şeyler yazıyorlar. Ama eline kalem alan herkesin yazısı, sinema eleştirisi olmuyor. Tahmin ettiğin gibi olaya ideolojik pencereden yaklaşıyorlar" sözlerini kendisine yakıştıramadım. Şimdi Livaneli'nin mantığından hareket edersek 'Veda'yı beğenmeyenler: 1) Acemi eleştirmen oluyor. 2) İdeolojik görüşleri yüzünden yazılarında objektif olamıyorlar. Daha da sert bir tabirle ideolojileri için kalemlerini satıyorlar. Livaneli, 'ideolojik görüş' derken, neyi kast ediyor doğrusu tam anlamadım... 'Veda'yı beğenmeyenler irtica mı ya da bilinçaltlarındaki Atatürk nefretini mi kusuyorlar? Vallahi size 'Veda'yı izlerken ağladığını söyleyen birçok eleştirmen ismi verebilirim. Ama aynı arkadaşlar 'Veda'yı sinemasal açıdan vasat buldu ve sert eleştiriler kaleme aldı. Buyurun buradan yakın! Şimdi bu arkadaşların ideolojileri hakkında ne diyeceğiz?
DÜNDAR GİBİ OLGUN OLAMADI
Ne yazık ki Livaneli, Can Dündar'la aynı olgunluğu gösteremedi, daha ilk günden filmi eleştirenlere karşı saldırıya geçti. Kim bilir belki de Livaneli, gişe kaygısıyla bu yazıyı kaleme aldı. Artık bu kaygısı da olmasın; ilk üç günde 206 bin izleyici iyi bir rakam. Ama Livaneli'yi bu gişe yanıltmasın. 'Veda'nın iyi niyetlerle çekildiğine inancım sonsuz ama kendisinin de belirttiği gibi film, montaj aşamasında gücünden çok şey kaybetti. Üstelik senaryo da ilkokul öğrencilerine izlettirilecek kıvamda bir inkılap tarihi özeti gibiydi. Galalarda gözyaşına boğulan ya da Atatürk'ün her sözüne alkış tutan izleyiciler de Livaneli'yi yanıltmasın. Vasat da olsa her Atatürk filmine sahip çıkan bir kitle, her zaman olacaktır. Ancak asıl hedef daha geniş kitlelere seslenen bir Atatürk filmi yapmak olmalı.