Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hz. Yunus'un ibretli hayatı

Yunus Peygamberi bilirsiniz. Kuran-ı Kerim'de ona zûn-nun - balık sahibi denilir. (Enbiya, 87) Sahibül Hut (Kalem, 48) Musul civarına gönderiliyor. Kavmi olan Ninova halkı ile mücadelesi son derece manidardır. 30 yaşlarında peygamber olur. Putperest kavmini hidayete getirmek için 33 yıl çabalar. 33 yılda sadece 2 kişi iman eder.

Hz. Yunus dağa çıkıyor

Hz. Yunus kavminin inkârcılığından bıkıp dağa çıkar. Orada kendini ibadete verir. Sonra iyice daralınca inkârcı kavmine beddua eder.

Onları 40 gün davet et

Yüce Allah Hz. Yunus'a şöyle buyurur: Onlara beddua etme. 40 gün 40 gece onları davet et. Son bir fırsat tanı. Eğer iman etmezlerse o zaman onlar helakı hak ederler.
37. günde Hz. Yunus (a.s.) kavmine der ki: Üç günlük süreniz kaldı. Üç gün içinde renkleriniz değişecek. Renkleriniz değişince azap geldi demektir. Hiçbir şey azaba engel olamaz. Nihayet 40. gün olunca Hz. Yunus direnen kavmini terk etti. Kavmi de yüzlerinin değiştiğini gördüler. Azabın geldiğini anladılar.

Hz. Yunus'u bulamıyorlar

Kavim tövbe etmek için Hz. Yunus'u arıyorlar ama Hz. Yunus ortalıkta yok. Cebrail yana-yakıla Hz. Yunus'u arayan kavmine gitmesini söylese de Hz. Yunus mazeret ileri sürüp gitmez. Ve denize yönelir.

Hz. Yunus'un kavmi tövbe ediyor

Hz. Yunus'un (a.s.) kavmi azabın gelmesine ramak kala toptan tövbe ederler. Dağlara çıkarlar. Yalvarırlar. Anne ile yavruyu birbirinden kısa süre için ayrılıp hasretlik çekmelerini isterler. Böylece Allah onlara acısın isterler. Başlarına toprak saçarlar. Yüksek sesle Yüce Rabbe yalvarırlar. Bu tövbe tam 40 gün sürer. Hatta bunlardan birisi başkasına ait bir kerpici binanın temeline koymuşsa o kerpici söktü, sahibine iade etti. Böyle tam bir tövbeyle tövbe ettiler. Yüce Allah da onların tövbelerini kabul etti. Azabı engelledi.

Azap inecekken azabı kaldıran tek millet

Kuran-ı Kerim bu olayı Yunus Suresinin 98. ayetinde anlatır. Yine bu ayet Yüce Allah'ın azaba karar vermişken azabı kaldırdığı tek kavmin Hz. Yunus'un kavmi olduğunu söyler.
Bunun sebebi de; Kavminin Hz. Yunus'u ararken bulamaması olarak belirtilir tefsircilerce. Neticede; Allah (c.c.) Ninova halkına inecek azaba engel koyar. Tek istisnai hüküm budur. Yoksa azaba karar verildi mi, hiçbir güç engel olmaz.

Hz. Yunus denizde balığın karnında

Hz. Yunus (a.s.) öfkeye kapılıp aceleci davranır ve kavmini terk eder. Kuran-ı Kerim bunu Peygamberimize şöyle anlatıyor: "Öyleyse Rabbinin hükmüne sabırla katlan. Ve öfkeye kapılıp ve sonra ıstırap içinde haykıran balık sahibi (Yunus Peygamber) gibi olma." (Kalem Suresi, 48-50)
Hz. Yunus izinsiz olarak çıktığı deniz yolculuğunda denize bırakılır. (Teferruata girmiyorum, isteyenler Enbiya suresi, 87-88; Saffat Suresi, 140-148; Kalem Suresi, 48-50'ye bakabilir)
Yüce Allah bir balığa -Yunus balığına- ona zarar vermeden onu yutmasını ister. Balık öyle yapar. Hz. Yunus balığın karnında şu duayla yalvarır: "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, haksızlık edenlerden oldum." (Enbiya, 87)
Yüce Allah bu dua üzerine Yunus'u (a.s.) affeder. Hz. Yunus 3, 7 veya 40 gün kaldığı balığın karnından sahile atılır.
Orada Hz. Yunus'un üzerine bir bitki bitirilir. Geniş yapraklı. Hz. Yunus'un iyileşme sürecinde ona hem bitki suyunu akıtsın ve hem de gölge olsun diye.

