Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HALİT YEREBAKAN

Sebze ve meyveyi elinizle yiyin

Sakin ve huzurlu olmak için yeme alışkanlığınızda değişiklik yapmalısınız. Yemeye başlamadan önce derin nefes alın. Meyve ve sebze gibi yiyecekleri ise elle yemeye özen gösterin

Yeme meditasyonu deyince aklınıza, bağdaş kurup oturduğunuz sofrada arada gözlerinizi kapayarak meditasyon yapmanızı tavsiye edeceğim geldiyse, çok yanılıyorsunuz. Demek istediğim; hayatınızda yapacağınız ince değişikliklerle birlikte yeni alışkanlıklar edinmeniz ve eskisinden çok daha sakin ve huzurlu olmaya çalışmanız. Çünkü sakinleştiğiniz zaman kendi iç dünyanızı fark edecek zamanınız olacaktır. Böylece sürüşü otomatik pilottan devralabilir ve dilediğiniz yönü verebilirsiniz. Yemek yemenin zihninizi dinlendirebileceğini, konsantrasyon ve huzur getireceğini hiç düşündünüz mü? İşte yemek yerken dikkat etmeniz gerekenler:

YEMEDEN ÖNCE DERİN NEFES ALIN
Sofraya oturduğunuzda ilk yapmanız gereken şey, derin iki nefes almak olmalı. Böylece zihninizi boşaltıp yemek üzere olduğunuz yemeğe odaklanacaksınız. Yapılan araştırmalar, zihni farklı şeylerle meşgul olan birinin yediği yemeği gerçek anlamda fark etmediğini ve normalden çok daha fazla yiyebildiğini gösteriyor.
Yediğiniz yemeğe dikkatli bakıp içindeki malzemeleri, onların nereden geldiğini düşünün. Böylece hem sağlıklı tercihler yapacak, hem de zihninizi dinlendirmiş olacaksınız.

ŞÜKREDİN
Sofranıza gelen yiyecekler için şükredin. Sadece birkaç saniyenizi; dünya açlıktan ölen çocuklarla doluyken size verilen nimetler olduğunu fark etmeye ayırın. Böylece hem huzur duyabilir, hem de önünüzde duran bir tabak sebzeyi dolaba geri kaldırıp pizza sipariş etmekten vazgeçebilirsiniz.

YİYECEĞİ HİSSEDİN
Ayıp karşılandığı için elle yemek yenmez. Yemek meditasyonu yapmak istiyorsanız bu 'ayıbı' göze almanız gerekir. Özellikle meyve ve sebzelere dokunarak yediğiniz zaman onun sıcaklığını ve dokusunu çok daha iyi fark edebilirsiniz. Şeklini benimsediğiniz yiyeceğinizi ağzınıza götürdüğünüz zaman yavaş yavaş çiğneyip tadını alacak kadar ağzınızda bekletin. Bunu yaparken fark etmeden sindirim sisteminize de yardımcı olursunuz.
Yemek sonunda aldığınız bu derin nefesler, beyninize yeme işinin bittiği mesajının gitmesine yardımcı olacaktır. Yemek yerken bu yöntemleri izlediğiniz zaman zihninizi dinlendirebilirsiniz. Ancak zihniniz, daha doğrusu ruh haliniz ve o dönemde hissettikleriniz de yediğiniz yemeği etkileyebilir. Duygularınız iştahınızın açılmasında ya da kapanmasında rol oynar. Gün boyu ruh halimizin etkisiyle etrafta bulunan yiyeceklere el uzatmak, hedonistik yeme şeklidir. Hedonizm, kabaca; yapılan işten keyif almanın, onu yapmanın ilk şartı olmasıdır. Yani sırf güzel göründükleri ve lezzetli oldukları için bir paket dolusu kurabiyenin tamamını yemek ve ardından yemek için başka şeyler aramak gibi. Bu kontrolsüz bir yeme şeklidir ve ileride aşırı yeme hastalığına dönüşebilir.

AŞIRI YEMEK HASTA EDEBİLİR
Gereğinden fazla yemek; yüksek tansiyona, şeker hastalığına, safra kesesi problemlerine, mide yanmasına, ülsere ve kalp hastalıklarına da sebep olabilir. Aşırı komplikasyonlar arasında da mide yırtılması, önemli damarların baskıya maruz kalması, pankreas iltihabı, bağırsak tıkanıklığı ve kalp krizi sayılabilir. Aşırı yemek yeme alışkanlığının görülme sıklığını araştıran bilimadamları; kadınların yüzde 3.5'inin aşırı yeme alışkanlığı olduğunu tespit etmişler. Bu oran erkelerdeyse yüzde 2 olarak belirlenmiş. Aşırı yiyenler aslında hislerini yiyorlar. Bu kişiler farkında bile olmadan depresyon ya da stres gibi baş etmesi güç duygu hallerini yemekleriyle birlikte yiyip bitirdiklerini düşünüyorlar. Etrafınızda bu durumla boğuşan birini kolayca fark edebilirsiniz. Ancak bizzat kendiniz bu kategorideyseniz, bunu anlamanız hiç kolay olmaz. Stres ve benzer duyguları yenmek için aşırı yemek yeme alışkanlığına sahip olan kişilerin birçoğu bu şekilde yemek yemenin kendilerini rahatlattığını söyler. Rahatlamanın bir yolu olarak aşırı yemek yemek gerçekten işe yarar mı? Beynimizde tokluk merkezi olarak görev yapan hipotalamus, aynı zamanda vücudumuzun hormonlar aracılığıyla diğer birimlerle iletişim kurduğu bir merkezdir. Duyguları hissetmemize neden olan bazı beyin kimyasalları; neden, ne zaman ve ne yiyeceğimiz konusunda da temel etkilere sahiptir. Bu kimyasallar arasında, mutluluk hormonu olarak da bilinen serrotonin, dopamin, GABA, nitrik oksit ve noradrenalin sayılabilir. Bu kimyasalların değişik seviyeleri, farklı duygulara ve farklı yemek tiplerine ilgi duymaya yol açar:
Sinirliyken; et, patlamış mısır ve yoğun tat bırakan atıştırmalıklar gibi sert yiyecekler ararsınız.
Depresyondayken; çikolata gibi tatlı ve şekerli yiyecekler ararsınız.
Heyecanlıyken; dondurma ve sütlü tatlılar gibi yumuşak ve şekerli yiyecekler ararsınız.
Stresliyken; patates cipsi ve ay çekirdeği gibi tuzlu yiyecekler ararsınız.
Kendinizi yalnız hissettiğinizde; makarna, pizza ve baklagiller gibi sizi doyuracak yiyecekler ararsınız.
Kıskançlık hissettiğinizde, kıskançlık duygusu beyninizi de kandırmıştır ve önünüze geleni itiraz etmeden yemek istersiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA