Erol Ersoy ve yardımcıları dün bir maç nasıl katledilir en güzel örneğini verdiler. Öyle ki maçın 48.dakikasında Trabzonsporlu Tayfun'un gördüğü ikinci sarı kartta, pozisyonun faulle uzaktan yakından ilgisi yok. Bütün bir maç süresince vermiş oldukları kararların birçoğu yanlış. Eğer dünkü maçta bir olay çıkmamışsa her iki takım oyuncularının iyi niyetine bağlamak gerekiyor.
Karşılaşmanın 2.dakikasında 1-0 öne geçen Trabzonspor ne yazık ki bütün bir maç süresince oyun bazında istenilen düzeyde görünmedi. İlk 45 dakikada Trabzonspor'un attığı golün dışında elle tutulur hiçbir atağı yoktu.
En formda oyuncu Hüseyin
Savunmayı uzun zamandan beri bu kadar dağınık ve ne yaptığını bilmez halde seyretmedik. Tolga, oyundan çıktığı ana kadar öylesine acemice hareketler yaptı ki anlaşılır gibi değil. Hava toplarında zamanlama yanlışından tutun da kademe anlayışındaki yetersizliğine kadar... Eğer Ankaragücü ileri adamları daha becerikli ve akıllı olabilseler ilk yarıda beraberliği yakalayabilirlerdi.
Şurası bir gerçek ki Trabzonspor'da dün orta alanda Hüseyin ve Fatih dışında elle tutulur oyuncu bulmak çok zordu. Hüseyin şu an takımın en formda futbolcusu. Dün de orta alanda ne yaptığını bilen, rakip atakları ilk önleyen oyuncu olarak öne çıktı.
Değişim olumlu değil
İkinci yarı ise Tayfun'un oyundan atılmasıyla birlikte 10 kişi kalan bordo-mavili takımın görüntüsü ilk yarıdan farksız değildi. Bu bölümde ilk yarıya göre oyun kurgusunun ve mücadele anlayışının biraz daha yeterli olduğunu söyleyebiliriz.
Yine her zaman olduğu gibi Fatih ve Gökdeniz birlikteliğinden doğan penaltı ile 2-0 öne geçtiler ve 3 puanın sahibi oldular. Yalnız alınan 3 puan üst sıralardan kopmamak için önemli ama dün bir kez daha gördük ki Trabzonspor büyük bir değişim yaşıyor! Bu değişimin olumlu yönde olduğunu söyleyebilmek ise mümkün değil. En kısa zamanda Trabzonspor'un toparlanması gerekiyor. Aksi takdirde dünkü oyunlarını sahaya yansıtırlarsa, her rakip Ankaragücü gibi bir takım olmaz.