Bitkiye ağladın. Ama 100 bin inananın da helakını istedin

Burada ilginç bir olay olur. Aslında Hz. Yunus kıssasını yazmamın da temel sebebi işte bu noktayı hatırlatma arzusudur. Denilir ki, Hz. Yunus bir gün bu bitkinin kuruduğunu görür. Ve ağlar. Bir bitki için gözyaşı döker. Bunun üzerine Yüce Allah tarafından şöyle kınanır: "Sen bir bitki için üzüldün ve ağladın. Halbuki sayıları yüz binden fazla olan Ninova halkı için toptan helak istemiştin. Ve hiç üzülmemiştin. (İbn Ebi Şeybe, Musannef, XI, 540, Taberi, Tarih, II, 44)

Hz. Yunus olayında ibretler vardır

Elbette Hz. Yunus'u (a.s.) kınamak bizi aşar. Bizler sadece hadiseyi Kuran ışığında aktarırken Kalem suresindeki 48-50. Ayete dikkat çekebiliriz. Peygamberimize Yüce Allah'ın hatırlattıklarını hatırlarız. ...Öfkeye kapılıp ve sonra haykıran balık sahibi gibi olma."
Öfkeye kapılıyoruz. İnsanları incitiyoruz. Beddua ediyoruz. Tövbe imkânı tanımıyoruz. İnsanları başkalaştırıyoruz. Kan döküyoruz. Aptalca silah kullanarak daha dünyayı tanımamış ufacık çocukları öldürüyoruz. Parkta oynayan çocuk anasının kucağına düşüp ölüyor. Serserinin serseri kurşunu. İffetsizlik yapanlar ayrı hikâye. Namus kirletenler yığınla. Tahammülsüzüz. Toleransımız yok. Bize yakın olanın suç ve günahını yok sayıyoruz. Bize uzak olana suç ve günah isnat ediyoruz. Merhametli değiliz. Adil değiliz. Hakkaniyetten yana değiliz. Bazen bir bitkiye acıyoruz. Ama yüzbinlerce kişiyi yok edecek bedduayı esirgemiyoruz.

***
SORULAR

1- Şevval Ayı Orucu peş peşe mi tutulmalı?
Şevval Ayı Orucunun peş peşe tutulmasını tavsiye eden alimler olmakla beraber aralıklı tutulmasını tavsiye eden alimler de vardır. İki türlü de bu oruç tutulabilir. Bilindiği gibi Şevval ayı ramazanın bitimiyle başlayan aydır. Ve bu ay boyunca herhangi bir zaman diliminde 6 (altı) gün tutulabilir.
2- Eşimle aynı evdeyim ama üç yıldır karı-koca yakınlığımız olmadı, boşanmış olur muyuz? Eşinizle yakınlaşmamanız boşandığınız anlamına gelmez, nikahınız devam eder.
3- Ramazanda tutamadığımız oruçları sonradan kaza ederken art ardamı tutacağız. Hayır. Aralıklı olarak kaza edebilirsiniz.
4- Hıristiyan arkadaşım var. Ramazan boyunca sizi izledi ve etkilenerek oruç tutmaya başladı. Orucu kabul olur mu?
Arkadaşınızın yaptığı ibadetlerin kabul görmesi için iman etmesi şarttır. Yani Yüce Allah'ın bir olduğunu, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) son peygamber olduğuna ve Kuran'ın son kitap olduğuna inanması gerekir. Bununla beraber oruç tutmak istiyorsa buna engel olmayın, bilakis teşvik edin. Çünkü bu onu İslam'a yakınlaştırır. Belki kendi açısından bir dua ve tövbe sayılır. Ama elbette ki yukarıda belirttiğim ölçüde iman etmesini bekleriz ki ibadeti İslami ölçülerde kabul görsün.
***


Bir hadis

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu;
"Kıyamet günü güneş öylesine alçalacaktır ki insanlara birkaç metre yakınlaşacak. İnsanlar da amellerine göre ter içinde kalacaklar. Kimi topukları - na kadar, kimi dizlerine kadar, kimi göğ - süne kadar, kimi de öylesine ter içinde kalacak." Bu esnada Peygamberimiz elleriyle ağzına kadar işaret etti. Yani "ağzına kadar tere bata - caklar" demek istedi.




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN