Fenerbahçe'nin Denizli'de 3 puan bırakmasından sonra Trabzonspor için zirveyle aradaki puan farkını kapatılması açısından Beşiktaş maçının önemi artmıştı. Trabzonspor, bu şartlarda oyunun başlamasıyla birlikte savunmasını orta alana yakın kurarak ve topun olduğu yerde çoğalarak rakip kalede daha fazla görünen takım oldu.
Beşiktaş'ın savunmasının boşluklarında Yattara, Fatih ve Gökdeniz topla buluştuklarında final paslarını daha olumlu yapabilseler bordomavilililer gol pozisyonu üretebilirdi. Ancak Yattara dün akşam oyundan alındığı dakikaya kadar takımını sahada 10 kişi bırakan isimdi. Kendisinden çok şey beklenen ve yetenekleri üst düzeyde olan bir oyuncunun böylesi önemli bir maçta vurdumduymazlığını ve sorumsuzluğunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Hakem sonucu değiştirdi
Dün bir kez daha gördük ki bordomavili takım son yıllarda büyük karşılaşmalarda kendi gücünü ve kimliğini sahaya yansıtamıyor. Savunmada Tolga ve D'Haene, Beşiktaş'ın ilk yarıda az adamla hücuma geldiği anlarda bile uyumsuzluk sergilediler. Kabul etmek gerekir ki bir takımın iyi oyun oynaması için savunmasında olumlu top kullanması şart. Gerek Tolga gerekse D'Haene bu konuda ne yazık ki istenilen düzeyde değiller.
İkinci yarı ise yine oyunda değişen birşey yoktu. Orta alanda Polonyalı Szymkowiak her maçta olduğu gibi dün de bütün benliğiyle sahada olan tek isimdi. Fatih ile Gökdeniz birbirlerinden kopuk oynadılar. Bir de aldıkları her topla Beşiktaş savunmasının çok adamla bulunduğu orta bölümden kısa paslarla sonuca gitme yanlışlığını ısrarcı bir biçimde tekrarladılar.
Hakem Selçuk Dereli maç süresince öylesine yanlış kararlar verdi ki bu maç çığrından çıkmamışsa bunu oyuncuların iyiniyetine bağlamak gerekiyor. Dereli, Trabzonspor'un son dakikalarda yediği gol öncesinde faul pozisyonunu görmeyerek maçın kaderini değiştirdi.
Sonuçta bordo-mavili takım yine bir büyük maçta oynadığı oyun ve aldığı sonuçla büyük hayal kırıklığı yaşattı ve kendisi için çok önemli 3 puandan olarak zirve yarışında yara aldı.