Trabzonspor 2-1 yendiği Kiev maçında neler yaptığını iyi analiz edememiş. Oysa Trabzonspor'un zenginliği hücum bölgesinde. Yani elinizde Gökdeniz, Mehmet Yılmaz, Fatih ve Yattara gibi yetenekli oyuncularınız varsa böylesi bir maçta yararlanmak zorundasınız.
İlk yarıya baktığımızda bordo-mavili takım 8 savunma ağırlıklı oyuncu ile sahaya çıktı. İleride sadece Fatih ve Gökdeniz'i bıraktı. Bir takımın böylesi bir dizilişle gol pozisyonları üretmesi çok zor. Orta alan kullanılmadan birinci bölgeden alınan her topun sahanın en kısa oyuncularından Gökdeniz'e atılması nasıl bir düşüncenin ürünü?
Malatyaspor maçında aynı 11'in sahada yeraldığı maçta rakibe özellikle yan toplarda büyük pozisyonlar verildiğini gördük. Dün de aynı şekilde iki tane yan toptan yenilen iki gol yerleşme hatalarından kaynaklandı. Demek ki savunma ağırlıklı, çok adamla sahaya çıkmak, rakibe gol pozisyonu vermemenize engel değil.
İkinci yarı ise bu maçta neden ilk 11'de şans verilmediğini anlamadığım Mehmet Yılmaz sakatlanan Yattara'nın yerine oyuna girdi. Ve Dinamo Kiev'den de savunmanın en iyi adamlarından Rodolfo'nun kırmızı kartla oyun dışı kalmasıyla birlikte sahada bambaşka bir takım izledik. Özellikle Trabzonspor takımının en iyi oyuncularından Emrah'ın sağ çizgiyi iyi kullanarak ofansif anlamda katkısıyla birlikte önemli gol pozisyonları üretilmeye başlandı. Fakat son vuruşlarda aşırı telaş yüzünden sonuç bir türlü değiştirilemedi.
En iyi savunma hücum
Bu maç Trabzonspor için gerçekten yarınları adına çok önemliydi. Eğer ikinci yarıdaki oyun anlayışlarıyla birlikte maça başlasalardı daha farklı bir skor ortaya çıkabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü futbolda en iyi savunmanın hücum olduğu gerçeğini gözardı edemeyiz. Üstelik elinizde yukarda da belirttiğim gibi çok zengin bir hücum gücünüz varsa.
Dinamo Kiev, ilk maçtaki yanlışlarından yeni hocası ile sıyrılarak akılcı bir taktik uyguladı. Fatih ve Gökdeniz gibi Trabzonspor'un silahlarını ikili-üçlü sıkıştırmalarla etkisiz kılmayı başardılar. Bir de yan toplardaki becerilerini çok iyi kullanarak böylesi bir maçtan Şampiyonlar Ligi vizesi alarak çıktılar.
Sonuçta Trabzonspor 1996 yılında ayağına gelen şampiyonluk şansını Fenerbahçe'ye armağan etmişti.
Şimdi de Devler Ligi'ne katılamayarak tarihi fırsatı avucunun içinden kaçırdı.