Şimdi 'Gazetecinin görevi şu olmalı' falan diye yazıp, ahkam kesmek değil derdim...
Meslek büyüklerimiz yazmadıkları için yazmak zorunda kalıyoruz!
Tekrar etmekte fayda var:
Banu Güven'in kanalından ayrılmak zorunda bırakılması önemli bir hadisedir. Diğer ayrılıkları da hesaba katarsak, basın adına özeleştiri yapma zamanı gelmiştir.
Yeni bir Anayasa yapacağız, bir milletin ayağına pranga olmuş darbe kanunlarından kurtulacağız.
Yeni bir Anayasa yazarken daha çok muhalefete ihtiyaç var. 'Muhalefet' derken körü körüne, yılın 365 günü iktidara çakan, yaptığı hiçbir işi beğenmeyen bir anlayıştan bahsetmiyorum.
Ben bunu yapanları da gazeteciden saymıyorum. Ancak gazeteciliğin özünde muhalefet vardır.
En basit tabiriyle ülkeyi daha iyi bir noktaya getirebilmek adına yanlışları sorgulamak zorundayız.
Yeni Anayasa çok önemli...
CHP gibi bugün söylediğini yarın unutan, ilkelerden bahsedip bir türlü dik duramayan bir partinin yapacağı muhalefete emanet edilmeyecek kadar önemli bir 'Yeni Anayasa' yapılacak.
OTOSANSÜR İLLETİ
Bu noktada basına tarihi bir görev düşüyor. Doğruya ve güzele ulaşmak için her şeyi tartışacağız, yazacağız. Ben iktidarın da bu anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum ya da düşünmek istiyorum.
Ne yazık ki, basındaki bazı yöneticiler kraldan çok kralcı.
Öyle berbat bir otosansür anlayışı yaratıldı ki, gazeteciliğin ne anlama geldiğini bile unuttuk. Özetle; Banu Güven iyi ki konuştu diyorum. Onun konuşması belki bizi biraz kendimize getirir.